|


Derviş'ten AB için çöpçatanlık
AKP hükümeti, AB'yi bahane ederek, Kopenhag Kriterleri'nin gerektirmediği ayrıntılara inip askerlerle gereksiz yere gerginlik mi yaratıyor?
Avrupa Birliği yolunda önümüzde çok kritik 14 ay var. Bu süreyi iyi kullanabilirsek, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Malezya'da hayal ettiği gibi 2005 sonrasında IMF'siz bir hayata geçiş bile mümkün olabilir. Ekonominin eski patronu Kemal Derviş de IMF'siz bir hayatı mümkün, hatta gerekli görüyor. Ama bir şartla:
"Üretim ve istihdam için mutlaka yüklü dış kaynakları Türkiye'ye çekmemiz gerek. Dolayısıyla dış politikamızı oluştururken ekonomiyi kesinlikle gözardı edemeyiz. Zaten günümüz dünyasında ülkeler dış politikalarını, 1920'lerden -30'lardan farklı olarak toplumların refahını ön planda tutarak oluşturuyorlar."
Ekonominin kaptanlığını bıraktıktan sonra tüm enerjisini Türkiye'nin AB üyeliğine kanalize eden CHP milletvekili Derviş, şimdi de bir grup arkadaşıyla birlikte ekonomi ile dış politikanın sinerjisini yakalayabilmek için Ekonomi ve Dış Politika Forumu'nu (EDPF) oluşturdu ve bu çatı altında AB için çöpçatanlık yapacak. (Toplantıyı birlikte izlediğimiz arkadaşım Serpil Yılmaz'la iş bölümü yaptık. Ayrıntılar onun yazısında)
Uzlaşma arayışı
EDPF üyeleri, Avrupalı parlamenterler, think - tankler, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle Türkiye'deki mütekabil kurumlar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, yapıcı diyalog ortamlarının geliştirilmesi, yanlış anlamaların giderilmesi için çaba harcayacaklar. Aynı zamanda Türkiye'deki değişik kurumların kendi aralarındaki AB ile ilgili çatışmalarda tarafları uzlaştırmak için de uğraşacaklar. Çünkü inanıyorlar ki konuya taraf değişik kurumlar arasındaki hasmane duruşları bertaraf etmeden, Türkiye'nin AB üyeliğinin kilidini açmak mümkün olmayacak.
Mütevazı diyaloglar
Derviş ve arkadaşları bu gönüllü çöpçatanlıkta çıtayı kesinlikle yükseklerde tutmadıklarının altını çizerek "Siyasilerle asker ya da bürokrasi arasında cereyan eden çatışmalar bizim boyumuzu aşar. Biz çok daha mütevazı düzeydeki kurumlararası diyalog eksikliğini yapıcı işbirliğine dönüştürebiliriz" diyorlar. Örneğin AKP hükümeti ile askerler arasındaki görüş ayrılıklarını uzlaşma yoluyla giderme gibi bir niyetleri kesinlikle yok. Ancak satır aralarında ya da teketek sohbetlerde AKP hükümetinin AB üyeliğini bahane ederek askerlerin etki alanını sınırlama gayreti içinde olduğunu söylemeden de edemiyorlar.
EDPF üyeleri AB'nin değişik organlarıyla yakın temas içinde oldukları için şu aşamada hangi konuda ne kadar ayrıntıya inilmesinin gerekli olduğunu ezbere biliyorlar. Ve EDPF'deki bilgi birikimini uzlaşma adına gerekli gördükleri her fırsatta da toplumla paylaşmaya hazırlar. Örneğin hem Avrupa Konvansiyonu, hem de Avrupa Karma Parlamento Komisyonu üyesi sıfatıyla ayın 5 - 6 gününü Brüksel ve Strasbourg'da geçiren ve nüanslara vakıf olan Derviş, kamuoyunu çok önemli bir ayrıntı konusunda uyarma gereğini duyuyor:
Kopenhag bahane
"Kopenhag Kriterleri'nin mutlaka yerine getirilmesi tamam da, AB'de kimse bizden Kürtçe yayını devletin TV'sinde mi, özel TV'lerde mi, Türkçe altyazıyla mı, altyazısız mı yapacağımız gibi ayrıntılar istemiyor. Ama maalesef bugün Türkiye'de uyum paketine konması gereken genel ilkelerin dışında her ülkenin kendisine ait olan bazı ayrıntılar, AB kalkan yapılarak olmazsa olmaz koşullar gibi gösteriliyor. Kopenhag Kriteri olmayan bir şeyi, Kopenhag Kriteri gibi gündemde sakız etmemek gerek!"
EDPF'liler hadlerini biliyorlar. Devletin en tepesindeki tarafları uzlaştırmak gibi bir hedefleri kesinlikle yok. Sadece doğru bilgiyi kamuoyunun önüne koymakla yetiniyorlar.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|