23 Mayıs 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



CHP, kendine yakışanı yapacak mı?

     Deniz Baykal kokuyu aldı.
     CHP'nin politikalarında bazı ayarların yapılması gerekiyordu ve Baykal bunu gördü.
     Son aylarda kiminle konuşursanız konuşun, CHP'nin Kıbrıs ve Irak konularındaki tutumuna pek anlam veremediklerini söyleyeceklerdir. Partinin, AKP karşısında kimi zaman çok sert, kimi zaman abartılı bir devlet savunucusu rolünü yüklenmesi, en gerekli özgürlüklere dahi, sırf AKP getirdiği için karşı çıkıyormuş izlenimi vermesi garip karşılanıyordu. Değişen dünya koşullarına bir türlü uyum sağlayamamış, sol ideolojinin eskimiş kavramlarından kurtulamamış bir hava vardı.
     Deniz Baykal'ın orkestra şefliği yaptığı yeni bir "ince ayar çalışması" dikkatleri çekiyor. Kemal Derviş'in açıklamaları ve Baykal'ın basında olsun, son grup konuşmasında olsun söyledikleri, CHP'de bazı kavram ve yaklaşımların değişeceğinin müjdesini veriyor.
     Deniz Baykal, CHP'nin merkezde yerini alması gerektiğine dikkat çekiyor. Eski sol mantık, sol sloganlar, sol söylemler yerine, merkezi ön plana çıkartmaya çalışıyor. İktidara, merkezden gidilebileceğini görüyor ve bunun için de gereken adımları atıyor.
     Doğrusunu yapıyor.
     Artık eski sol kalmadığı gibi, Türkiye'deki sol düşünce de şekil değiştirdi. Türk toplumu da, dünya'daki gelişmelere paralel biçimde artık politikaya farklı bakıyor. Eski sol kavramlara yapışmış olanlar giderek azınlıkta kalıyorlar. Hele bazı Kemalistlerin kullandığı "Kayıtsız şartsız egemenlik- Kendi kaynaklarından yararlanıp dışa bağımlılıktan kurtulmak" gibi sloganlarla adeta 3 üncü dünyacı bir söylemi paylaşanların sayısı giderek azalıyor.
     Türk toplumu ümitlenmek istiyor. Çocuklarının, torunlarının geleceklerini AB'de görüyorlar. Doğru veya yanlış, AB'ye tam üyeliği bir kurtuluş gibi niteliyorlar.
     
     CHP, AB'YE TAM DESTEK VERİYOR
     Baykal'ın, toplumu iyi okuduğunun bir diğer işareti, AB'ye tam üyelik konusunda hükümete verdiği destek.
     Toplumun beklediğini, istediğini yapıyor.
     AB'ye gidişi -şu veya bu nedenle- engellemeye çalışanların bir daha iktidara gelemeyeceklerini, toplumun gözünden düşeceklerini görüyor.
     Bu kokuyu alabilmek çok önemli.
     AB rüzgarını kırmak için mücadele edenler ister prestijli asker olsun, ister Atatürk'ün partisi CHP olsun veya Milliyetçiler olsunlar, toplumun bu isteğini engelledikleri taktirde kaybedeceklerdir.
     Bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
     CHP işte bu tuzağa düşmek istememektedir.
     
     PEKİ, KIBRIS NE OLACAK?
     AB üyeliği denince herkezin kendine göre kara kedileri var.
     Asker ile CHP'nin en önemli kara kedisi de, Kıbrıs.
     Kıbrıs'ta 2004 Nisan sonuna kadar bir çözüm bulunamadağı taktirde, Türkiye 2004 Aralığında tam üyelik müzakereleri için, başlangıç tarihi alamayacaktır.
     Bu gerçeği net şekilde bilmekte yarar vardır.
     CHP'nin tarihi test'i Kıbrıs konusunda gerçekleşecektir. Uyum yasalarına destek verip, Kıbrıs'ta muhalefet yaparak CHP belki AKP'yi hırpalayabilecektir, ancak sonunda AB faturasını da ödemek zorunda kalacaktır.
     Türkiye, CHP'nin genç kuşakların partisi, toplumun önünü açan, Türkiye'nin laik-demokratik sisteminin temsilcisi olan bir parti konumuna girmesini diliyor. Yani, böyle bir CHP'yi iktidarda görmek istiyor.
     
      * * *
     
DE SOTO-DENKTAŞ TARTIŞMASI...
     Doğan grubunun üst düzey yöneticileri, çok az kimseye nasip olacak bir gösteri izlediler. Doğan Yayın Grubu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, tüm yöneticilere Kıbrıs dosyasını açtı. Basına kapalı toplantıya, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, muhalefet lideri M.Ali Talat, eski dışişleri bakanı Kenan Atakol, BM temsilcisi Alvaro De Soto ve İlter Türkmen katıldılar. Ayrıca, ABD'nin eski Kıbrıs arabulucusu R.Hollbrooke'da görüşleri dinledi.
     Ne yazık ki toplantının ayrıntılarını, kurallar nedeniyle size aktaramam. Ancak, Alvaro De Soto ile Rauf Denktaş'ın tartışmaları, şimdiye kadar gözden kaçmış son derece önemli bazı noktaların ortaya çıkmasını sağladı.
     De Soto'nun tavsiyesi şu:
     "...Annan planı hala masada duruyor. Rumlar Lahey'de, Türkler aynen -açmadan, hiçbir yerini değiştirmeden- kabul ederlerse, kendilerinin de -içinde beğenmedikleri bir çok nokta olmasına rağmen- kabul edeceklerini söylediler. Türk tarafı bu sözün üstüne gidip, planda değişiklik istemeden kabul etmelidir. Aksi halde, plan çözüldüğü anda, Rumlar da değişiklik isteyecekler ve işin içinden çıkılamayacaktır. Üstelik, Rumlar artık avantajlı duruma girmişlerdir. Hele gelecek Nisan ayını da çözümsüz geçiştirebilirlerse, daha avantajlı olacaklar, çözüme ihtiyaçları kalmayacaktır. Türk tarafı toptan kaybedecek, Annan planını mumla arayacaktır..."
     Denktaş'ın tutumu ise farklı:
     "Annan planı artık bitmiştir. KKTC'nin eşitliği kabul edilmedikçe de çözüm olmayacaktır... AB önce Türkiye'yi üye yapacağını göstersin, biz o güne kadar bekleyebiliriz... Kıbrıs'ın, Türkiye'nin tam üyeliğini engellemesinden üzüntü duyarız ve o noktaya geldiğimiz zaman, tutumumuzu yeniden gözden geçiririz."
     Dedim ya, keşke bu tartışma yayınlanmış olsaydı da, sadece Doğan grubu değil, herkes yararlanabilseydi.
     
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )     
     
     mabirand@e-kolay.net
     





Çetin ALTAN
Hayatını kazanarak fakültede okuyan, ibişleşmez

Melih AŞIK
Talana davet...

Fikret BİLA
'Çizgimiz belli, sağa kaymıyoruz'

Hasan CEMAL
Türkiye'yle Amerika birbirine mahkûm mu?

Güneri CIVAOĞLU
AKP ve fair play

Abbas GÜÇLÜ
Eğitime popülist yaklaşım

Hurşit GÜNEŞ
Küçük tasarrufçuyu korumak

Derya SAZAK
SİT alanı yağması

Meral TAMER
Almanya'da deflasyon neden kalıcı?

Ece TEMELKURAN
Beyaz Geceler şehri

Güngör URAS
Diyarbakırlı kadınların kutuları İstanbul'da

Serpil YILMAZ
Avrupa Birliği TESEV'i böldü

M. Ali BİRAND
CHP, kendine yakışanı yapacak mı?