13 Haziran 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



Türkiye'nin adaylığı AB'yi bölüyor...

     Türkiye, Avrupa'yı yine şaşırtıyor. Özellikle de AKP'nin yaklaşımı şaşkınlığı arttırıyor.
     AB'deki genel beklenti, AKP'nin İslamcı bir kimlik kartına sahip olduğu, bundan dolayı da uyum yasalarında pek aceleci davranmayacağı şeklindeydi. Seçim öncesinde verilen sözlerin unutulacağı ve AKP'nin, kendi görüşüne yarar sağlayacak yasaları çıkarıp gerisini geciktireceği sanılıyordu.
     "AB'de din devleti olmaz. Türban gibi sembolik unsurları da kullanamazsınız. Bundan dolayı AKP'nin farklı bir tutum sürdüreceğini sanıyorduk. Galiba yanılıyoruz..." diyen bir AB Parlamentosu yetkilisi, Türkiye'nin herkesi her yönden şaşırttığını söylerken, Parlamento içindeki genel havayı yansıtıyordu.
     AB'deki bölünmeleri genelleştirebilmek pek güç. Buna rağmen yine de son durumu özetleyebiliriz.
     Herşeyin başında, bilinmesi gereken en önemli nokta, 15 AB hükümetinin henüz Türkiye konusunda resmi bir karar veremediklerinin bilinmesi gerekiyor.
     Ne "tarih verelim" ne de "ertelensin" diye bir karar var. Genelde Türkiye'deki gelişmeler izleniyor.
     
     TÜRKİYE İÇİN 3 AYRI GÖRÜŞ...
     Eğer özetlememiz gerekirse, Türkiye ile ilgili olarak siyasetçiler, medya ve resmi çevrelerdeki yaklaşımları üçe ayırabiliriz:
     
     1. TÜRKİYE MUTLAKA KATILMALI:
     Çok büyük olmamasına rağmen, Türkiye'ye 2004 Aralığında mutlaka tam üyelik müzakerelerine başlama tarihi verilmesini isteyenlerin sayıları artıyor. Özellikle ABD'nin Irak'a yönelik harekatından sonra, Avrupa Birliğinin stratejik konumunu güçlendirmesi ve bölgede söz sahibi olabilmesi için Türkiye'nin üyeliğine daha fazla ihtiyaç duyulduğu ileri sürülüyor. Türkiye'yi oyalamak ve yeni bir ertelemeye gitmenin, AB'nin ne kadar modern ve demokratik olursa olsun müslüman bir ülkeyi içine almak istemediği anlamına geleceğini belirten bu grup, bu defaki fırsatın kaçırılmaması gerektiğini savunuyor.
     
     2. TÜRKİYE DIŞARDA TUTULMALI:
     Genelde Hristiyan Demokratlardan oluşan bu grupta küçük, ancak etkili. Bunlara göre, Türkiye'nin Hristiyanlar dünyasında yeri yoktur. Din ve kültür farkı, Türkiye'ye kapıların kapalı tutulması için yeterli gerekçedir. Ayrıca, İnsan Hakları grupları ve Türkiye'ye geleneksel şekilde karşı çıkanlar da, Ankara'ya "özel statü" verilmesiyle yetinilmesini tercih etiklerini belirtiyorlar.
     
     3. TÜRKİYE BECEREMEYECEK:
     Diğerlerine oranla çoğunluğu oluşturan bu grup ise, Türkiye'nin AB'ye büyük bir ekonomik yük getireceğine; büyüklüğü ve bölgeler arasındaki önemli gelir farklılığı ve sınırlarıyla da büyük sorunlar ithal edeceğine inanıyor.
     Ancak çoğunluktaki bu grup, Türkiye'ye karşı HAYIR kampanyası sürdürmüyor. Onlara göre, Türkiye nasıl olsa Kopenhag kriterlerine uyum sağlayamayacak ve bu şekilde 2004 Aralığı randevusunu kendi kendine kaçıracak.
     Hani bizde "Ne yaparsak yapalım, nasıl olsa AB bizi almayacak" diyenler var ya... AB'de de bu şekilde düşünenler çoğunlukta. Onlar da "Nasıl olsa Türkiye yapamaz" diyorlar...
     
     ANCAK, GİDEREK KÖŞEYE SIKIŞIYORLAR
     İşte, işin tılsımı da burada.
     Eğer Türkiye, Kopenhag kriterlerine tam anlamıyla uyum sağlayabilirse bu sonuncu grubun önemli bir bölümünü yanına çekebilecek. Dengeleri büyük oranda etkileyebilecek. Unutmayalım ki, 2004 Aralığındaki kararı hükümetler verecek. Onlar da, "Şimdi ne yapacağız" diye kara kara düşünüyorlar...
     
     * * *
     
YAŞASIN, EGE'DE GERİLİM BAŞLADI (!)
     Birileri, eminim çok memnundur.
     Uzunca süredir Ege'de sükunet vardı. Eski kavgalar, karşılıklı hakaretleşmeler kalmamıştı. Politikacılar ucuz kahramanlık yapamıyorlar, her iki ülke orduları da güç gösterisinde bulunamıyorlardı. Yavaş yavaş barışa alışmıştık.
     Ancak anlaşılan, bizler ne kadar çok barışa alışıyorsak, bazıları da tam aksine rahatsız oluyorlar.
     Dikkat ederseniz son haftalarda Ege'de sık sık gerilim yaratan olaylarla karşılaşır olduk. Tam da, AB takvimi yaklaşırken bu manzaralarla karşılaşıyoruz.
     Acaba kim haklı?
     Benim kuşkularım var.
     Sanki birilerinin ortamı kışkırtmaya çalıştığını sanıyorum. Oyun içinde oyun sahneleniyor. Atina'nın derdi bambaşka, Ankara'nın derdi bambaşka.
     Ne oluyorsa yine bizlere oluyor.
     Bu arada her iki başkentte birileri hayatlarından çok memnun...
     
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )     
     
     mabirand@e-kolay.net
     





Taha AKYOL
'Kendi kaderini tayin'

Çetin ALTAN
Maçı kazandık ya, gerisine boş ver...

Melih AŞIK
'Aklın yolu bin'

Fikret BİLA
İmam hatipler ve öğretmen liseleri

Hasan CEMAL
Türbanla duvarlar!

Güneri CIVAOĞLU
İki bakan

Abbas GÜÇLÜ
Doktoralı imamlar geliyor!

Hurşit GÜNEŞ
2003 nasıl geçecek?

Sami KOHEN
Yeni bir başlangıç...

Hasan PULUR
CHP muhalefeti...

Derya SAZAK
Temizel ve batık bankalar

Meral TAMER
Devlet, mikro krediden uzak durmalı

Ece TEMELKURAN
İran'dan gelen sesler

Güngör URAS
"Ver kurtul" olmuyor

M. Ali BİRAND
Türkiye'nin adaylığı AB'yi bölüyor...