|


Deprem kültürü
DEPREM akşamı CNN Türk'te Yavuz Baydar'ın "Soru Cevap" programını izliyorum. Konuğu, Prof. Niyazi Türkelli... Telefonda bir izleyici soruyor:
- Biraz komplo teorisi gibi olacak ama merak ediyorum. Amerika'nın Irak'a attığı bombalar bu depreme yol açmış olabilir mi?
Bütün haber merkezlerine bu şekilde çok soru gelmiş.
Prof. Türkelli'nin cevabı:
- Kesinlikle hayır. Depremi yaratan jeolojik enerji, yüzlerce atom veya hidrojen bombasından daha büyüktür...
Jeolojik hareketlerle sıkışan Anadolu yarımadasında zamanla biriken sıkışma enerjisi aniden toprağı biraz ileriye veya sağa, sola sıçratıyor, deprem oluyor. Bunun olduğu hatlara fay hattı diyoruz.
Bu coğrafyada tarih boyunca deprem olmasının sebebi bu... Bunun tedbirini alarak yaşamak başka, oluruna bırakıp facialarla karşılaşmak başka...
***
TOPRAĞIN depreşmesiyle, üstünde yaşayan insanlar arasında bir sebep sonuç ilişkisi yok. Ama depremin can ve mal kayıplarıyla o topraklarda yaşayan insanların kültürü arasında yakın bir sebep sonuç ilişkisi var.
"Irak savaşının da rolü var mı?" diye merak edilebilir elbette...
Kimse uzman olmak zorunda değil...
Ülkemizin deprem kuşağında olduğunu bilmeyen mi kaldı?! Ama işte "bilmemiz" de pek işe yaramıyor.
"Bile bile..." facialar yaşıyoruz işte...
"Bilmek" başka, bilincine varmak, kültür ya da hayat tarzı haline getirmek başka...
Bir taşınmaz mal alırken, mesela hiç "zemin etüdü"nü incelemek aklımıza geliyor mu? Zorunlu deprem sigortası yaptırdık mı?
Bingöl'de 26 bin konuttan sadece 380'inin sigortası varmış! Öteki illerimizde çok mu farklı sanki?
"Yöneticilerimiz" kadar toplum olarak hepimiz suçluyuz.
Ve işte Japonya'da vız gelip tırıs giden 6.4 şiddetindeki bir deprem, bizde facialara sebep oluyor.
Elbette ekonomik kudret önemli ama İzmit depreminde lüks siteler de yerle bir olmuştu.
***
DEPREMLERDE en çok kamu binalarının çökmesi, nereden başlayacağımız konusunda bir kırmızı alarmdır.
Bingöl depremini bir facia haline getiren birinci faktör de, Çeltiksuyu Bölge Okulu'nun yatakhanesinin çökmesidir. Derin uykuda küçük yavrular enkaz altında ezildiler, can verdiler, çırpındılar...
Küçük çocuklar, çocuklar!
Malzeme çaldığı söylenen müteahhitten göz yuman herkese kadar sorumluların tespit edilmesi, "takdiren ve teşdiden" en ağır cezaların verilmesi gerekir...
Yetmez... "Depremle yaşamayı" ve "depreme dayanıklı yapılaşma"yı bir hayat tarzı haline getirmemiz şart... Yönetenler ve denetleyenler üzerinde toplumsal bir baskı oluşturmalıyız.
Yavaş da olsa bilincimiz gelişiyor. İşte Bingöl depreminde ilgililer daha hızlı davranabildiler.
Keşke "çadır gösterisi"nde müessif olaylar da olmasaydı... Belli ki provokasyon var. Ama devletin yardım dağıtımında belediyelere ve muhtarlara güvenmeyip 'tekel' kurmasının yarattığı 'sıkışma' da halkı öfkelendirdi. Emniyet güçleri de aşırı tepki gösterdi.
Hükümetin atik davranıp emniyet yetkililerini değiştirmesi iyi bir refleks... Şimdi ilk iş aynı hızla yaraları sarmak...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|

|