|
|


İyi hoca şeker yemez!
Nisan'ın 13'ü, on binlerce Fenerbahçe taraftarının Ersun Yanal'ı tribünlere çağırdığı gündü. Takip eden yaklaşık 1.5 hafta içinde herkesin takdir ettiği, saygı duyduğu birinin kişiliksiz ve balon bir hocaya dönüştürüldüğü dönemin de başlangıcıydı. Önce tehdit kokan ifadeler geldi: "Yalpalarsa, ona olan güven sarsılır. Yanal'ın daha Ankara'daki sorumluluğu bitmedi. Şöhret ve para her zaman kazanılır", "Yanal da, adam gibi adam çıkmadı."
Siyasi yazarlar bile bu işe el attı. Sonunda Gençlerbirliği'nin yaşadığı düşüş, bu transfer dedikodularına bağlandı. Suçlu, talip olan ile olunan mıydı yoksa hergün tam sayfalık demogoji kokan haberlerle bu işin sürekli kaşındırılması mıydı? Veya kendi takımı hala şansa sahipken, canlı yayında havlu attığını itiraf eden başkan mıydı? Gençlerbirliği futbolcularının "Sebep bu değildi. İşi sonuna kadar götüremedik" açıklamaları, başarılı olduğu için nadiren yapılan teknik tartışmaları açmayı bile sağlayamadı. Tüm sezon Yanal'ın oynattığı futbolu övenler, farklı bir sistem ve 11 çıkarmamasına rağmen Trabzonspor karşısındaki kötü oyun yüzünden bir anda Yanal'ın teknik adamlığını sorgulamaya, küçümsemeye başladı. Fenerbahçeliler bile fikir değiştirdi. Atilla Kıyat, 10 gün boyunca sessiz kaldıkları "Bir hocanın rencide edilme dramına" etik değil son noktasını koydu.
Yanal işi kapanınca sıra Fernandez'e geldi. Onun stili, teknik adamlığı yediği şekerlerin ve at yarışlarının gölgesinde kaldı. Galatasaray ile ismi çok anılan, bir zamanların kaliteli hocası Fernandez'in bu saplantısını keşfetmek 3 yıl sürmüş demekki. Veliefendi'nin müdavimi olacağı iddiaları, eğitmenliği ve metodlarına bakarak değil medyaya ve birkaç kişinin sözüne göre karar değiştiren Fenerbahçe yönetimi için yeterince kötü bir referanstı.
Daum için fazla çabalamaya gerek yoktu. Beyaz şeytan ile yaptığı dans, ona yeterince kötü bir şöhret kazandırmıştı. Ama özelde kalması gereken Hüsnü Güreli - Aziz Yıldırım diyaloğu basına sızınca biz de öğrendik: "Pavyonlardan toplanan, içkici, dengesiz, kadın düşkünü Daum".
Bir zamanlar, henüz göreve gelmemiş hocalar için de şunlar yazılmıştı: Sıradan isim Löw, asık surat ve aptal Osieck, beyaz saçlı köylü Lorant... Hepsi de yönetimler kendini kurtarsın, medya da ektiği suni tohumların meyvesini toplasın diye küçük düşürülüp, arkalarına teneke bağlanarak sınır dışı edildi. Gelirken başarıları için hakettiği övgüyü alan Scala'nın, perde arkası ve kelime oyunlarıyla kamuoyu önünde ciğeri boşaltılarak gönderilişi gibi.
Hani Cruyff olsa "lolipopla küçük çocukları kandıran sapık" denirdi. İyi ki elini eteğini çekti şu işlerden.
ekoksaldi@milliyet.com.tr
SPOR

İLK GOL BİLGİLİ'DEN
At yarışları
Avrupa Ligleri
Telekom-Ülker
2. LİG puan durumu
Spurs coştu
Filede heyecan
Cordoba'ya yeni görücü
FERNANDEZ'DEN VETO
ASLAN'DA DEVRİM
Sümer'den sert yanıt
Aydın gözdağı verdi
HAVUZUN SUYU KESİK
TMOK ödülleri dağıtıldı
SKORBOARD KRİZİ
Artam'ın müthiş zaferi
Haber turu...
Milan'ın coachu benim arkadaşımdı
İyi hoca şeker yemez!
Avrupalı gibi düşünelim
|
|

|