|


Doğu insanını anlamak
Bingöl'de depremin ardından ikinci şok dün Valilik önünde yaşandı.
Geceyi dışarıda geçiren insanların üzerine polis otosu sürüldü. Vali ve AKP'li milletvekillerinin yatıştıramadığı kalabalığı dağıtmak üzere havaya ateş açıldı. Gösteriler sokağa yansıyınca protestocular arasından mağazalara, araçlara taş ve sopayla zarar vermeye çalışanlar çıktı.
Ekranlara yansıyan görüntüler Bağdat'ı andırıyordu.
Elindeki otomatik silahların ateşiyle halkı valilik binasından uzaklaştırmaya çalışan özel tim mensupları, 24 saat önce 'ölüm korkusu' yaşamış bu insanlara karşı biraz daha hoşgörülü davransalar, 'provokasyon' hazırlığı da boşa çıkartılmış olurdu.
Hükümet olaydan sonra Bingöl Emniyet Müdürü'nü açığa aldı. Ancak BBC, CNN gibi uluslararası haber kanallarında Türkiye, depremin ikinci gününde 'arama kurtarma' çalışmalarıyla değil, halkın üzerine doğrultulmuş silahlarıyla haber oldu.
SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar dün Bingöl'deydi.
'Doğu insanını anlamak gerekir' diyordu: "Yaşanan facia az değil, Pülümür depreminden sonra Bingöl ve çevresiyle ilgili uyarılar yapılıyordu. Kimse bu raporları dikkate almadı. Buna rağmen halk, deprem Allah'tan, devlet yaraları sarar diyor. Çeltiksuyu okulunu görünce isyan etmemek mümkün değil. Üç tane bina yapılmış, okul binası hasarlı, lojman sağlam, yatakhane yerle bir olmuş. Ne yazık ki enkaz altındaki 35 - 40 çocuktan umut kesilmiş. Müteahhit ortada yok, kaçmış!"
Sahi, 1000 çadır yerine 5 bin çadırı aynı gün Bingöl'e göndermek zor muydu?
Üstelik Kızılay, Irak savaşında olası göçü önlemek üzere aylarca hazırlık yapmıştı. Sağlar ve SHP ekibi dün öğle saatlerinde Bingöl'den ayrılırken, Kızılay'ın seyyar hastanesini, mutfak ve çadırlarını taşıyan TIR'lar kente giriş yapmak üzereydi.
Dağıtımın şekli gecikmeye neden olmuş. AKP'li milletvekili köylerine öncelik verileceği şeklindeki spekülasyonlar da valilik önündeki gösteriye ve 'istifa' çağrılarına yol açmış.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın soğukkanlı bir üslupla halkı yatıştırmaya çağırması yerindeydi.
Ankara bu defa hızlı davrandı. Silahlı Kuvvetler her zamanki gibi depremzedelere ilk anda yardım elini uzattı. Sivil Savunma birlikleri ve AKUT benzeri tam 16 gönüllü kuruluş Bingöl'e çocukları, öğretmenleri, enkaz altında kalan aileleri kurtarmaya koştu.
20 saat sonra kurtarılan Mesut'un ve babasının sevinci göz yaşartıcıydı.
Başka acılar yaşanmadan çürük yapılanların deprem güvenliği konusunda önlemler anılabilse... Çocukların ölümü karşısında yüreği yanan Ankaralı dostumuz Hüseyin Altınel, 'Malzemeden çalan müteahhidin denetimden kaçmasını önlemek için kamu inşaatlarında beton santralları kullanılamaz mı?' diye soruyordu.
Önce insan... Mevzuattan önce vicdan diyoruz.
Tereyağından kıl çeker gibi gelen demirlerle okul yapan bu insanlara ceza uygulasanız ne olacak? Veli Göçer'i bugün kaç kişi hatırlıyor?
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|