17 Temmuz 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



Bedii Faik'in anıları ve darbeli yıllar

     Geçmiş olayları okuyup dinleyip öğrendikçe insan gününüzü daha iyi değerlendirebiliyor. Bedii Faik ustamızın nefis üslubu içerisinde "Matbuat, Basın, Derkeen Medya"nın 4. cildini okurken benim de yakından izlediğim geçmiş olayların bilmediğim bazı yönlerini bulunca, bilmece çözmüş kadar sevindim. İş işten geçtikten sonra demeyin, Bedii Faik o dönemlerin olaylarında hep var olan, cesur, atak bir yazardı. Bugün ise anılarında, gözlemlerinde kendisini bile özeleştiriye tabi tutuyor!
     27 Mayıs darbesinin ilk günleri ve demokrasiye geçişin sancıları... ülkeye verdiği zararları canlı olaylarla anlatıyor Bedii Faik. Darbecilerin şımarıklıkları, hataları, hepsi ortada. İhtilalin yanlışlığı, gereksizliği de!
     
     Faruk Paşa'nın adaylığı
     Benim ve rahmetli genel müdürüm (Hürriyet) Ecvet Güresin'in Genelkurmay'dan kurumlu çalımlı çıkışımızdan bahsediyor Bedii Ağabeyim. Bahsettiği Cumhurbaşkanlığı seçimi günleridir. Aday da Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler Paşa.
     Bedii Bey, Erol Simavi ve Cüneyt Arcayürek'le Ankara Oteli'nin barında oturuyormuş, "Ecvet Güresin ile sevimli Yılmaz Çetiner davet edildikleri Genelkurmay'dan çalımlı gelmişler"...
     E yani Bedii Ağabey o günlerin ihtilal havası içinde, Genelkurmay'ın kapısına hiçbir sivil yaklaşmazken bunu başarmak, hangi gazeteciyi afralı tafralı, çalımlı yapmaz? Ertesi günü atacağı manşeti düşünerek kasım kasım kasılmaz.
     Asıl önemlisi o akşam Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Kemal Kayacan'ın Çankaya'da köşkünde henüz görevinden istifa eden Faruk Paşa ile özel röportaj yapacaktık. Ve bu röportaj sırasında Hürriyet'in sahibi Erol Simavi de hazır bulunacaktı. Daha başka Genelkurmay 2. Başkanı Turgut Sunalp, Bonn eski Büyükelçisi Ziya Müezzinoğlu.
     Harp Okulu yürüyüşe çıkıyor, filanca tank bölümü harekete hazır, Eskişehir'de havacılar Muhsin Batur Paşa'nın cumhurbaşkanı olmasını istiyor söylentileri arasında milletvekillerinin çoğu şaşkındı!
     Ama doğrusunu yazmam gerek; Başbakan Süleyman Demirel gayet soğukkanlı olayları izliyor, bekliyordu. Her yerden haberler geliyordu kendisine. Yeşil döşeli meşhur salonda baş başa görüşmeyi rica ettim, yalnız kaldık. Kemal Kayacan Paşa'nın, Turgut Sunalp Paşa'nın Silahlı Kuvvetler adına böyle bir istekleri olduğunu söyledim. Kim bilir daha kaç kanaldan Demirel'e ulaşmıştı böyle istekler.
     - Beyefendi, Faruk Paşa'nın Cumhurbaşkanlığı'nı partinizin desteklemesi...
     Demirel hafifçe tebessüm etti:
     - Faruk Paşa'yı ben Kara Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay Başkanı yaptım. Değerli bir kumandandır. Hele bir üniformasını çıkartsın, hele bir mindere çıksın?
     
     Paşa'yı oyuna getirenler
     Köşkte gece. Kemal Kayacan Paşa, Turgut Sunalp Paşa, Ziya Müezzinoğlu, Erol Simavi, Ecvet Güresin oturuyoruz. Ben heyecan içinde ilk ve ısrarlı sorumu soruyorum.
     - Paşam Silahlı Kuvvetler'in çok sevilen bir komutanısınız. Bu makama geleli henüz bir yıl olmadı. Ne gibi bir garanti aldınız da Cumhurbaşkanlığı için istifa ettiniz?
     Sunalp ile Kayacan atıldı:
     - Genelkurmay'ın kapısında 150 tane AP'li, CHP'li milletvekilinin imzası var, onlar oy verecek.
     Lafı uzatmayayım, Faruk Paşa ve arkadaşları Genelkurmay'a Paşa'yı ziyarete gelen birtakım milletvekillerine güveniyorlardı. Bu ziyaretleri, onay kabul gediyorlardı!
     Erol Simavi, Ecvet Güresin ve ben Faruk Paşa ve arkadaşlarının oyuna getirildiklerini o gece anlamış fakat kendisini ikna edememiştik. Başka zaman tafsilatını anlatmak üzere...
     





Taha AKYOL
Üniversite ve toplum

Çetin ALTAN
Alevler... Alevler... Alevler...

Melih AŞIK
Heykel kültürü

Fikret BİLA
Gül'ün bakış açısı

Hasan CEMAL
Ulaştırma Bakanı'yla oğlu...

Yılmaz ÇETİNER
Bedii Faik'in anıları ve darbeli yıllar

Güneri CIVAOĞLU
İki bahriyeli

Can DÜNDAR
Lolita ihtilali!

Hurşit GÜNEŞ
ABD'nin Türkiye'ye gereksinimi artıyor

Doğan HEPER
ABD'nin Türkiye 'test'i

Sami KOHEN
Daha açık olunamaz mı?

Hasan PULUR
Bal tutan parmak yalamaz mı?

Derya SAZAK
Bu düzen değişmez!

Meral TAMER
Nemrut'ta tanrılarla söyleştik

Yaman TÖRÜNER
Doğru olan nedir?

Güngör URAS
Yabancının iyisi var kötüsü var

M. Ali BİRAND
Kuzey Irak politikamız başarısız oldu...