|
|


Güven, adaletten geçer
Tribün şiddeti panelleri iyi niyete rağmen, laf döngüsünden kurtulamıyor. Kurtulamaz, çünkü özeleştiriye rağmen, elitler sınıfı görüntüsündeki kulüpler ve federasyon yetkilileri, teşhisleri birkaç çapulcu iddiasına tıkıyor. Bir numaralı muhatap taraftarlar, panellerde yer alamıyor, fikir beyan edemiyor.
Taraftar ucube değil, insan... Spor camiası, halkın içinden gelmiş olmasına rağmen, sosyal yapıdan ve tribün kültüründen kendini soyutlayarak, hayallere ve teorilere bel bağlıyor. "Şiddet azınlık bir grubun suçu" deniyor, ama yasakları herkesi aynı kefeye koyarak uyguluyorlar. Bu yüzden anons, deplasman yasağı gibi yüzeysel önlemler elde patlıyor.
O azınlığı temizlemek çözümün kendisi değil, sadece parçası. Hep davranış odaklı bir bakışımız var. Halbuki hizmetlerin iyileştirilmesi de bir aşama. Taraftar stadlarda "layığınız budur"u yaşıyor her maç. Giriş - çıkışlar can pazarı... Hizmetler yetersiz, tuvaletler pislik yuvası... Siniri gerilmiş polisle, insan yerine koyulmadığını gören taraftarın gelenekselleşen çatışması, sadece holigan kavgalarına bakış açısıyla mı çözülecek? Elbette diğer ülkelerdeki uygulamalar dikkatlice incelenmeli. Ama holiganizm ne kadar evrensel olsa da, insan faktörü genellemeye galip çıkıyor. Toplumun değerlerini ve sistemin işleyişini gözönünde bulundurup, örnekleri adapte etmeli, gerekirse kendi modelinizi yaratmalısınız.
Bu modeli oluştururken, kabullenilmesi gereken ilk şey; futbolumuzun tüm dinamiklerinin nefret kültürü üstüne oturduğudur. Milli maçlara kadar... Ülke içinde yerdiğimiz davranışları, uluslararası maçlarda hakmış gibi görüyor ve örtbas ediyoruz. Bu noktaya getiren birey yapımızdaki saldırganlık, küfür alışkanlığı, sahaya hükmetme duygusundan fazla federasyon, medya, kulüpler, MHK gibi kurumların bozuk yapısıdır. Nefreti doğuran yolların tıkanması için bu kurumların güven verici olması lazım; ama değiller... Şu anda tüm takım taraftarları hepsine şüpheyle yaklaşıyor.
Spor camiası hakemlerin eyyam yaptığını, kulüplerin hakem atamalarına etki ettiğini, federasyonun başarı payesi adına bazı takımlara tölerans gösterdiğini, medyanın kişi ve kurumlara göre taraflı davrandığını, belediye desteği yüzünden kulüplerin siyasi silah haline dönüştürüldüğünü ve bunun lig sıralamalarına yansıtıldığını inkar etmekten vazgeçsin artık. Tüm dünyada bu "perde arkası futbol", "sadece futbol" kelimesinin ruhunu ele geçirme çabasında. Ama yüzde yüze varacak kadar sonuçları belirlemesine izin verilen ülkelerden biriyiz. Yetkililer önce icraatleriyle insanları samimi ve adil olduklarına, bu işi çözmek istediklerine ikna etmeli. Tutarsız tavırlarıyla asla inandırıcı değiller. Zira yazılı kurallara ve ilkelere değil, ortama ve şartlara göre taraf tutan bir zihniyete bağlı futbol düzenimiz. Lehine işleyenler susuyor, diğerleri ağlıyor ve roller rüzgarın esişine göre değişebiliyor.
ekoksaldi@milliyet.com.tr
SPOR

Fernandez diyor ki
At yarışları
Avrupa Ligleri
Efes Pilsen Şov : 93-57
2. LİG puan durumu
L.A Lakers sarsılıyor
Bahar Kupası kaçtı
Ve Iencsi imza attı
Serhat af bekliyor
Başkent'e şikayet
Söz verdi, Aybaba kaldı
'Dalgalarla yaşıyorum'
Çizme basınının Emre şaşkınlığı
Bunu da gördük!
Kadıköy'de UEFA hesabı
Haber turu...
Fenerbahçeli menajer doğar!
Güven, adaletten geçer
|
|

|