17 Temmuz 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



Yabancının iyisi var kötüsü var

     Ekonominin benzini paradır. Para olmadan ekonomi yürümez. Ekonomiye para değişik kaynaklardan akar. Banka sistemi bu değişik kaynaklardan akan paranın ekonomide doğru yerlere, doğru zamanda ve doğru miktarda ulaşmasını sağlar.
     Bir ülkede banka sisteminin gücü ve yeterliliği bankaların topladığı mevduatın ve verdikleri kredilerin milli gelire oranı ile ölçülür. 2003 yılında milli gelirimizin cari fiyatlarla 360 katrilyon TL dolayında olacağı tahmin ediliyor. BDDK'nın rakamlarına göre 27 Haziran'da bankaların toplayabildikleri mevduat (Türk lirası ve döviz toplamı) 132 katrilyon TL. Mevduat bankalarının kredileri 47 katrilyon TL. Milli gelire mevduatın oranı yüzde 36, kredilerin oranı yüzde 13... Bunlar banka sisteminin ekonomiyi besleyecek güçte olmadığını ortaya koyuyor.
     
     Yabancı bankalara ihtiyaç var
     Bu durumdaki ülkelere yabancı bankalar ilgi duyar. Bu ülkelerde banka kurar. Şube açar... Ekonomiyi finanse eder. 1965'lerden bu yana yabancı bankalara davetiye çıkarırız... Yabancı bankalar bu davete bakarak veya kendiliklerinden Türkiye'ye geldi, geldi... Geldi ama, gelenlerin çoğu Türkiye'ye bir şey vermek için değil, almak için geldi... Kötü durumdaki ekonomiye kaynak getirecek yerde, ekonominin kötü durumundan ürken kaynakları alıp götürenler oldu... Bunları yabancı banka düşmanlığını pompalamak, yabancı bankalara cephe almak için yazmıyorum. Neyin ne olduğunu anlatmak için yazıyorum.
     TBMM Yolsuzluk Komisyonu'na Merkez Bankası tarafından verilen liste kamuoyuna açıklandı. Dalgalı kura geçilmeden önce 21 uyanık banka Merkez Bankası'nın 5.3 milyar dolarını talan eylemiş. Bankalar doları 686 bin TL'den alarak üç gün sonra 963 bin TL'den satmış... Bu işlemler bankalara para kazandırmış ama öte yanda da Türk ekonomisini krize sokmuş... Hala o krizin içinden çıkamıyoruz. Hala IMF'nin karşısında tek ayakta cezalı duruyoruz... Listeye bakıyoruz... Ekonomiyi krize sokan bu "dövize hücum operasyonu"na katılan 21 bankanın 8'i yabancı banka... Yabancı bankalar krize yol açan bu operasyonda bir bakıma düğmeye basmış ve de döviz yağmasında önde koşmuş... Ve dövizin yüzde 53'ünü bunlar almış...
     O zamandan bu yana yabancı bankaların hepsinin değil ama bazılarının "spekülatif" işlemleri devam ediyor... Bazı bankalar bir gün döviz alıp satarak döviz fiyatıyla, öbür gün bono alıp satarak faiz fiyatıyla "çocuk ile oynar gibi" oynuyor... Burada suç yabancı bankalarda değil. Çözüm yabancı bankalara kapıyı kapatmakta değil. Tüm yabancı bankaları kötülemek mümkün değil. Ama ortada bir gerçek var... Bazı yabancı bankalar (1) Dövizden Türk lirasına, Türk lirasından bonoya, sonra gene Türk lirasına, sonra gene dövize geçerek döviz fiyatı ve faiz oranında istikrarın oluşmasını önlüyor. (2) Türkiye'ye fon getirecek yerde Türkiye'den dışarıya para akımını teşvik ediyor.
     Tekrarda yarar var... Yabancı bankalar için bir genelleme yapılamaz. Olan bitene bakarak yabancı bankalara cephe alınamaz. Ama olan bitene bakılarak bu olumsuz (spekülatif) hareketlere kapıyı kapatmak Merkez Bankası'nın görevidir. Sorumluluğudur. Başka ülkelerde yerli veya yabancı bir bankanın döviz fiyatı veya faiz oranı ile böylesine oynamasına izin verilmez.
     (Burada bir açıklamaya gerek var: Döviz fiyatından, faiz oranlarından, müşteri talebinden yararlanmak başka şeydir, bunları yönlendirerek / zorlayarak spekülatif hareketleri sürdürmek başka şeydir. Yanlış olan yönlendirme / zorlama şeklinde "oyunlar kurmak", oyunların içinde yer almaktır.)
     
     guras@milliyet.com.tr
     





Taha AKYOL
Üniversite ve toplum

Çetin ALTAN
Alevler... Alevler... Alevler...

Melih AŞIK
Heykel kültürü

Fikret BİLA
Gül'ün bakış açısı

Hasan CEMAL
Ulaştırma Bakanı'yla oğlu...

Yılmaz ÇETİNER
Bedii Faik'in anıları ve darbeli yıllar

Güneri CIVAOĞLU
İki bahriyeli

Can DÜNDAR
Lolita ihtilali!

Hurşit GÜNEŞ
ABD'nin Türkiye'ye gereksinimi artıyor

Doğan HEPER
ABD'nin Türkiye 'test'i

Sami KOHEN
Daha açık olunamaz mı?

Hasan PULUR
Bal tutan parmak yalamaz mı?

Derya SAZAK
Bu düzen değişmez!

Meral TAMER
Nemrut'ta tanrılarla söyleştik

Yaman TÖRÜNER
Doğru olan nedir?

Güngör URAS
Yabancının iyisi var kötüsü var

M. Ali BİRAND
Kuzey Irak politikamız başarısız oldu...