|
|


Etnik sürtüşmeye Amerikan freni
Musul ve çevresinde olanları ABD'li asker özetliyor: "Çatışma hali, sürtüşme hali yaşanıyor tabii. Türkmenler en çok Kürtlerden yakınıyor. Araplar da Kürtlerden... Bizim bütün derdimiz, barış içinde bir arada yaşamaktan başka çareleri olmadığını onlara anlatmak..."
IRAK GÜNCESİ - 10
Hasan CEMAL / MUSUL
Erbil'den sabah vakti erken yola çıktık, Musul'a gidiyoruz. Dicle üzerinde Hazır Köprüsü. Bombalanmış. Amerikalılar demirden bir köprüyle yeniden ulaşıma açmış. Namık anlatıyor:
"Bağdat düşmeden önce burada büyük çatışma yaşandı. Biz de içine düştük. Dört beş gün sürdü. Amerikalılarla Peşmergeler, Musul'a açılan bu stratejik yeri ellerinde tutmak istiyordu. Saddam kuvvetleri önce çekildiler, bir gün sonra sürpriz yaparak tekrar saldırdılar. Başımızın üstünden vız vız geçiyordu roketler... Gazeteciler çil yavrusu gibi dağıldık. Bir sivil araç vuruldu. Bombayla parçalanan insanların görüntüsü feciydi ağabey, bir cehennemdi."
Musul, Arap ağırlıklı bir kent.
Sünni Araplar, Kürtler, Türkmenler, öteki Hırıstiyan azınlıklar, Asuriler, Süryaniler, Keldaniler vs...
ABD bayrağı yok
Musul aynı zamanda Saddam'la Baas Partisi'nin özellikle güçlü olduğu bir kent. Araplar, kente Kürt peşmergelerin girmesine karşıymış ama Amerikalılarla birlikte girmişler. Her tarafa Barzani'yle Talabani'nin fotoğraflarını asmışlar.
Arap - Kürt gerginliği yaşanmış.
Yer yer çatışmalar çıkmış.
Araplar, Kürt liderlerin fotoğraflarına ve Amerikalılara tepki olarak kentin birçok yanına Irak bayrakları asmış... Bağdat, Necef, Kerbela ve Kerkük'ten sonra ilk defa Musul'da bu kadar çok Irak bayrağı gördüm etrafta. Bağdat'tan sonra yine ilk kez bu kadar çok Amerikalı askeri devriye geziyordu ortalıkta...
Bu arada bir not:
On bir gündür dolaşıyorum. Bugüne kadar hiçbir yerde asılı Amerikan bayrağı gözüme çarpmadı.
"Musul'da o gün ne yağma vardı ağabey, inanılmaz. Resmi binalar başta olmak üzere herkes her şeyi talan ediyor, her şeyi çalıyordu. Korkunçtu."
Balyoz yemiş gibi
Musul gergin bir kent diye not düştüm küçük defterime...
Ama aynı zamanda çok güzel bir kent. Tarihle flört eden topraklar. Dicle'nin üstünde İngilizlerin 1920'de inşa ettikleri yeşil renkte demir köprünün üstünden geçiyoruz. Camiler, kiliseler. Fatma Kilisesi yazıyor küçük haçın altında. Kutu gibi bir kilise bembeyaz badana boyalı...
Asurilerden bir kale kalıntısı... Yunus Peygamber Camii... Bir zamanlar bizim topraklardan Mekke'ye giden hacı adaylarının en çok rağbet ettikleri kutsal bir mekân...
Ve savaş manzaraları...
Bağdat'ta da böyleydi.
Yan yana binalar, binalar. Sonra hepsinin ortasında tek bir bina, tepesine balyoz yemiş gibi yerle bir olmuş. Bir tek o bina bombayla vurulmuş, ötekilere hiçbir şey olmamış... Amerika'nın savaş teknolojisinde geldiği korkutucu nokta denebilir.
ABD'lilerden brifing
Musul vilayet binası müstahdem mevkiye çevrilmiş. Damında kum torbaları, ağır makinelilerin arkasında Amerikalı askerler. Binanın önünde dikenli teller. İçeri girmek için beklerken bir Türkmen veriyor haberi:
"Musul'a yakın bir kasaba var, Domiz diye. Arap'ın, Kürt'ün, Türkmen'in, gâvurun yaşadığı... Peşmerge gelmiş hepsini çıkarmış, yalnız Kürtleri koymuş. Sonra Amerikalı gelmiş, onları çıkarmış, eski sakinlerini yerleştiriyor."
Sürekli ötüyorum, düüt diye.
Amerikalı asker bir türlü bulamıyor, niçin ha bire düüt diye öttüğümü. İkimizi de gülme tutuyor. Ellerimi havaya kaldırıp arıyorlar. Musul'daki Amerikan işgal kuvvetlerinin Halkla İlişkiler Ofisi'nde brifing alacağız.
Vilayetin alt katındaki dar koridoru arşınlarken üstünde İngilizce yazılmış odalar dikkatimi çekiyor: Ekonomik ve Mali Tim, Sağlık Timi diye devam ediyor.
Basık tavanlı büyükçe bir oda, sahra yatakları, silahlar ve duvara dayalı yan yana masalarda açılmış, faaliyet halinde bir sürü bilgisayar... 101. Hava İndirme Tümeni'nin halkla ilişkiler bölümü... Türkiye'nin yer almadığı 'barış gücü'ne katılmak üzere Arnavutluk'tan ilk askeri birliğin yeni geldiğini öğreniyoruz.
Halkla ilişkilerden sorumlu olan Amerikalı binbaşı, Musul'a ilk kez 24 Nisan'da girdiklerini ve geçen hafta Irak'ta ilk defa yapılan seçimle kentte belediye başkanının belirlendiğini söylüyor. Sonra bir bilgisayar açıp Saddam karşıtı bir hava generalinin (Sünni Arap) belediye başkanı seçildiği süreci videodan bize gösteriyor.
Domiz'de neler olmuş
Amerikalı binbaşının sözleri:
"Etnik yapının karmaşıklığı yüzünden Musul'un çok zor olacağı bize söylenmişti. Ama her şey beklediğimizden hızlı gelişti. Durum sakin. İtfaiye ve polis gücü çalışmaya başladı. Iraklı polisle ilk ortak devriyeler şehirde geziyor. Silahsızlandırmanın zaman alacağı anlaşılıyor. Her tarafa eşit uzaklıkta olmaya çalışıyoruz. Güvenliği sağlama ve normale dönme yolunda hızla mesafe alınıyor. Kimsenin kaostan çıkarı yok."
Domiz'de ne olduğunu sorunca, elimize bir bülten sıkıştırıyor. 101. Hava İndirme Tümeni'nin günlük gazetesi. Bilgisayarla hazırlayıp printten çıkarıyorlar.
Domiz'e gidiyoruz.
Yolda mayın temizleme çalışması...
Öğle vakti, sıcak felaket.
Saddam Hüseyin'in Araplaştırma politikası... Kerkük'ten, Musul'dan, Irak Kürdistanı'ndan her yerden Kürtler kendi köylerinden, evlerinden barklarından zorla çıkarıldı, söküldü sürüldü, (Türkmenler de yaşadı bu felaketi) 1960'larda, özellikle 1980'lerde... Yerlerine Araplar getirildi. Simdi anlaşılan bunun rövanşı yaşanıyor. Kürtler geri geliyor, "Buraları benim" deyip Arapları yerlerinden ediyorlar.
Kısacası:
Bu topraklar trajediye doymuyor.
Domiz'i Amerikan askeri tutmuş.
Dikenli teller.
Elleri tetikte askerler. Bu arada göğüslerinde FIF yazan silahlı milisler. Irak Ulusal Kongresi lideri Ahmet Çelebi'ye bağlı Özgür Irak Kuvvetleri'nin askerleriymiş...
Girişin önündeki kuyrukta, arkaları eşya dolu kamyonetler, kamyonlar bekliyor. Geri dönüş yapan Sünni Araplar, bazı Türkmenler. İtiş kakış yok. Görevli tercüman, tapularla elindeki listeyi kontrol ediyor. İkisi birbirini tutuyorsa, dikenli tel açılıyor, insanlar evlerine geri dönüyor.
Çatışma hali var
Amerikalı askerin verdiği bilgi:
"Çatışma hali, sürtüşme hali yaşanıyor tabii. Türkmenler en çok Kürtlerden yakınıyor. Araplar da Kürtlerden... Bizim bütün derdimiz, barış içinde bir arada yaşamaktan başka çareleri olmadığını onlara anlatmak. Kolay olmuyor. Yüzyıllık etnik ayrılıklar..."
Önce evinde olup geri dönenlerden biri Türkmen çıktı. Muhsin Ahmet, öğretmenmiş. "Bir avrat sekiz çocuk" diyor gülerek.
Komşusu olan Arap anlatıyor:
"Savaş patlayınca kaçtım. Geri döndüğümde bir baktım Kürtler... Amerikalılar geldi, beni tekrar evime yerleştirdiler. Şimdi diyorlar ki, 200 ev Kürtlere, Yezidilere verilecek. Kürtler gelirse ben burada yaşayamam."
Bir başka Arap aile:
"Şimdilik bir derdimiz yok ama hâlâ korkuyoruz."
Demokrasi oyunu için
Korku ne zaman bitecek?
35 yıllık Saddam dönemi özellikle Kürtler için, Şiiler için tam bir kâbustu. İnsanlık adına utanç verici olmadık zulümler yaşandı. Katliamlarla insanlığa karşı suçlar işlendi.
Sonra savaş geldi.
Savaşla birlikte de eski hesaplar... Bu hesaplar ne kadar açılacak? Amerika'nın tutumunda düğümlenen bir soru işareti... Amerikalılarla konuştuğunuz vakit, böylesi çatışmaları engellemek ve barış içinde yaşamanın çerçevesi olan demokrasi oyununu kurmak için Irak'ta bulunduklarını belirtiyorlar.
Neden gelmediniz?
Talahfer'e gitmek ister misiniz?
Yalnızca Şii Türkmenlerin şehri...
Ya da Allah'ın unuttuğu bir yer!
Suriye sınırına 80, Türkiye sınırına 110 kilometre uzaklıkta...
"Türksünüz!"
Evet deyince kocaman bir gülümseme yayılıyor yüzlere. "Hiç yönetici kalmadı. İdare yok. Savaşla birlikte Arap yöneticiler kaçıp gitti. Amerikalılar bize dokunmuyor. Kürtler geldi gitti. Kaçırttık onları... Benzin yok, elektrik var, erzak az..."
Hep aynı yakınma:
"Ne diye Araplara bıraktınız bizi, Türkmenleri? Neden gelmediniz? Yok valla, gelmedi Türk askeri..."
Gülerek söylüyor biri:
"Saddam gitti, demokrasi geldi!"
Talahfer Kalesi. "Çok eski, kadim bir kaledir" diyor dişsiz biri, "Ta Sümerler'den Akatlar'dan kalma..."
Biri yaklaşıyor:
"Benim bir hısmım var Türkiye'de, Tatvan'da, Abdülahet Buldak. Selam et ona..."
Yoksulluk, gerilik, dinci muhafazakârlık, hepsi akıyor talihsiz Talahfer'in yüzünden, insanların gözlerinden...
Ne yazık!
Biri kolumdan çekiyor:
"Amerikalılar az ötede İncirlik yapıyorlar."
"İncirlik Üssü'nü nereden biliyorsun?"
"Türk televizyonlarından, TRT'ye bakıyoruz."
Talahfer'de İncirlik mi?..
Bilmiyorum.
Türkiye'nin bu coğrafyadaki stratejik konumuyla, Amerika'yla özel ilişkisiyle ilgili önemli bir konu... Bugün için bilenen Amerikan uçaklarının artık Kerkük'teki, Musul'daki havaalanlarını kendi üsleri gibi kullandıkları, Irak'ın belirli yerlerinde üsler için planlar yaptıkları sır değil artık.
Birkaç gün de Erbil ve Süleymaniye'de Kürtlerle birlikte olacağız.
Yarın: Başbakan Berham Salih'in Milliyet'e açıklamaları ve Kürtlerin federasyon tezleri
SİYASET

Etnik sürtüşmeye Amerikan freni
Aman, yanlış anlaşılmayın!
Dokunmatik diplomasi
Cumhurbaşkanı Sezer Kelkit Platformu'nda
Hoca'nın ricasına Erdoğan'dan ret
RTÜK, BBP'li Şahin'in adaylığını iptal etti
Mahkemeler 'Avrupa Sözleşmesi'ne uymalı
Kısa kısa..
|
|









|