13 Temmuz 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



Demirel'le Amerikan düşmanlığı!

     Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel tedirgin. Türk - Amerikan ilişkilerindeki gidişattan, Kuzey Irak politikasındaki belirsizlikten rahatsız.
     Geçen günkü sohbetimizde dedi ki:
     "Amerikan düşmanlığı kamuoyunda göğe çıktı. Devletin televizyonu bile Amerikan düşmanlığı yapıyor. Milli menfaatimiz varsa, Amerika'yla düşman olalım. Hatta Fransa'yla, Almanya'yla da düşman olalım, eğer milli menfaatimiz varsa... Ama yoksa, kendi bacağımıza ateş etmiş olmaz mıyız?.. Devletler arası ilişkilerde böylesi macera olur."
     Demirel, Süleymaniye skandalı ile Amerika'nın büyük bir yanlış yaptığını elbette görüyor, bu nedenle Washington'u sert biçimde eleştiriyor. Ancak devletler arası ilişkilerde hamaset ve hissiliğe yer olmadığını, soğuk hesap kitabın yapılması gerektiğine işaret ediyor.
     Demirel'e göre, Türkiye artık Kuzey Irak'taki askeri varlığını yeni bir çerçeveye oturtmak zorunda:
     "Ne işiniz var burada diye soruyorlar bize. Bir yanıt vermemiz lazım. Bu bölgede silahlı adamların yan yana dolaşması çok tehlikeli. Barzani'nin 60 bin, Talabani'nin 40 bin silahlı askeri var. Amerikalılar zaten işgal kuvveti ve bölgenin esas patronu... Bizim sadece 2 bin askerimiz var. 2 bin askerle ne yapabilirsin ki?.. Ayrıca her türlü provokasyona açık bir durum. Her an yeni bir olay, çatışma çıkabilir."
     Demirel ekliyor:
     "Ya çıkacaksın... Ya da buradaki varlığını tümüyle yeni, açık bir statüye bağlayacaksın. İlişkileri iyi saptayacaksın Amerika'yla... Musul'da, Kerkük'te dolaşıyorsun, niye? Osmanlı döneminde benim vilayetlerimdi de onun için mi diyeceksin?.. 1920'lerde bırakıp çıkmak zorunda kaldın. O zaman giremedik Musul'a... Şimdi daha mı güçlüsün ki, gireceksin oralara... İkinci Tezkere geçseydi, bunun için bir çerçeve çizilecekti ama bu fırsatı da kaçırdık."
     Demirel, Kuzey Irak'la ilgili olarak Türkiye'nin kaygı ve duyarlıklarını elbette birinci elden biliyor. Bu bölgenin Türkiye'ye karşı saldırı, şiddet üssü olarak kullanılmasının, bu bölgede bir Kürt devleti kurulmasının sakıncalarını teslim ediyor.
     Ama söylemek istediği şu:
     Türkiye eğer Amerika'yla, Irak Kürtleriyle ilişkilerini bozarak düşmanlık içine girerse, işte asıl o zaman korktuğu daha kolay başına gelir, öngördüğü tehlikeler daha büyür Türkiye'nin...
     Sorular şöyle de sorulabilir:
     Türkiye eğer PKK - KADEK'i tecrit etmek, marjinalleştirmek istiyorsa, Amerika'yla düşmanlık mı yapsın? Talabani ve Barzani'yle ipleri mi koparsın? Kürt devletine karşıysa, Amerika ve Kürt liderlerle takışması mı daha akıllıca olur?
     Türkiye bugüne kadar tersini yaptı. Düşmanlığın, ipleri koparmanın dertleri azaltmayacağını, çoğaltacağını düşündüğü için tersini yaptı.
     Yani 'realpolitik'in gereğine uydu.
     Aklın yolu da buydu.
     Irak Savaşı sonrasında aklın yolundan sapılacak mı?
     Sanmıyorum.
     Hem hükümet hem Genelkurmay Başkanlığı gayet dikkatli gidiyor. Washington'dan gelen sinyaller de yapılan büyük yanlışın kavranmaya başladığını gösteriyor.
     Ama Ankara - Washington yumuşamasından rahatsız olanlar da var. Amerika'yla ipleri koparmaktan dem vuruyorlar. Amerika'yı dostluk ve müttefikliğe sığmayan olaydan dolayı eleştirmek, özür dilemesini beklemek ayrı, onunla ipleri koparmak ayrıdır.
     Bunu görmek istemiyorlar.
     Bu onların umurunda değil.
     Cılkı çıkmış kucak edebiyatı yapıyorlar hala. Ya 'realpolitik'ten habersizler, ya da Türkiye'yi Batı'dan koparmanın sinsi hesapları içindeler.
     Geçelim.
     Amerika Irak'ta Türkiye'nin komşusudur. Irak Kürtleri sırtını Amerika'ya dayamıştır. Türkiye'nin Kuzey Irak'ta rahatça at koşturduğu günler artık mazi oldu.
     Bu nedenle, Demirel'in de belirttiği gibi, ya Kuzey Irak'tan çıkacağız, ya da Amerika'yla oturup bunun yeni çerçevesini çizeceğiz.
     Demirel'in değindiği duyarlı bir nokta daha var. Onun deyişiyle:
     Arap - Kürt - Türkmen ahengi...
     Bu uyuma Türkiye'nin Irak'ta dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor Demirel:
     "Benim Kürt vatandaşlarım var. Urfa'da, Mardin'den Arapça konuşan vatandaşlarım var. Kuzey Irak'ta sadece Türkmenleri kollar, diğerlerine düşmanlaşıyormuş gibi izlenim verirsem yanlış olur. Bunun sıkıntısını ben kendi sınırlarımın içinde de hissederim."
     Demirel ekliyor:
     "Amerika bugün Irak'ta hukukun değil, kuvvetin gücüyle duruyor. Bunu hesaba da katman lazım."
     Kıbrıs'ı çözmeye çalışan Türkiye'nin başına şimdi de bir Kuzey Irak sorunu çıkaracağına ihtimal vermiyorum. Ankara'da, devletin tepelerinde böyle bir akıl tutulmasının yaşanması büyük bir talihsizlik olur.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     





Çetin ALTAN
Birkaç mısır koçanı

Melih AŞIK
Aycell bereketi

Hasan CEMAL
Demirel'le Amerikan düşmanlığı!

Can DÜNDAR
"Sachmalamayın!"

Abbas GÜÇLÜ
Tatil, turizm ve beklentiler

Hasan PULUR
Ali Kocatepe'nin matrak bülteni...

Derya SAZAK
Sivas'ı unutmak

Meral TAMER
Seni öldüreceğim için üzgünüm

Ece TEMELKURAN
Cola Turka: Tepki a la Turca!

Tamer HEPER
Haksız olan % 40 fazla öder

Osman ULAGAY
IMF Şefi Moghadam Türkiye'yi nasıl buldu?

Güngör URAS
Otelleri "yerli turist" kurtarıyor

Serpil YILMAZ
Karayolunu seviyoruz vessalam!