|


'Bu kadro'dan nasıl kurtulunur?
Yola yordama özen gösteren temkinli ve titiz Oktay Ekşi bile 10 Temmuz'da "Alarm Sesleri" başlıklı başyazısını şöyle bitiriyordu:
"Kısaca... İşbaşındaki acemi kadro Türkiye'nin geleceğini mahvediyor.
Ne yapılır? Meşru yoldan ayrılmaksızın bu kadro nasıl tasfiye edilir bilemiyoruz. Ama bu cehalet, bu acemilik ve duyarsızlık Türkiye'nin kaderine hükmettiği sürece biliniz ki çok ciddi bir tehlike içindeyiz."
Oktay Ekşi'ye yol göstermek haddimiz değil, ama "Nasıl yapılır?" diye sormuş bir kere; biz de bir yurttaş olarak önerimizi sunalım.
Önce, bir durum tespiti: Kayıtlı seçmenin yüzde 25'inin oyu ile Meclis'te yüzde 65'lik bir çoğunlukla tek parti hükümetini kuran, ama Başbakan'ın söylediği gibi "iktidar olamayan" bu kadronun ne kadar beceriksiz, güvenilmez, içten pazarlıklı (nam - ı diğer takiyeci) olduğunu, içe dönük olarak aslında çok becerikli biçimde kadrolaşmakta bulunduğunu hep biliyorduk. Dünya candarması Amerika da malum tezkere olayı ile "bu kadro"nun güvenilmez, ama kullanılır olduğunu anladı. Öylesine anladı ki, bunu başımıza çuval geçirip ellerimizi arkamıza bağlayarak küstahça ifade etmekten çekinmiyor.
Asker bozuk, üniversite rahatsız, işçi - memur infialde, Amerika ise küstahlaşacak derecede deli bozuk. Buradaki tek kan uyuşmazlığı asker ile ABD arasına giren kara kediden kaynaklanıyor. Bir de sermaye ile "medya"nın durumu limoni belirsiz.
Şimdi siz akıllara seza öneriye ya da senaryoya bakın.
Bush takımına gidip diyeceksiniz ki; bizim "bu kadro"ya biz de güvenmiyoruz, siz de güvenmiyorsunuz. Bunlar sizin de, bizim de başımıza daha çoook çorap örer. İyisi mi gelin, içte ve dışta güven verici, bu arada iki ülke arasında düzgün ve adaletli bir işbirliği ortamını hazırlayacak yeni bir kadronun meşru yoldan ayrılmaksızın işbaşına gelmesini sağlayalım.
İki sorun var: Bir, bunu Bush takımına kim söyler, nasıl söyler? İki, bu kadro değişikliği nasıl sağlanır?
Birincisini TÜSİAD'a ve bizim "medya"ya havale edin. Onlar bu işi çok iyi bilir, geçmişte örnekleri var. İkincisini de ABD'ye bırakın, onlar da bu işin ustası, dünyanın dört bucağında Amerikan sarmasından geçilmiyor.
Bir üçüncü sorun ise şu: Tayyip Erdoğan da bu işin farkında; onun için hem sermayeyi, hem "medya"yı, hem de Amerika'yı kolluyor.
Yani iş zor sevgili Oktay Ekşi. Sorun, "şu bizim medya" ile sermayede düğümleniyor.
Bir şiir Dizelerimiz Gamze Çevli Yıldırım'ın Buluşma Noktası (İstek: gamzeyil@mynet.com) kitabından, "Deli Sevdam"dan:
"Ah keşke şu an yanında olsam / başımı kolunun altından sokup arsızca, / göğsüne yaslasam, / ninni yapsam yüreğinin atışını, / gözlerimi yumsam, / yumsam da bir daha açmaya / korkmasam."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|

|