|


Cinsellik ve havalı olma özlemi
Şark'ta en büyük paye "sultanlık" olduğu için; insanlar, güdüsel olarak kendi dünyalarının olanakları ve koşullanmalarıyla örgülenmiş küçücük kafesleri içinde dahi, bölük pörçük bir "sultanlık" peşinde...
Vaktiyle Yenicami helalarının önünde, helaya gireceklere taharetlenmek için; yanlarında sıra sıra duran içi su dolu ibriklerden birini, beş - on meteliğe kiralayan ibrikçiler vardı.
İbrikçilerden bir tanesi; kim kendisine gelip, sıra sıra duran ibriklerden birini almak için eğilse:
- Onu bırak, ötekini al, dermiş.
Apteshaneler önünde ibrikçi de olunsa, gönüllerde depreşir insanlara "hükmetme" özlemi; taharet ibriklerinin başında "sultanlık" etme...
O nedenle de, gereksiz yere gayretkeşlik edip, kendilerine başvuran kişilere anlamsız zorluklar çıkaranlara, "ibrikçi başı" denmesi; adeta bir deyim olmuştur Türkçede; Türkçenin henüz bugünkü kadar güdükleşip kısırlaşmamış olduğu dönemlerde tabii...
***
Politika, üst katlarda "sultanlık" tepişmesi olduğu ve en büyük rantı sağladığı için; politika, her gün ön planda...
Oysa toplumsal kalitenin bir göstergesi de, kırsal kesimdeki oğlan çocuklarının ilk cinsel deneyimleri tablosu...
20 yıl öncesine kadar ilk cinsel deneyimi, dişi eşeklerle gerçekleştirmek bir hayli yaygındı...
Acaba gelişen Türkiye'de, ilk cinsel deneyimi dişi eşekle gerçekleştirmek oranı; yüzde kaçtan, yüzde kaça indi?
***
Güneşte uzun süre kalmış yumuşak kavunların dip taraflarıyla, deneyim gerçekleştirenler de vardı...
İslamda kadınların, erkeklerden daha derine gömülmesi de, vaktiyle "nekrofili - ölü sevicilik"in yaygın olduğunu gösterir.
Yine vaktiyle Yeniçeriyle sefere çıkan, "civelek taburu" ise ayrı bir konu...
***
Bendenize sorarsanız, Şark'ın ödü kopar saydamlıktan. O nedenle de, tabularla dogmalar; dürüm dürüm öylesine bir nasırlaşmıştır ki; talancılık, yalancılık ve dilencilik yozlaşmasının sürüp gitmesi; "sultanlık" özlemindekilerin, sıkışınca hemen bu tabularla dogmaların arkasına sığınmaya kalkmalarındandır biraz da...
Böylesi bir yamukluğun kolay mıdır arıtılması?
***
Yamukluk arıtılmayınca da; yamuk olmayan "doğa", yahut "kainat", yahut "kozmos"la ters düşersiniz ve "bir İstanbul depremi, Türkiye'yi bitirir" öngörüleri, dolaşmaya başlar ortalıkta...
***
Köylülerin, işçi olarak kentlere aktığı; fabrikalaşma, teknolojik üretimi artırma ve burjuvalaşma dönemi ıskalanmış... Rönesans ıskalanmış... Matbaa ıskalanmış... "Nesir edebiyatı" ıskalanmış...
Ve hızla küçülmekte olan Dünya...
Bu arada evlerin içine yansıyan "üst düzey yaşam ve sıra dışılık" görüntüleri...
***
Eğer 30 yaşından genç, 40 milyon da insanınız varsa...
Bunların sevdikleri ve evrensel kalitede özen gösterdikleri bir meslekleri de yoksa...
Ama "sıra dışı ve havalı görünme" modalarının rüzgarları içindeyseler...
"Olduğundan daha fazla görünme aktörlüğü" kuşak kuşak sürüp gider... Hele bir de, Türkçe sözcükleri yerli yerinde kullanma donanımından yoksunsalar...
Bir yandan, sonunda dolandırıcılığa varan kurnazlıklara abanırken, bir yandan da "takdir etme ve beğenme" yargısını hep ellerinde tutmaya ve kestirmeden şöhretli olmaya özeniyorlarsa... Bayılıyorlarsa havalı olmaya da...
***
Şark'ı, kendi psiko - sosyolojik yamukluğundan, ancak hızı artan küreselleşme arıtacağa benziyor...
Örneğin Türkiye'ye yılda 20 milyar dolarlık bir global sermaye yatırım yapmaya başladığında...
Yeni kuşaklar içinde de bir "cıbır ve kalite" ayıklanması olacak... "Sultanlık" özlemleri, kendi uğraş alanında "evrensel kalite" yaratma özlemlerine dönüşecek... Politik demagojiler rendelenecek...
***
"Aman canım o zamana kadar..." diye bükmeyin dudaklarınızı...
Şimdi 20 yaşında olan gençlerden birçoğu, 40'ı geçtiklerinde, uğrayabilirler "kara bahtım kör talihim" yakınmasına...
Ve Şark'ın, tabularla dogmaların arkasına sığınarak, saydamlıktan ödü kopmasının bedelini; onlara ödetebilir tarihsel değişimler...
Ama enseyi karartmayın; bu tür konular da, artık Türkiye'de billurlaşma istasyonunda...
Kurnazlık, görünmeyen bir çarmıha koşmaktır.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|