|


Sıcak, sıcak, sıcak...
Sıcaklardan evlerin içi de, dışı da; ortak bir saunaya döndü sanki...
Ozon tabakası yırtıldığından, Dünya'mız güngünden daha ısındığı için; kimine göre 143 yılın en sıcak yazını yaşıyormuşuz, kimine göre de 3 bin yılın en sıcak yazını...
Yani sözün kısası "Cümlenin maksudu bir ama, rivayet muhtelif"...
***
Bilmem neden, sonbahar, kış ve ilkbahar; yaz mevsiminden çok daha fazla etkilemiştir evrensel edebiyatı.
Örneğin bizim Mehmet Rauf'un "Eylül" romanı; Verlaine'in, ünlü "Sonbahar" şiiri; Cenap Şehabettin'in "Kış"ın yağan karları anlatan mısraları...
Ve sanırım her dilde var olan, "hayatının ilkbaharındayken..." deyimi...
***
Şu anda "yaz" üstüne hatırlayabildiğim, sadece Fazıl Ahmet'in o ünlü, şen şiiri:
Yavaş yavaş denize
Uzanıyor her bir bağ.
Akşamları diz dize
Çamlıcayla Kayışdağ.
Hele var ki bir tablo,
Görse şaşar Anibal.
Ördeklerden bir filo
Bir de kazdan amiral.
***
Henüz daha İstanbul'un taşra yağmasına uğramadığı ve Göztepe'yle Erenköy köşklerinin - ki biri de bizimki - mirasçıları tarafından, - yapsatçılar aracılığıyla - 10 katlı, 15 katlı, 20 katlı, çirkinin çirkini bir rant kaynağına dönüştürülmediği dönemlerde, bahçeler içindeki köşkler; çamlar, cevizler, atkestaneleri, ıhlamurlar gölgesinde; püfür püfür esintili sayfiye yerleriydi...
Henüz lahmacun, zaferini ilan etmemişti, hünkarbeğendiye karşı.
***
Galata Köprüsü'nün Haliç yakasıyla, Karaköy yakası; iki ayrı dünyadı. Tıpkı Haliç'in de, Beyazıt tarafıyla, Taksim tarafı gibi...
Belki de eski bir Bulgaristan göçmeni olmanın yanbilinç tepkisiyle, babam gibi İttihatçı uzantısı ırkçı aydınlar; Yahudi'si, Rum'u, Ermeni'siyle İstanbul'un kozmopolit bir şehir olduğunu söylerlerdi.
Akıllarına gelmezdi "kozmopolit" sözcüğünün, "evrensel" sözcüğünün Yunancası olduğu...
***
400 yılda ancak kristalleşerek ortak bir "çağ sınıfı" haline gelmiş olan evrensel burjuvazinin; Sultan Mecit'ten sonra Tanzimat'ın etkisiyle, giyim kuşam ve tüketimdeki yerel taklitçiliği; özellikle Nişantaşı ve Moda çevresinde gelişmişti. Bir de Adalar'la, Boğaz'ın batı yakasında...
Henüz daha gecekondu süreci alevlenmemişti.
Hazine'den geçinmeliler kesiminin öncülüğünü yaptığı burjuva taklitçiliğinde; Caddebostan gazinosundaki çamlar altında tangolar oynanırdı; Suadiye gazinosunda da öyle...
***
Derken 2. Dünya Savaşı'na girmemek için, Hitler'le aşırı yakınlığın Potsdam Konferansı'ndan sonraki dönemi; ABD'ye doğru kaymakla gelişti.
Ve ABD de, Türkiye'de öncelikle "karayolları seferberliği"ni başlattı, 1947'de...
Böylece İstanbul'un taşra tarafından yağmalanması da büyük boyutlara ulaştı.
***
21. yüzyılda da, küreselleşme süreci hızlandıkça hızlanacağa benziyor...
Hava sıcak mı, sıcak...
Gönül Türkiye'nin de, küreselleşme süreci döneminde evrensel bir sentez oluşturmasını isterdi...
Ama onca yalan, dolan, yolsuzluk, rüşvet, talan ve onca gariban yoksulluğuyla, bir füzyona doğru sürüklenmek de olası...
***
Ne var ki son toplamda, bireyler çok daha iyi ve güzel yaşayacaklar bugünküne oranla...
İnsanlık kötüye gitmez. Türkiye de gitmez. Enseyi karartmayın.
Doğrusu hava da çok sıcak yine...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|