|


Birkaç mısır koçanı
Askerlik görevini yapmakta olan Memiş'in annesi ölmüş köyde. Acı haber bölük komutanına iletilmiş. Bölük komutanı da, Memiş'in onbaşısını çağırmış:
- Onbaşı, demiş, senin mangadaki Memiş'in annesi ölmüş. "Lisan - ı münasip"le, yani uygun bir dille anlat durumu Memiş'e.
Onbaşı, hazır olda selamı çakmış:
- Emredersin komutanım, demiş.
Sonra gitmiş mangasını sıraya dizmiş ve erlere tek tek sormaya başlamış:
- Senin annen sağ mı?
- Sağ komutanım.
- Senin annen sağ mı?
- Sağ komutanım.
- Senin annen sağ mı?
- Sağ komutanım.
Nihayet sıra Memiş'e gelmiş. Onbaşı Memiş'e de sormuş:
- Senin annen sağ mı?
Memiş de:
- Sağ komutanım, demiş.
Onbaşı, başparmağını iki parmağının arasına sokup yumruğunu sıkmış ve sağ kolunu Memiş'e doğru uzatarak yumruğunu sallamış:
- Nah sağ...
Böylece uygun bir dille anlatılmış olmuş Memiş'e, annesinin öldüğü...
Bilmem ki nereden aklıma geldi bu fıkra?
Belki de Kuzey Irak'taki Süleymaniye'de, ABD birliklerinin "lisan - ı münasip"le, bizimkilere bir şeyler anlatmaya kalkmış olmasından...
***
ABD bizim stratejik müttefikimiz.
En büyük dostumuzdur ABD.
ABD bizden vazgeçemez, jeopolitik durumumuzdan ötürü...
Kuzey Irak'ta ikinci bir cephenin açılmasını engellersek; ABD, Saddam'a karşı savaş açmayı alamaz göze...
Donumuza kadar her şeyimizi Amerika veriyor.
Amerika'nın kucağına oturmayalım da, Rusların kucağına mı oturalım?
Ve Osman Nihat'tan bir şarkı dizesi:
"Ahım gibi ah var mı acep, ahlar içinde"
***
Dr. Ercan Alpagut anlattı.
Bir İtalyan, bir İspanyol, bir Belçikalı inşaat işçisi, büyük bir inşaatta çalışıyorlarmış.
Evden çıkarlarken de, öğlenleyin yemeleri için, İtalyan'ın karısı her gün yiyecek paketine pizza, İspanyol'un karısı her gün yiyecek paketine paella, Belçikalının karısı da her gün haşlanmış midye koyuyormuş.
Üç işçi de, her gün karılarının verdiği aynı yemeği yemekten bıkmışlar, usanmışlar.
Bir sabah İtalyan işçi:
- Karım, demiş, yarın da yine pizza koyarsa bizim yemek paketine; kendimi şu çalıştığımız onuncu kattan aşağı atıp, intihar edeceğim.
İspanyol işçi:
- Ben de, demiş, intihar edeceğim; eğer karım yarın da, yine paella koyarsa...
Belçikalı işçi:
- Ben de, ben de, demiş, yarın da bizim yemek paketinden yine haşlanmış midye çıkarsa...
Ertesi sabah, İtalyan'ın paketinden yine pizza çıkınca; İtalyan atmış kendini aşağıya ve ölmüş.
İspanyol'un paketinden de yine paella çıkınca; İspanyol da, onuncu kattan atlayarak intihar etmiş.
Belçikalının da yine haşlanmış midye çıkmış yiyecek paketinden ve o da, intihar etmiş atlayarak...
***
İşçilerin karıları, ağlaya ağlaya koşarak kocalarının cenazeleri başına gelmişler.
İtalyan'ın karısı:
- Ah keşke her gün pizza yapmasaydım, diyormuş.
İspanyol'un karısı da:
- Ah keşke paella yapmasaydım her gün ben de, diyormuş.
Sadece Belçikalının karısı, ağlamadan şaşkın şaşkın bakınıyormuş etrafa:
- Bizimki her sabah kendi haşlardı götüreceği midyelerini, diyormuş; ben bir şey yapmazdım ki...
Dış politikada da, hem müttefikini kendin seçer, hem müttefikine yaranmak için ne yapacağını şaşırırsan; sonunda da tüm ülke olarak şaşırır kalırsın; Belçikalı işçinin karısı gibi...
***
Orhan Veli'nin "Pireli Şiir"inden alınmış dörtlüklerle bitirelim yazıyı:
Bu ne acayip bilmece.
Ne gündüz biter ne gece.
Kime söyleriz derdimizi;
Ne hekim anlar, ne hoca.
Kimi işinde gücünde,
Kiminin donu yok kıçında.
Ağız var, burun var, kulak var;
Ama hepsi başka biçimde.
Karışık bir iş vesselam,
Deli dolu yazar kalem,
Yazdığı da ne? Bir sürü
İpe sapa gelmez kelam.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|