15 Mayıs 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   


Başarı tutsakları

     Zirve kapışmasının ağız dalaşı girdabına kapıldığı, futbolun samanlıktaki iğne misali kayıplara karıştığı senelerimiz bitmeyecek. En azından kısa vadede. Zira Türkiye'de lobiniz yoksa şampiyonluk için sadece futbol yetmiyor. Yöneticilerin federasyon, MHK, siyasiler ve medyayı içine alan faaliyet alanındaki kirli strateji oyununu çok iyi bilmesi lazım. Şu günlerde Sinan Engin odaklı tartışmaların sebebi işte bu oyun. Sanmayın ki Engin'in kavgacı ve Beşiktaş'ın menfaati olsun gerisi önemli değil tavırlarına tepkiler düzene isyan edenlerin mücadelesi. Belirtiyorlar da: Galatasaray karşılık vermiyor. Yani çoğu o strateji oyununda kendi takımlarının etkisiz olmasının öfkesini, dürüstlük kisvesinde kamuoyuna yutturmaya çalışıyor.
     
     Derin futbol anlayışı
     Oysa Engin, mahallenin gözünü daldan budaktan sakınmayan, kavgayı seven ağabey kimliğinin değişik versiyonu. Denildiği gibi bir nevi Terim veliahtı. Adaletin olmadığı futbol düzenimizde adaleti sağlamaya çalıştığını iddia eden, ama aslında kurumların ve toplumun zaaflarından faydalanarak başarı için her yolu mübah sayan derin futbol anlayışının simgelerinden.
     Terim, örnek kişisel gelişim hikayelerinden olan kariyer çizgisinde belki de dengesiz yorumların sancısını çekiyor. Tüm meslektaşları gibi ilk senelerinde maruz kaldığı saygısız eleştirilerin ardından tabulaştırmaya varan bir övgü kabuğunun içine hapsoldu. Bu kabukta mütevazılık yoktu. Futbol camiası onu kusursuz, dokunulmaz, tek doğru denilen putlaştırma mertebesine çıkardı. Milan'daki hayalkırıklığını, aşırı milliyetçi söylemlerle değerlendiren bir mürit anlayışıyla hem de.
     
     Terim'in tarzı
     Gençlerbirliği maçında tekrar gündeme gelen futbol dışı saha içi agresiflik de Terim tarzının bir parçası. Rakibini sinirlendirme odaklı, hakemi baskı altında tutan, küfür - el kol hareketleri - sertlikte sınır tanımayan ve bunu mücadele hırsı diye lanse eden bu anlayış, Türkiye'de futbol kurallarının sağlıklı uygulanmamasını suistimal etmiştir. Bunu doğal karşılayanların, Avrupa Kupaları ve milli takımda hakemlerle yaşanan sorunları ve "en saldırgan takımlardan biri" hüviyetini bu kültürde araması gerekirdi.
     Bu ölçüsüzlük, tehditkar konuşmalar yapan, kameramanın üzerine yürüyen, hakemleri ezen Terim'in eleştirilmesini engelliyor. Öyle ki Trabzon'daki saldırılar "küfür kime edilirse edilsin çirkindir" diye değil, "Türkiye'nin yetiştirdiği değerli bir insana nasıl reva görülür" şeklinde yorumlandı. Terim'in verdiği karşılığın da yakışıksız olduğu söylenemedi. Muhtelif yerlerde neredeyse her hafta benzer olaylara muhatap kalan ama otokontrolü sağlayan onlarca teknik adam, futbolcu kadar mağdur durumdaydı Terim. Ama o içindeki kavgacı kimliğini bastıramadı.
     Terim'in Trabzonspor maçında 4. hakem Erol Ersoy ile girdiği diyalogda Ersoy'un çaresizliği, saatlerce otel kapısında federasyon başkanını karşılamak için bekletilen hakemlerin tablosundan farklı değildi. Devre aralarında tehdit savurma bölgesi olan soyunma odası koridorlarında Engin'li, Terim'li görüntüler birçok maçta yaşananların İstanbul ayakları sadece.
     
     Global dünyanın şerifi
     Amerika için kullanılan "global dünyanın şerifi" tanımı bizim durumumuza çok uygun. Şerifin kanun demek olduğu, kuralsız bir Teksas kasabası gibiyiz. Ama endişe verici olan, bu tarzın içe sindirilmesi ve başarı kazanmak için zorunluluk veyahut bir hakmış gibi görünmesi. Yani "Sinan Engin'iniz, ya da hakemleri baskı altına alacak kavgacı bir idareciniz yoksa istediğinizi alamazsınız" felsefesi futbolumuzun kanına bulaştı. Peki ne yapılacak? Yetkili kurumlar nezdinde yollar tıkanmış gibi görünüyor. Federasyon, uluslararası bir maçta cereyan etse başını belaya sokacak tacizlere tepki koyup ceza vermiyor. Ama futbolseverler, en büyük zaafımız olan sivil toplum bilincini, bu anlayışın her kulübü içine alan sorun olduğunu kabullenerek tetikleyebilir.
     
     ekoksaldi@milliyet.com.tr

SPOR


TİYATRO GİBİ!
At yarışları
Avrupa Ligleri
Kritik sınav
2. LİG puan durumu
Hido durdu Dallas vurdu
Filede bugün
Kartal hep UÇAR
DAUM 'SAMBA' DEDİ
Rüştü yuvadan uçuyor!
Komik ceza
Sınırlar belli
EGE'DE TAM GAZ
CİM-BOM'LU CAVCAV
Son bilet Juve'nin: 3-1
Ümitler'e kolay lokma: 2-0
Haber turu...
Rüştü giderse masal biter?
Başarı tutsakları





Ercan GÜVEN
Rüştü giderse masal biter?
Ebru KÖKSALDI
Başarı tutsakları


 İSTATİSLİKLERLE LİG
 EURO 2000
 SIDNEY 2000
 DÜNYA KUPASI 98