11 Mayıs 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         


Irak'ta özgürlüğün zembereği boşalıyor

Saddam tiranlığından kurtulan Irak'ta, şimdi kendini tarif özgürlüğü yakalanıyor. Irak Komünist Partisi yeraltından çıkmış... Her yerde yeni bir heyecan, her gün yeni bir parti...

     Bağdat Günleri

     Hasan CEMAL

     Sabah vakti Endülüs Meydanı. Irak Komünist Partisi, kızıl bayraklar, orak çekiç. Duvarda 1 Mayıs afişi, yumruk sıkılmış, slogan atılmış: Güvenlik, barış, demokrasi! Çat kapı parti ziyareti!
     Gazetecilere her yer açık. Çünkü, söyleyeceği çok şeyi var herkesin. Çünkü, kırk yıllık Baasçı diktanın ardından özgürlüğün zembereği boşalmaya başlıyor.
     Arı kovanı gibi işleyen bir genel merkez. Daha yeni legale geçmişler, yani yeraltından çıkmışlar.
     Duvarda bir slogan daha:
     Özgür vatan, mutlu halk!
     Gençten biri yanıma geliyor. Ortaokul mezunu ve işsiz. Adı, Besim Abdurrahman:
     "Babam şehittir. 1980'de tutukladılar. Devlet dairesinde şofördü. 1984'te öldüğünü bildirdiler. Ama cenazesini vermediler. Ben 5 yaşındaydım öldürüldüğü zaman. Hatırlamıyorum babamı..."
     Cehennemde devrim lazım!
     1934'te kurulmuş Komünist Parti.
     Krallık döneminde serbest. Baas iktidarıyla birlikte yasaklanıyor. 1979'da Saddam Hüseyin'in iktidar dizginlerini eline almasından sonra gerçek baskı dönemi başlıyor.
     
     'İslamcılar da siyasette olsun'
     "Binlerce ölü ve kayıp verdik" diyor Dr. Ali Oda, partinin dış ilişkilerden sorumlu Merkez Komite üyesi. Sovyetler'de, Kiev'de siyaset bilimi okumuş. İki kez uzun yıllar hapis yatmış.
     Irak'ın çok güç bir dönemden geçtiğini anlatıyor. Demokratik bir anayasanın yapılmasını, ulusal bir koalisyon hükümeti kurulmasını istiyor. Radikaller dahil İslamcı partilerin de siyaset sahnesinde yer almasından yana:
     "Yeter ki sandıktan çıkan demokrasiye saygılı olsun. İktidarın seçimle el değiştirmesine, yani oyunun kuralına rıza göstersin."
     Amerika konusunda olumsuz bir dil kullanmıyor. Birleşmiş Milletler'in devreye girmesini istiyor. "Amerika'nın Irak'taki nüfuzu ancak böyle dengelenir" diyor.
     
     'Halk kendi derdinde'
     Erbil'deki Selahattin Üniversitesi'ndeki hocalığını devam ettirdiğini, öğretimin Arapça ve Kürtçe olarak iki dilde yapıldığını sözlerine ekliyor. Vedalaşırken de, "Halk şimdi kendi derdinde. Politika falan o kadar umurunda değil" diyor.
     Çıkarken biri yanaşıyor:
     "Irak Edebiyatçılar ve Yazarlar Birliği'nin ilk toplantısı yapılıyor, izlemek ister misiniz?"
     Birlikte yürüyoruz.
     Bahçe içinde, tek katlı, yağmalanmış bir ev. Giriş kapısının üstünde, kırmızı harfli uzunca bir yazı.
     Gülüyor:
     "Saddam'ın bir sözü, silmeye vakit olmadı."
     Salon temizlenmiş, duvarlara birkaç tane yağlı boya tablo asılmış. "Evvelce yalnız Baas Partisi'nden olanların sesi çıkar, ötekiler boğulurdu" diyor kulağıma eğilip, şairmiş, "Çok yakın zamana kadar tek ses çıkardı. Baasçı olmayanlar çok baskı gördü. Şimdi özgürlük ortamı teneffüs ediliyor. Çünkü herkesin söyleyeceği bir şey var."
     Boğucu sıcak. Elektrikler kesik olduğu için tepemizdeki pervaneler dönmüyor. İlk toplantı için bir bildiri taslağı hazırlanmış: "Bu vatanda korkusuzca ve içimizde yalnızlık hissetmeden konuşabilme özgürlüğünü artık tatmak istiyoruz. Vatanımızda düşünürler baskı gördü, sürüldü, öldürüldüler."
     Hürriyet sözcüğü ne çok geçiyor. Hikâye yazarı, ismi Hamid el Muhtar. "Irak içimde büyük bir hüzün" diye başlıyor toplantıyı açış konuşmasına, "Hâlâ korkuyoruz, burada konuştuklarımızdan dolayı başımıza bir şey gelir mi diye..."
     Cehennemde devrim lazım.
     "Sürgün zor bir zanaattır!"
     Nâzım Hikmet'ten bu dizenin de geçtiği konuşmada kulağıma en çok istibdat sözcüğü çalınıyor. Orta yaşlı bir şair, Muhammed Hüseyin El Yasin bir şiir okuyarak başladığı konuşmasını, "Sesimiz tekrar çıkıyor, bundan çok mutluyum" diye sürdürüyor. Şiirini okurken bir kadının gözleri doluyor. Konuşması bitince çok alkışlanıyor.
     
     Irak kâbustan uyanıyor
     Kendini tarif özgürlüğü!
     İnsanlığın gereği olan bir özgürlük. Çünkü insanları torna tezgâhından çıkaramazsın. Tek tip düşünmeye zorlayamazsın. Baasçılık yıllarca bunu denedi. Ama olmadı.
     Yaşamak için acı çektirildi insanlara. Saddam tiranlığından kurtulan Irak'ta şimdi kendini tarif özgürlüğü yakalanıyor. Acısı insanın içine çöken Irak bir kâbustan uyanıyor!
     Cehennemde devrim lazım.
     Her yerde heyecan var.
     Her şey sanki yeni.
     Her gün yeni bir parti, her gün yeni bir gazete. Bayiler gazeteleri tam sayfa halinde asıyorlar. İnsanlar bayilerin önünde toplanıp gazetelerin birinci sayfalarını ayaküstü okuyorlar. Genellikle her gazetenin manşetinde İngilizce bir başlık da var. Bağdat'ta kaynayan gazeteci milletine önemli sayılan mesajlar böyle veriliyor.
     Özgürlüğün tadı çıkarılıyor.
     
     Bulana kıymetli bir ödül...
     Parti kurmayan yok. Nereye başını çevirsen bir duyuru. İşte bak, bir tane daha:
     Asuri Yurtsever Partisi!
     "Yasser."
     "Yes sir."
     "Bas gaza, Özgür Mahkûmlar'a..."
     "İnşallah."
     Burası bir başka âlem. Arı kovanı gibi kaynıyor. Beyaz entarili erkekler, siyah çarşaflı kadınlar. Herkes duvarlara asılı listelerin başında, işaret parmaklarının ucuyla isimleri tarıyorlar. Binanın girişine birçok fotoğraflı duyuru asılmış. Genç, yakışıklı bir çocuk. Püsküllü beresi ve siyah peleriniyle mezuniyet günü çektirdiği anlaşılan fotoğrafın altında şu satırlar: "Kayıp tutuklu, Dr. Muhammed Hasan Hüseyin. 1980'de hapsedilmişti. Onu bulanın aşağıda adrese bildirmesini... Bulana kıymetli bir ödül verileceğini..."
     Özgür Mahkumlar Cemiyeti'nin girişinde bezden bir afiş: "Oğullarımız nerede? Kardeşlerimiz, babalarımız nerede?"
     Biri yanıma yanaşıyor:
     "Babam doktordu. 1981'de Saddam'ın adamları tutukladı. Adı, Falih Hasan Ode. O zaman bilmiyorduk, gizli İslam'a Davet Partisi'nin üyesiymiş babam. Mallarımıza da el konulmuştu. Ben herhangi bir partiye üye değilim. Babamı arıyorum. Saddam'ın bu halka yaptığı zulmü duyurun."
     
     Mezarcı ile işbirliği
     Cehennemde devrim lazım!
     Duvara kocaman yazmışlar: "Cellat kaçtı, benim kardeşlerim nerede?" Dosyalar etrafa saçılmış. Bir sürü ismin yazılı bulunduğu, imzalı idam kararlarını içeren dosyalar. Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait bu dosyalar savaş sırasında olmadık bir yerde bulunmuş. Daha birkaç haftalık geçmişi olan Özgür Mahkumlar Cemiyeti tarafından tasnif ediliyor.
     Gençten bir yetkiliyle sohbet:
     "Son on beş yirmi yılda tutuklananların yakınları da tutuklama nedenini soramıyorlardı. Gidip araştırma yapanların başına bir şeyler gelebiliyordu çünkü. Bu dosyalarda adı bulunanların çoğunluğu idam edilenler. Şimdiye kadar 5663 kişinin isimleri tespit edildi, askıya çıkarıldı. Bazı dosyalarda mezar yeri belli. Onları yakınlarına bildiriyoruz. Mezarcı, Halit El Ani. Bu adam, Saddam döneminde idam edilenleri o gömerdi. Şimdi aynı adam, şehit aileleriyle işbirliği yapıyor, vefat belgelerini veriyor, mezarları bulmaya yardımcı oluyor."
     Nehrin kıyısında bir ev.
     Saddam'ın yakınındaki General Sufyan'ın eviymiş. Bu yakınlarda bir gün el koymuşlar. Dicle ne güzel akıyor. Hurma ağaçları... Bu cennet güzelliğin içinde acı çekmek hep insanoğlunun başarabildiği bir şey.
     Cehennemde devrim lazım!
     İçim daralıyor.
     "Yasser."
     "Yes sir."
     "Hadi bakalım, Cehennemde devrim diyen o koca şairin kahvesine gidelim."
     "İnşallah sir."
     Osmanlı'dan kalma Reşit Mahallesi. Daracık caddeyi sonradan İngilizler genişletmiş, askeri araçları rahat geçsin diye... Caddenin iki yanındaki zarif tahta oymalı cumbalı evler bizim buralara uzanan köklerimizin işareti.
     Ama hepsi harap...
     El Zehavi Kahvesi.
     Etraf köhnemiş. Dalmış, nargilesini fokurdatan, dama, tavla oynayan beyaz entarili Araplar... 1930'larda burası şairlerin, yazarların uğrak yeriymiş. Etrafa bakıyorum, onlardan iz yok galiba. O zamanki müdavimlerden biri de Cemil Sıtkı El Zehavi imiş.
     1930'larda yazmış o uzun şiiri:
     Cehennemde devrim!
     Arapçası, "Tavra Fil Cahim..." Ortalık birbirine girmiş. Kurulu düzene isyan ederken, kadın - erkek eşitliği talep ederken kâfirlikle suçlanmış. Kaçmış! Kahire, Şam, Bağdat arasında sürgüncülük oynamış. Ölünce, Reşit Caddesi'ndeki bu kahveye adını vermiş arkadaşları...
     
     Baasçılardan kurtulmak
     Evet, cehennemde devrim demek, insanların kafasını torna tezgâhından geçirmek isteyen Saddam gibi Baasçılardan kurtulmak demek bu dünyada. Cehennemde devrim demek, dini, mezhebi, milliyeti yüzünden insanlara zulmedenlerden kurtulmak demek. Cehennemde devrim demek, benim milliyetçiliğim daha güzel diyerek başkalarının kimliğini, kültürünü inkâr edenleri etkisiz kılmak demek bu dünyada...
     Kısacası: Cehennemde devrim, demokrasi demek. Ama cehennemde devrim için ille de savaş mı gerekiyor? Tarihi kanla yazmak gibi kepaze bir alışkanlıktan ne zaman vazgeçecek insanoğlu, söyler misiniz?
     İyi pazarlar!
     
     
YARIN: Şiiliğin başkaldırı ruhu. Kerbela ve Necef izlenimleri
     
     


SİYASET


Irak'ta özgürlüğün zembereği boşalıyor
'Saltanat aracı' Başbakan'a!
Kadrolaşamazsınız!
Kıbrıs'ta model tartışması
Erbakan, 'Saadet' koltuğuna kavuşuyor
Kısa kısa..





Fikret BİLA
Pişmanlık...
Güneri CIVAOĞLU
Manolya günü
Derya SAZAK
Tak koluna sepeti


 Partilerarası Uzlaşma Komisyonunun uzlaşmaya vardığı Anayasa değişikliği metni için tıklayın
 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)
 DGM Savcılığı'nın Milli Görüş davası mütalaası


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri


 DSP
 MHP
 ANAP
 DYP
 AKP
 SP
 CHP
 BBP


 ADANA
 ADAPAZARI
 ANKARA
 ANTALYA
 BURSA
 ESKİŞEHİR
 GAZİANTEP
 İSTANBUL
 İZMİR
 KOCAELİ
 KONYA
 SAMSUN