|
|


Yazı yazmak üzerine...
7’DEN 77’YE OKUL DIŞI BİLGİLER
Okul gezilerinde çocukların yazarlara sorduğu soruların başında, "Nasıl yazar oldunuz? Yazar olmak kolay mı? Yazarlığa kaç yaşında başladınız?.." gibi sorular gelir. Bu soruları sorarak, akıllarınca yazar olmanın yöntemlerini, yollarını araştırırlar. Ve özellikle, "Kaç yaşında yazmaya başladınız?" sorusu çok önem taşır. Çünkü bununla, "Gerçekten yazar olacak yaşa geldiler mi, yoksa daha zamanları var mı?" bunu öğrenmek isterler. Doğrusunu isterseniz bu sorulara yanıt vermek öyle kolay, her yiğidin altından kalkabileceği bir şey değildir. Çünkü aradan dört sene geçer; aynı okurunuzla başka bir yerde karşılaşırsınız, "Büyüdüm bak, yazıyorum!" diye sana öyküsünü uzatır ve çabuk okuyup, beğenip beğenmediğiniz konusunda yanıt vermenizi ister.
Bu yüzden ben, genellikle gerçekten bu konuda bilgi ve deneyimlerine güvendiğim öğretmenlerim Emin Özdemir'le, Adnan Binyazar'ın kitaplarının arkasına saklanırım.
Yıllar önce, 1994'lü yıllarda çocuk dergilerinin içinde yayınladığım Emin ve Adnan öğretmenlerimin birlikte hazırladıkları "Yazma Sanatı" adlı yazı dizisi (sanırım kitap da olmuştu) bu konuda çocuklara yardım edecek önemli bir kaynaktır. Nasıl cümle kuracağınızdan tutun da yazmanın öğelerine, soyut ve somut konulara, konu alanına, yerel ve evrensel konulara, diyaloglara, konu seçimine kadar her şeyi örnekleriyle anlatan başucu ürünleridir.
Bir de Emin Özdemir öğretmenimin özellikle "Türkçemi İlerletiyorum" adlı kitabı, çocukların Türkçemizi, dillerini kendi kendilerine ilgiyle okuyup öğrenecekleri bir kitaptır. Bu kitabı bütün okurlarıma salık veriyorum. Bulun buluşturun, okuyun...
Şimdi sizlere Emin ve Adnan öğretmenlerimin "Yazma Sanatı" adlı kitaplarından bir bölüm aktaracağım. Lütfen dikkatli okuyun.
"Öğretici yazma, özel bir yeteneği, geniş çapta yaratıcılığı gerektirmez. Yazmayla ilgili belirli bilgi ve beceriler kazanan herkes o anlamdaki yazmada başarı gösterebilir. Ünlü yazarımız Falih Rıfkı Atay bu gerçeği şöyle belirtir: 'Düşündüğünü ve duyduğunu karşındakine derli toplu anlatabilmek ne bir meslek, ne de bir sanattır. Bu, ortaöğretimden geçen her insanın yapması gereken ve yapabileceği bir şeydir. Hikâye yazmak bir sanattır, fakat başından geçeni anlatabilmek bir sanat değildir.' 1953"
Tabii başından geçenleri anlatmak, bunları bir günlükte, bir anı defterinde toplamak yazma yetimizi geliştirir. Doğrusunu isterseniz, benim belliğimdeki ve defterlerimdeki çocukluk anılarım, ilk yazıldıkları zaman basit anı notları olmalarının dışında pek bir şey ifade etmiyordu. Ama daha sonra yeniden kurgulayıp öykü biçimine dönüştürmüş olmam, onlara edebi bir nitelik kazandırdı. Ve böylece çocuk dergilerinde, kitaplarda kendilerine bu öyküler yer buldu.
Anna Frank'ın "Günlük"ünde yazdıkları salt bir çocukluk anısı olmasına karşın, yıllar sonra bu anılar bir çocuğun gerçek yaşamöyküsünden kesitler niteliği kazanarak, edebiyatın anı kitapları dizileri arasında yer almasını sağladı.
Sizler de belki bir gün anı defterlerinizden kitaplar çıkarabilir, hatta yazar bile olabilirsiniz.
Bakın, Anna Frank "Günlük"ünün bir yerinde, yazmak konusunda neler söylüyor: "Birkaç gündür anı defteri tutma üzerinde, hele bir düşünelim diye bir şeycikler yazmadım. Benim gibi birinin böyle bir işe girişmesi tuhaf kaçmaz mı? İlk kez anı defteri tuttuğum için değil bu; on üç yaşındaki bir kız öğrencinin saçmalamaları kimi ilgilendirir? Olsun, ama canım yazmak istiyor. Yazmanın da ötesinde yüreğimin derinliklerinde yatan bir sürü şeyi günışığına çıkarmak istiyorum."
Yazara e-mail
|
|


|