17 Temmuz 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



Alevler... Alevler... Alevler...

     Öncelikle ülke sorunları hiç ensenizi karartmasın. Ne ormanların yanması; ne ulusal gelirin yarısından fazlasının nüfusun yüzde 20'si arasında paylaşılması; ne yoksulların sattığı organlarının ucuza alınıp, zengin hastalara pahalıya satılmasındaki "gizli organ trafiğinde" Türkiye'nin ön sırayı alması; ne BM'nin yayımladığı "İnsani Gelişme Raporu"nda, 175 ülke arasında, Tunus'un, Guyana'nın, Dominik'in, Arnavutluk'un da altına düşerek, 96. basamağa inilmesi vs...
     ***
     Ülke sorunları hiç ensenizi karartmasın; çünkü Türkiye'ye de yılda en az 20 milyar dolarlık global sermaye yatırımları başlayıncaya dek, bu böyle sürüp gidecek; yani efendim daha 20 - 30 yıl...
     Kaldı ki, 21. yüzyılla hızlanan evrensel bir saydamlaşma; Türkiye'yi de sarmalamaya başladığı için, ortaya çıkıyor ülke sorunlarının nasıl bir çöplük oluşturduğu. Yoksa kaç yüzyıldır hep böyleydi bu... "Resmi tarih" ve içe dönük hamasi demagojilerle maskeleniyordu gerçek tablo...
     Ve demagojik resmi maskelerin arkasına bakmaya, örneğin, ülkedeki ekonomik ilkel bir iç sömürge görüntüsünden söz etmeye kalkanlar da, kahrediliyordu.
     Unutmayın ki, "Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar" atasözü de, buraların bir deyimi...
     ***
     Ormanlar harıl harıl yanıp gidiyor...
     Ve kimse bilmiyor, yangınları hızlıca söndürmek için gerekli gelişmiş bir itfaiye örgütlenmesine yılda ne kadarlık bir yatırım yapıldığını.
     Ormanlar...
     Ormanların içindeki kesilmesi şart olan ağaçları, kesip ayıklamak ve dışarı tomruk olarak çıkarmak için gerekli 30 bin km'lik orman yollarından ne kadarı yapılabildi?
     Ormanların dıştan kesilip ziyan edilmesi, tümden bitti mi?
     ***
     Şimdi gelelim son 50 yıla...
     Neden orman işletmelerinin "yarı mamulden öteye üretim yapması" yasaklanmıştı? Yani tomrukları işleyip; kereste, kontrplak vs. üretmeleri?
     Çünkü efendim, üst düzey iktidar siyasetçilerinin yakınları yaparlardı bu işleri. Yakınları tarafından tomruklar alınır, keresteye dönüştürülür; biraz piyasaya, bir hayli de, yine bazı bakanlıklara satılırdı.
     ***
     Tanzimat paşalarının, sadece yalıları yoktu İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında. Yalıların arkasındaki tepelere tırmanan korular da onlarındı...
     Mayıs başında Boğaz korularındaki "denize nazır" köşklerine gelirlerdi önce. Haziranla birlikte inerlerdi yalılarına...
     Ve şimdi Türkiye'de, "denize nazır" koruluk ve ormanlık yamaçlardaki, siyasetçi girişimleriyle gerçekleşmiş "siteler"in bir dökümünü çıkarın...
     Ha tabii, bir de gecekondu yağmaları var; ileride büyük paralara sitelere dönüştürülecek...
     ***
     Kuzum Tanrı aşkına... Önlenebilir mi orman yangınları?
     Yok elektrik kontağı, yok piknik sefasındaki ihmal, yok sigara izmariti...
     Neyse ki henüz pek kimse, "piromani"nin ne olduğunu bilmiyor.
     Maksim Gorki, "Yangınlar" adlı yapıtında; orman yangınları da dahil, çeşit çeşit yangınları, özellikleri ve ayrıntılarıyla o kadar görkemli yazmıştır ki... Ve orada "piromani"den, bir yerleri kundaklayıp yangın çıkarma tutkunlarından da uzun uzun söz eder...
     ***
     Türkiye'deki erozyon... Her yıl denizlere akıp giden topraklar... Ve gitgide artan sel baskınları...
     Bu, her zaman böyleydi ve hamasi demeçlerle avutulurdu mesleksiz, açlıkla yoksulluk sınırındaki kul yığınları...
     ***
     Bir de kömür ocaklarındaki "grizu" patlamalarıyla, "göçükler"de ölen maden işçileri var... Bizim kömür ocaklarının ne geçmişiyle, ne haliyle pek ilgilenmemiştir medya...
     50 cm. yüksekliğindeki bir dehlizde, sular içindeki yere uzanıp, kazmayla kömür kesmek ne demektir bilir misiniz?
     Bilir misiniz, çelik yerine - ucuza geldiği için - gitgide çürüyecek kalaslarla örülen maden tünellerinde, "göçük" ve göçük altında kalmak ne demektir?
     Ve günde kaç paraya çalışır o maden işçileri?
     Ve bugün hala daha, açık işletmelere dönüştürülmemiş maden kuyuları var mıdır çağdaş dünyada?
     ***
     Hiç ensenizi karartmayın ülke sorunlarıyla...
     Nasıl olsa "ulus - devlet" modeli aşılıyor. Türkiye de 20 - 30 yıla kadar AB üyesi olacak...
     Hamasi demagojilerle uyutulmuş mesleksiz kul yığınlarının neler çekmiş olduğu da unutulacak; iç yağmalar, talanlar, soygunlar, yolsuzluklar da...
     İnsanlık kötüye gitmez. Türkiye de gitmez. Enseyi karartmayın.
     
     c.altan@prizma.net.tr
     





Taha AKYOL
Üniversite ve toplum

Çetin ALTAN
Alevler... Alevler... Alevler...

Melih AŞIK
Heykel kültürü

Fikret BİLA
Gül'ün bakış açısı

Hasan CEMAL
Ulaştırma Bakanı'yla oğlu...

Yılmaz ÇETİNER
Bedii Faik'in anıları ve darbeli yıllar

Güneri CIVAOĞLU
İki bahriyeli

Can DÜNDAR
Lolita ihtilali!

Hurşit GÜNEŞ
ABD'nin Türkiye'ye gereksinimi artıyor

Doğan HEPER
ABD'nin Türkiye 'test'i

Sami KOHEN
Daha açık olunamaz mı?

Hasan PULUR
Bal tutan parmak yalamaz mı?

Derya SAZAK
Bu düzen değişmez!

Meral TAMER
Nemrut'ta tanrılarla söyleştik

Yaman TÖRÜNER
Doğru olan nedir?

Güngör URAS
Yabancının iyisi var kötüsü var

M. Ali BİRAND
Kuzey Irak politikamız başarısız oldu...