03 Mayıs 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Vestel'de Çince ve suşi dersleri

     Türkiye Fiat ve Ford'un belli başlı üretim merkezlerinden biri haline geldiğinde bizler sevinirken, o günlerde halen Tofaş'ın başında olan Fiat'ın başkan yardımcılarından Jan Nahum uyarıyordu:
     "Fiat ve Ford'un üretim merkezi olduk diye yan gelip yatamayız. Ar - Ge'ye ağırlık verip teknoloji üreterek artı katma değer yaratamadığımız takdirde, 8 - 10 yıl içinde bu büyük üretim merkezleri, Çin ve Hindistan gibi bizden daha ucuza üretim yapan ülkelere kaydırılabilir. Bugün elde ettiğimiz avantajlı durumumuzu koruyabilmemiz için üretim katma değerini teknoloji yaratma katma değerine dönüştürme ve teknoloji üretme mecburiyetimiz vardır."
     Coşkusu, heyecanı ve dinamizmiyle bende hep profesyonel yöneticiden çok yaratıcı sanatçı izlenimi uyandıran Jan Nahum'un bu sözlerini, Zorlu Grubu'nun 50. yılı dolayısıyla düzenlenen toplantıda da hatırladım.
     Örneğin Vestel Grubu Başkanı Ömer Yüngül, taa 1996'dan beri Vestelli genç mühendislerin Silikon Vadisi'ne yerleştirilmiş olmasını da 2 yıl önce İngiltere'de satın aldıkları Ar - Ge şirketinde istihdam ettikleri 40 mühendisle 50 patent başvurusunda bulunmalarını da "Dünya pazarında yarınlarımızı teminat altına almanın başka yolu yok," diye açıkladı.
     
Küresel rekabet
     Zorlu Grubu'nun 4 tepe yöneticisi (tekstil, elektronik, enerji ve finans) ile 2 patronunu peşpeşe dinlerken, hep dünya ölçeğindeki bir rekabete ayak uydurma vurgusu dikkatimi çekti. Belki 1994 gibi Türkiye'nin krizli bir yılında Vestel'i satın alarak tekstil gibi deneyimli oldukları bir alandan elektronik gibi hiç bilmedikleri bir denize yelken açtıkları için. Belki pek çok yönüyle eleştirebileceğimiz Vestel'in eski patronu Asil Nadir'in, bu kuruluşa baştan beri bir dünya vizyonu koymuş olmasından dolayı. Hatta belki de Türkiye'de üretim yapan Koç ve Profilo gibi rakiplerin aksine iç pazarın tadına varma imkânı kalmadığı için...
     Zorlu Grubu, tekstilde de elektronikte de ihracatla ayakta duruyor. 600 milyon dolarlık tekstil cirosunun 300 milyon doları ihracattan. Elektronikte bu oran yüzde 80'leri aşıyor. 2003 için öngörülen 1.6 milyar euroluk cironun 1.3 milyar eurosu ihracattan gelecek. Yüngül'ün verdiği bilgiye göre kârlılığı ise cironun yüzde 8'i olarak hesap edebiliriz.
     
Krizde büyümek
     İyi de iç pazar ayağı olmadan kârlılık nasıl mümkün olabiliyor? Ahmet Zorlu bu sorumu, "Önemli olan ölçek. Üretimde büyük ölçeklere eriştiğiniz zaman birim maliyetlerinizi düşürebiliyorsunuz" diyor. Ben buna 2 önemli etken daha eklemek istiyorum:
•   Birincisi yıllanmış şirket olmamanın da getirdiği avantaj. Tekstil hariç diğer tüm şirketler Türkiye'nin zor zamanlarında işe başlamış. Yayılma lüksleri yok. İsraf yok.
•   İkincisi ağabey Zeki Zorlu'nun şu sözlerinde gizli: "Çalışmayanı affetmiyorum." Anlaşılan Zorlu Grubu'nda önünüzün çok açılabilmesi de mümkün, kolaylıkla kapının önüne konabilmeniz de...     
     
İyi koku almak
     Ahmet Zorlu'ya göre önemli olan "Kokuyu iyi almak. Pazarı iyi takip etmek. Yatırımlar konusunda gecikmeden karar vermek." Hızlı hareket etmenin yanı sıra çok önemli bir noktanın daha altını çiziyor Zorlu: "Maddi gücümüz varsa yatırım yaparız, yoksa katiyen girmeyiz. Orası kâr ediyor, oradan para çekelim de öbür şirkete koyalım demeyiz. Her şirket kazancını kendi yatırımına dönüştürür. Ortaklarımız oradan pay almaz. Zaten halka açık şirketlerimizde hisse senedi sahipleri bu yüzden şikayetçiler. Dünyada rekabet gücümüzü kaybetmemek için yatırıma devam etmek zorundayız."
     Grubun sloganı:
     Olacaksan en güçlüsü ol
     Çıkacaksan en yükseğe çık
     Gideceksen en uzağa git
     Yapacaksan en iyisini yap
     Vestel'in Manisa'daki fabrikasında şu anda 20 kişi Çince öğreniyormuş, 15 kişi Japonca dersi alıyormuş. Aşçıbaşı da "Nasıl suşi yapabilirim?" diye kursa gidiyormuş. Herhalde "Gideceksen en uzağa git" hedefinin bir parçası...
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     





Taha AKYOL
Deprem kültürü

Çetin ALTAN
Kepazeliğin kanlı dorukları

Melih AŞIK
Cannes yolunda

Fikret BİLA
Düzeni değiştirmek

Hasan CEMAL
Halktan korkarak demokrasi olmaz!

Güneri CIVAOĞLU
Bingöl'ü hissetmek

Can DÜNDAR
Hayat dersinden ihmale kalmış çocuklar

Abbas GÜÇLÜ
Politikacılar yalana doymadı

Sami KOHEN
Dünya da "neden ders almıyorsunuz" diye soruyor...

Mehmet Y. YILMAZ
Evet, iddialıyız.. En güvenilir gazeteyiz

Meliha OKUR
'Yeşil sermayeye özel pazar'

Hasan PULUR
Bakanın hayatındaki tesadüfler!

Derya SAZAK
Doğu insanını anlamak

Meral TAMER
Vestel'de Çince ve suşi dersleri

Tamer HEPER
Kapıdan alışveriş

Güngör URAS
Çiftçiye mazot parası

M. Ali BİRAND
Boşverin, bize birşey olmaz (!)