|


İktidardaki şeytanlar ve Sabahattin Ali
Yılbaşından hemen önceydi. Osmanlı Bankası Müzesi'nin açılışında Cumhuriyet'te birlikte çalıştığımız müzik eleştirmeni arkadaşım Prof. Filiz Ali ile sohbet ederken, Koleksiyon Mobilya'nın 2. kuşak patronlarından Koray Malhan yanımıza geldi. Filiz Ali'ye "Koray Malhan, Faruk Malhan'ın oğlu" diye takdim ederken birden kızım aklıma geldi. "Meral Tamer'in kızı" diye tanıtsalar hoşuna gider mi? Derhal hatamı telafi ettim: "Koraycığım, bu hanım da Sabahattin Ali'nin kızı!"
Yasak çoktan kalktı, ama... Ve böylelikle Sabahattin Ali birden, üçlü sohbetimizin tek gündemi oluverdi. Koray da, ben de hiç Sabahattin Ali okumamıştık. Filiz Ali'yi soru yağmuruna tuttuk. Çocuğum yaşındaki Koray'ın durumu anlaşılabilir de, kendiminkini fevkalade hayret verici buldum. Nazım Hikmet'in bütün kitapları (hatta kimisinden 2'şer tane), o dönemin neredeyse yerli - yabancı tüm edebiyatçılarıyla birlikte kütüphanemde dururken ve kitaplarının yasaklandığı yıllar çok gerilerde kaldığı halde, nasıl olmuştu da ben Sabahattin Ali'ye bu kadar ilgisiz kalabilmiştim?
İlk ipucu, ertesi gün genç dostum Koray'dan geldi. Babasının kütüphanesinde de Sabahattin Ali hiç yokmuş. Demek yalnız değilmişim. Ama Nişantaşı'nda Karum'un sahibi annesi Şule Malhan'ınkinde bol bol varmış... Hıııım! O günden sonra 40 yaş ve üzeri her karşılaştığıma, kütüphanesindeki Sabahattin Ali durumunu soruyorum. Çoğunluk benim gibi! (Bu yazı da belki bu nedenle yazıldı.)
İçimizdeki Şeytan Kurban Bayramı'nda Koray'dan kart geldi. Sabahattin Ali ile buluşturduğum için teşekkür ediyordu. İçimizdeki Şeytan'ı bir solukta okumuş, çok beğenmişti. Hay allah! Kuyucaklı Yusuf'tan Kürk Mantolu Madonna'ya Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan bütün eserlerini kitapçılarda bulmak mümkün, ama gündelik hayhuy içinde ben hâlâ alamamışım!
Sonra ABD Irak'ı işgal etti. Bu olayla yatıp - kalkmaya, ABD müdahaleleriyle ilgili makale ve kitaplar okumaya başladım. 10 gün kadar önce Koray'dan bir hediye geldi: İçimizdeki Şeytan! Ve ben, ölümünün 55. yıldönümünde, tam da öldürüldüğü nisan ayında Sabahattin Ali ile nihayet tanıştım.
Kitabı bir solukta okudum. Hem insanın iç dünyasıyla ilgili çok gerçekçi, bir o kadar da çarpıcı gözlemlerini, hem de o dönemin koyu baskıcı siyasi ortamını yansıtışını çok sevdim.
Kahramanlar yaratmamış Koray Malhan, insana dair gözlemlerden çok etkilenmiş:
"Çok ince bir hümanizması var. İnsanın zaaflarıyla güçlü yanlarını birarada veriyor, bunların çok içiçe olduğunu gösteriyor. Kahramanlar yaratmamış. Bir insanı sevmekle istemek arasındaki kalın çizgiyi, sevmenin çok daha karmaşık, zamana yayılan uzun süreli bir duygu olduğunu çok güzel anlatmış. Kitap olaylar ve kişilerin ötesine geçerek bir düşünce sistemini anlatıyor. Bu mantaliteyle bakılırsa, bu sonuç ortaya çıkar demeye getiriyor. Aynı diyalog, Arjantin'de ya da İtalya'da şehirde yaşayan insanlar için de geçerli. Üstelik geçmişte değil, hâlâ. Sabahattin Ali, tüm insanlığı kapsayan bir şeyleri yakalamış. Bu Türklükle ilgili değil. Bu o dönemle de belki tam ilgili değil. Çok eski zamandan beri tartışılan ve her zaman tartışılacak konular. O, büyük resmi görebilmiş."
İktidarın şeytanı Kitaba önsöz yazan edebiyatçı Selim İleri ise o günlerin boğucu siyasi ortamına da vurgu yapmış:
"İçimizdeki Şeytan, karanlık siyasetin insanları birbirlerine nasıl kırdırtabileceğini gösteren bir ibret kitabıdır. 'Birey'in gelişmesini asla istemeyen bu siyaset, sürekli gözetim ve denetim altında tuttuğu 'sürü'den ayrılmak isteyenlere inanılmaz kertede merhametsiz davranmıştır. Ömer, içindeki şeytanda tiranlığı ortadan kaldıracak 'sanatkâr' bir şey aranıp duruyor. Ama ne yazık ki iktidarın şeytanı, Ömer'in içindeki 'sanatkâr' şeytana yaşama hakkı tanımıyor."
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|