13 Haziran 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



İran'dan gelen sesler

     İran'dan, Tahran Üniversitesi'nden sesler geliyor:
     "Düşünce özgürlüğü sakalla olmaz!"
     "Tanklar, toplar, Besic'ler faydasız!"
     "Din adamlarına ölüm!"
     Bu sesler Türkiye'ye gelirken İran'dan gelen tek ses buymuş gibi olabilir. İran'da gençliğin sesi bu zannedilebilir. Oysa değil. Çünkü öğrencilerin Besic'ler dedikleri kendi yaşlarındaki gençler ve onlar Tahran Üniversitesi'ndekilerin karşı olduğu rejim için ölmeye hazırlar. Gönüllü milis kızlar, paraşütten silah eğitimine kadar bütün askeri yöntemlerle yetişiyorlar. Öğrencilerin gitmesi için bağırdıkları din adamları ise ekonomik, siyasi ve sosyal sistemin en tepesinde sorgulanamaz bir biçimde oturuyorlar. Ümit bağlanan Hatemi ise sistemi değiştirmeye çalışan bir liderden ziyade rejim içinde dini rehber Hamaney'in etkisinin biraz daha azalması için çaba gösteren bir siyasetçi.
     
Gençlerin zamanlaması
     Gençlerin tam bu zamanda ortaya çıkıp bağırmaları ise önemli. Geçmişte İslam Devrimi'nin yapılmasında başlatıcı güç olan öğrencilerin bu kez aynı sempati ve toplumsal destekle karşılaşması biraz zor gibi. Zira tam bu sıralarda "rejimi içeriden nasıl zayıflatabiliriz" konusunu yüksek sesle ve rahatça dile getiren ABD'liler sahnedeyken öğrencilerin bu kritik noktada "oyunun piyonları" olarak görülmeleri son derece muhtemel. Her ne kadar rejimin sosyal, siyasi ve ekonomik baskılarından sıkılan halk onlara sempatiyle yaklaşabilecek olsa da İran, tıpkı Türkiye gibi "birlik" kültürünün çok güçlü olduğu bir ülke.
     
"Birlik olmalı"
     Tahran'ın bütün tepelerinde, caddelerdeki bütün duvarlarda şehitler, kahramanlarla ilgili resimlerin altında yazılan birlik olma çağrıları rejimin, kendi halkına propaganda yapması olarak algılanabilir. Sahar 1 kanalında her gece "yeni başlayanlar İngilizce"si ile yapılan birlik çağrıları rejimin içeri olduğu kadar dışarıya da propaganda derdinde olduğu şeklinde yorumlanabilir. Hatta "Bu kadar propagandaya gerek duyuluyorsa rejim o kadar güçlü değildir" de denebilir. Ama yine de, her şeye rağmen İranlılar dışarıdan bir müdahaleyi hazmedebilecek bir toplum değil. Rejimden en sıkılan, en çok eleştiri yapanlar bile iş bu noktaya gelince ülkelerini savunmakta Iraklılar gibi tereddüt etmeyeceklerini ısrarla beyan ediyorlar.
     Öğrencilerin sesleri ise... Sözün kolay edilmediği, özgürlük arayışı için daha ziyade sessiz "yan yolların" tercih edildiği bir ülkede epey kıymetli.
     
     ecetem@hotmail.com
     





Taha AKYOL
'Kendi kaderini tayin'

Çetin ALTAN
Maçı kazandık ya, gerisine boş ver...

Melih AŞIK
'Aklın yolu bin'

Fikret BİLA
İmam hatipler ve öğretmen liseleri

Hasan CEMAL
Türbanla duvarlar!

Güneri CIVAOĞLU
İki bakan

Abbas GÜÇLÜ
Doktoralı imamlar geliyor!

Hurşit GÜNEŞ
2003 nasıl geçecek?

Sami KOHEN
Yeni bir başlangıç...

Hasan PULUR
CHP muhalefeti...

Derya SAZAK
Temizel ve batık bankalar

Meral TAMER
Devlet, mikro krediden uzak durmalı

Ece TEMELKURAN
İran'dan gelen sesler

Güngör URAS
"Ver kurtul" olmuyor

M. Ali BİRAND
Türkiye'nin adaylığı AB'yi bölüyor...