|


YÖK kavgası
YENİ YÖK yasa tasarısında eleştirilecek yönler var, olumlu yönler var.
İşi ak - kara gibi genellemek veya Kemal Gürüz takımının yaptığı gibi ideolojik cepheleşmeye dökmek analitik düşünmeyi, konuyu unsurlarına ayırarak değerlendirmeyi engelliyor.
Olumlu yönlerden, mesela, ilk defa "bilimsel özgürlük" kanunla tarif ediliyor:
"Uluslararası standartlar ve bilimsel ahlak kurallarını göz ardı etmemek şartıyla herhangi bir baskı olmaksızın akademik çalışmaların yapılması..."
YÖK'ü savunanlar bu tarife ne diyor?
Tasarı bağımsız bir "Bilim Etik Kurulu" kuruyor; YÖK Başkanı'nın emir ve kumandası altında değil... Üniversitelerarası Kurul tarafından seçilecek...
YÖK'ü savunanlar buna ne diyor?
"Böyle bir kurul var" diyeceklerse, Alemdaroğlu hakkındaki "aşırmacılık" iddiaları konusunda ne yaptılar?
Üniversite - sanayi işbirliğini geliştirmek için tasarının getirdiği "Sosyal Konsey"e karşı çıkmak mümkün mü?
***
TASARININ diğer olumlu bir tarafı da idari organ olan YÖK'le, akademik organ olan Üniversitelerarası Kurul'un yetkilerini netleştirmesi: Tamamen seçimlerle oluşacak 200 küsur üyeli Üniversitelararası Kurul akademik konularda tek yetkili... Bu kurulun "fen, sağlık ve sosyal bilimler" dallarından seçilecek olması da, tek bilim dalının egemenliğini önleyecek.
Kurul kendi yürütme organını kendisi seçecek.
Rektör ve dekanların bir dönem için seçilmeleri de doğrudur. İkinci defa seçilmek için bazı üniversitelerde yaşananları bilmeyen mi kaldı?!
Öğretim üyelerine "seçmen" gözüyle bakma sonucu doğuran bir mekanizma, akademik hayatın niteliklerine aykırıdır.
Fakat, bir defa seçilen rektör, 4 değil, mesela 5 - 6 yıl gibi daha uzun süre görev yapabilmelidir.
Siyasi olmayan kurumlarda bir defa seçilmeyi demokrasiye aykırı sanmak, demokrasinin siyasi niteliği konusundaki bilgisizlikten kaynaklanıyor.
***
YÜKSEKÖĞRETİM Kurulu (YÖK), akademik yetkilerden yoksun, idari bir yürütme organına dönüşüyor. Bu işlevi sebebiyle şimdi de hükümet kanadından gelen üyeler var.
Tasarıya yöneltilen haklı eleştiri, YÖK'ün 17 üyesinden 8'ini hükümetin atamasıdır. YÖK'e Üniversitelerarası Kurul'un seçeceği üye sayısının artırılmasıyla bu konudaki kaygılar giderilmelidir.
Milli Eğitim Bakanı'nın atayacağı 7 kişilik bir kurulun ilk rektörleri atayacağı yolundaki haberler yanlıştır; öyle olsaydı çok vahim olurdu.
Eski rektör ve dekanlar arasından Bakan'ın seçeceği bu 7 kişilik kurul geçicidir ve yapacağı iş sadece üniversitelerdeki seçimlerin organizasyonudur, hiçbir atama yetkisi yoktur. Ama madem kuşku çekiyor başka bir formül getirilmelidir.
Öğretim üye sayısı 50'nin altında olan üniversitelerin rektörlerini hükümetin atayacağı yolundaki haberlerin gerçek olmadığını Bakan Hüseyin Çelik açıkladı. Yanlış olurdu zaten...
Netice: Modern üniversite sistemleri üç ilkeye dayanıyor: Ademi merkeziyet, akademik özgürlük, profesyonel (iyi) yönetim...
Diyalogla bu ilkelere uygun bir model geliştirilir. Çözüm, bağnazlıkta değil diyalogdadır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|

|