11 Mayıs 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         


Ahlak taciri, kumar kurbanı

İnsanın nefsini disipline etmesi üzerine ahkam keserek milyarder olan eski Eğitim Bakanı William J. Bennett son on yılda pokerde 8 milyon dolar kaybetmiş

     Washington

     William J. Bennett: Amerikalıların akıllarındaki, sübyancı Katolik papazlar ve dini bütün Müslüman teröristlerle dolup taşan salkım-talkım çekmecesine sıkıştırdıkları son adam.
     İşaret parmağını milyonlarca insanın yüzüne sallamayı kariyer edinmiş birisi. Ününü ve parasını ahlak tacirliğinden kazanan, "gökten inme" kutsal kitaplara "yerden bitme" birer nazire sayılabilecek "erdem" konulu yapıtlarıyla başımıza "iyinin, güzelin, doğrunun tekeli" olarak dikilivermiş bir Amerikan muhafazakarı.
     Dahası, sağ kanat siyasetçilerle hep kol kola gezmiş, Cumhuriyetçi başkanların emrinde Eğitim Bakanı ve Uyuşturucu ile Mücadele Şefi olarak hizmet vermiş bir "temiz" beyefendi.
     Eski Başkan Clinton’ın uçkur meselelerinin ABD’nin bir numaralı devlet sorunu haline geldiği ve bugün Başkomutan Bush’un Washington’ından bakınca, bir peri masalı uzaklığında ve pembeliğinde kalan o günlerde, her akşam televizyon ekranlarından Amerikan halkına "Bu ahlaksız adamı, başınızdan atın ey ahali" çekmiş bir vaiz.
     Clinton gitti gideli ve Bush, ilk iş olarak, Oval Ofis’in yerlerini çamaşır suyuyla ovdurdu ovduralı, Cumhuriyetçilerin pür-ü pak namusu gönlümüzü öyle bir ferahlattı ki, artık Bennett’i eskisi kadar çok seyretmemize gerek kalmadı. Zira liderleri ve rehberleri ahlaklı bir toplumda yaşamanın huzuru içindeyiz!
     Dolayısıyla, Bennett’in kıvrımlı yüzü, birdenbire yine, akşamları yemek odamıza uğrar olunca yadırgadık önce.
     Acaba "Dick Cheney’nin eski şirketinin, Irak’ta yedi milyar dolarlık iş kapatmasına dil uzatan namussuz Demokratların yeni seks skandalları mı olmuştu da koro halinde ‘cık cık cık...’ dememizi gerektiren günler mi gelmişti yine" diye düşündük doğal olarak.
     Meğer değilmiş. Mesele soldan yeni bir ahlaksızlık örneği değil, Bennett’in kendisiymiş. Meğer gündüzleri ahlakçı Bennett, geceleri pokerciymiş.
     (Şimdi burada, hemen bir parantez açayım ve belirteyim ki, hayatında casinoya adım atmamış, parasına iskambil oynamamış, at yarışına gitmemiş, arkadaşlarıyla, o da pek nadiren, yemeğine ya da birasına bahse girmenin ötesinde "kumar" sayılabilecek hiçbir oyuna bulaşmamış olmakla beraber, pokerin pek keyifli olduğunu en başta teslim edecek insanlardan biriyim. Ayrıca kumara karşı ahlaki bir karşı tavrım da yok kesinlikle. İsteyen parasını istediği gibi harcar, sonuçlarına da katlanır diye düşünenlerdenim.)
     
     "Kumarbazlar Kralı" Bennett
     Dönelim Bennett’e. Aslında, ahlak vaazları verirken kumarbazlığı da eleştiren Bennett, kendi poker tutkusu konusunda daha önce de bir iki laf etmiş, "Yıllardım oynarım, beni gevşetir" demişti. Eh ne de olsa, Bennett’a göre, "Kumarbazlık içki gibi" idi, "nerede duracağını bilmiyorsan, yapmamalı" idin.
     Buraya kadarı iyi güzel. O kadar güzel olmayan Bennett’in poker sevgisinin boyutlarının geçen hafta, doğrudan ABD’nin yasal casinolara sahip iki kenti (Atlantic City ve Las Vegas) kaynaklı bilgilere dayanılarak ilk kez kamuoyuna yansıması.
     Medya, kumarhane belgelerinden yola çıkarak verdiği haberlerde, Bennett’in bu iki kentte tam bir "kumarbazlar kralı" muamelesi gördüğünü, büyük casinoların kendisini havaalanından limo’larla aldırıp, en lüks otellerde "misafir" olarak ağırladığını yansıttı.
     Neden mi? Çünkü Bay Erdem’in poker keyfinin son 10 yılda kendilerine kazandırdığı para sekiz milyon dolarmış da ondan!
     Yanlış anlamaya mahal kalmasın; yeniden yazayım: Bennett’in, 1990’ların ortalarından itibaren, poker masasında bıraktığı para sekiz milyon dolarcıkmış da ondan!
     
     Her konferanstan 50 bin dolar
     İşte benim zillerim de tam burada çalmaya başladı. Bennett öylesine zengin ki, pokerde ne kadar para kaybederse kaybetsin, çocuklarının rızkını tehlikeye atma riski yok, onu biliyorum. Alnının akıyla kazandığı parayı nereye harcadığının hesabı da aslında beni ve günlerdir bu meseleyi tartışan Amerikalıları pek ilgilendirmemeli öyle değil mi?
     Olmuyor ama. Bennett’in "erdem üzerine" verdiği her konferanstan 50 bin dolar, yani dakikada ortalama bin dolar kazanması insanı ister istemez düşündürüyor. İnsanın nefsini disiplin altına alması üzerine ahkam kese kese milyarder olmuş, milyonlarca insanın "Ah, üstün insan, kutsal yaratık" hezeyanları içinde, ağzının içine bakmasından haz duyagelmiş birinin kafanızdaki imajı, iki aylık bir dönemde bir casinonun hesabına "zararlarına mahsuben" bir milyon 400 bin dolar havale ettiğini gönderen alındı belgesiyle birleşince, "talkım-salkım" çekmeceniz, "Hani bana, hani bana" tekerlemesine başlayıveriyor.
     İnsanları ahlaken kurtarmayı iş edinmiş adamın, pokerde kaybettiği sekiz milyon dolarla, kaç yoksul çocuğun hayatını kurtarabileceğini düşündükçe, aritmetiğiniz şaşıyor. n
     





 Ahmet Turhan Altıner
 Ali Rıza Kardüz
 İlber Ortaylı
 Ülkü Tamer
 Yasemin Çongar