|
|


Tehlikeli ilişkiler
Irak’taki kimyasal ve biyolojik silahlar konusunda İngiliz hükümeti ile BBC arasında başlayan tartışma dallanıp budaklanarak sürüyor
LONDRA
Eski bir gazeteci, aktif gazeteciye ders vermeli mi? Gazeteci güvendiği bir kaynaktan aldığı haberi "çifte kontrol"e tabi tutmalı mı? Hükümetin bir kaynağa dayanarak aldığı kararlar doğru, bir gazetecinin güvendiği bir kaynaktan aldığı haberi vermesi yanlış mı?
Irak raporu nedeniyle hükümetle BBC’yi karşı karşıya getiren tartışma her geçen gün alevlenirken bu sorular da kafaları karıştırıyor.
İngiliz hükümeti ile devletin TV’si BBC arasındaki gerginlik, Irak’a ilişkin raporun abartıldığı iddiasıyla başladı.
Tartışma hükümetin 24 Eylül’de açıkladığı, Saddam Hüseyin’in kimyasal ve biyolojik silahları 45 dakikada devreye sokabileceğini iddia eden Irak dosyasına ilişkin Başbakan Blair’in basın danışmanı Alaister Campbell’ın (eski gazeteci) son hamlesi ile daha da ateşlendi
Campbell, BBC’nin savaş muhabiri Andrew Gilligan’ın, kendisinin istihbarat birimlerine "Irak’la ilgili dosyayı ilginç hale getirin" baskısı yaptığını öne sürdüğüne dikkat çekerken, bu haberle hükümetin bütünlüğünün ve Blair’in hedef alındığını savunuyor. Campbell’a göre haberin kaynağı da belirsiz. Başbakanın tartışmalı başdanışmanı, BBC’nin hükümete bir de özür borçlu olduğunu öne sürüyor.
BBC ise Campbell’ın kendilerine karşı kan davası güttüğü görüşünde. BBC muhabiri Gilligan’ın iddiaları hükümetin tam ortasına adeta yeraltı sığınaklarını delen akıllı bombalar gibi düştü. Ve bomba hükümeti değilse de halkın ona olan güvenini yok etti.
Olaya objektif olarak bakarsak, Gilligan ile hükümetin birbirlerinden şikayetleri arasında benzerlikler var. Gilligan’ın "yüksek düzey" ve güvenilir olarak tanımladığı kaynak, BBC’nin "Bugün" adlı programındaki iddiaların tek kaynağıydı. Kimilerine göre Gilligan tecrübeli bir muhabir olarak kaynağını daha iyi sorgulamalı ve bilgiyi sızdıranın amacından emin olabilmek için "çifte kontrol" yoluna gitmeliydi.
Campbell ise BBC’nin, Irak savaşına karşı olduğu için, hükümeti İngiliz halkının gözünden düşürmek istediğini öne sürüyor. Tartışma kamuoyunu meşgul ediyor. Irak’ta çözüm bekleyen asıl sorunlar ise yerinde sayıyor. İşte şimdi İngiliz toplumunda BBC’ye de Blair’e de mesafeli duran bir kesimin kafasındaki kuşku da bu noktada yoğunlaşıyor. Acaba bütün bunlar kamuoyunun birincil sorunlardan uzak tutulması için kurulmuş bir tuzak mıydı? Belki BBC’yi bilgilendiren kaynağın amacı da buydu, kim bilir?
Peki, hükümetin dosyaya koyduğu Saddam’ın biyolojik silahları 45 dakikada devreye sokacağı bilgisi de tek kaynağa dayanmıyor muydu? Hükümetin itirafına göre bu böyle. Bilgi Iraklı bir komutandan alınmış. İngiliz hükümeti "çifte kontrol" yapmadan bütün dünyayı kandırma hakkını kendinde bulurken bir gazeteciyi "çifte kontrol" yapmadığı için nasıl suçluyor o zaman? (BBC haber ilkelerine göre, bir kaynaktan alınan haber kesinlikle verilmez diye bir kural yok. Peki gazeteci tek kaynaktan haberi verebilir mi? Bu da gazetecinin alacağı riske bağlı.)
Bazı kesimlere göre, Campbell hayatının en büyük hatasını yaptı. Yanıltma ve yalan politikası izlediğini gizlemek için tek bir olayı deşifre etti ve haklı görünmeye çalıştı. Gilligan daha akıllı bir taktik uyguladı ve "45 dakika lafını Campbell koydurttu" dedi. (Komite Campbell’ı bu konuda akladı. Bu bilgiyi koyduran kimilerine göre Campbell, kimilerine göre istihbarat birimleri. Bunu hiç bilemeyeceğiz şüphesiz.)
Buradaki asıl sorun eski bir gazeteci olan başbakan danışmanının bir gazeteciye gazetecilik dersi vermeye kalkması gibi görünüyor. Bunun etik temeli tartışmaya açık. Gazetecilik döneminde, muhafazakar başbakan John Major’ın gömleğini külotunun içine soktuğu haberini yayınlayan da Campbell’ın ta kendisi. Bugün BBC muhabirine ders vermeye kalkan Campbell o gün acaba Major’ın donu derinliğindeki bir kişiselliğe saldırırken haberi kaç kaynaktan doğrulatmıştı?
Zaten İngiliz siyaset uzmanlarına göre gazetecilerin politikaya atılması külliyen hata. Bunu yapan kişilerin tepe üstü gitmelerini de kaçınılmaz buluyor siyaset uzmanları. Şimdi merak edilen Campbell’ın kendi sonunun başlangıcında mı olduğu ve eğer öyleyse bundan sonra ne yapacağı.
İngiltere’de yayımlanan bir bulvar gazetesine göre, Blair ve Campbell işadamı olsalardı Ağır Dolandırıcılık Masası’nın peşlerini bir an bile bırakmaması gerekecekti. Yani BBC ile yapılan kavga ister yapay ister doğal olsun Blair’i ve adamını çok yıprattı. BBC’ye gelince onların politikacılara hep ihtiyacı var. Çünkü sonuçta yayıncılık lisanslarını ve bunun bedelini İngiliz sistemine göre Blair ve benzeri politikacılar saptıyor.
Yazara e-mail
|
|


|