|


Kuzey Irak politikamız başarısız oldu...
Kimse kimseye kızmasın, sorumluluğu başkalarına atmasın. Türkiye'nin, Tezkere öncesinden başlayan ve bugünlere kadar gelen Kuzey Irak ile ilgili genel politikaları başarısızlıkla sonuçlandı.
Bu politikaları kim oluşturdu ve kim uyguladı, ayrıntılarını bilemiyoruz. Ne kadar Genelkurmay'dan, ne kadarı Dışişlerinden kaynaklandı belli değil. Daha doğrusu, kamuoyu işin bu yönünden habersiz. Bizim karşımızda siyasi sorumlu olarak sadece hükümet var. Dolayısıyla, faturanın hükümete çıkarılması gerekiyor. Siyasi otorite, işine geldiğinde, "ne yapalım asker istedi", işine geldiğinde "bizim dediğimiz olur" dememelidir. Bundan dolayı, bu yazının muhatabı hükümettir...
ÇITAYI YÜKSEK TUTUNCA...
Türkiye, Kuzey Irak'taki tutumunu başlangıcından bu yana gereken duyarlıkta yürütemedi. Bazen sessiz kaldı, bazen çok bağırdı, hatta tehdit etti. En önemlisi Washington'un niyetlerini, Kürtlerin yaklaşımını ve işlerin nereye gidebileceğini iyi okuyamadı, iyi tahmin edemedi.
Açıkçası, Türkiye Kuzey Irak politikasını iyi yönetemedi. Bazen fevri, bazen abartılı, bazen sert ve genelde de Kürtleri düşman gören bir tutum sergilendi. Olaya tamamen güvenlik gözlüğü ile bakıldı. Tek hedef olarak, Türkmen cephesini güçlendirmek, eğitmek, gerekirse silahlandırarak Kuzey Irak'ta Türkiye'nin söz sahibi olmasını sağlayacak bir vasıta konumuna getirmek görüldü. Durum böyle olunca da, inisiyatif büyük oranda, Kuzey Irak'ta bulunan güvenlikçilerin, özel kuvvet yetkililerinin elinde kaldı.
Türkiye'nin bu şekilde hareket etmesinin başlıca iki nedeni vardı. Birinci ve en önemlisi, PKK'nın faaliyetlerini kontrol altında tutmak, diğeri de Kürtlerin arasında Türkmen faktörünü iyice yerleştirmekti. Ancak ülkemiz ne yazık ki kartlarını doğru dürüst oynayamadı.
Türk yetkililer gelişmelerin nereye gittiğini, Amerika'nın potansiyelini ve ne yapmak istediği anlayamayınca, çıtalarını çok yüksekte tuttular.
Israrla tepeden bakıp "kırmızı çizgilerden" söz ettiler.
Amerikalıları eleştiriyoruz ancak, "Kuzey Irak'ta politika oluşturanlarımız" öylesine gereksiz konuşmalar, açıklamalar yaptılar, öylesine abartılı sözler söylediler ki, kendi kamuoyumuzda çok yanlış bir izlenim doğdu. Kuzey Irak'ın bizden sorulması gerektiği sanıldı.
Yine öyle görüşler açıklandı ki, Kürtler açıkça panikletildi. O zaman onlar da, Amerikalıların üstüne gidip "aman bizi Türklerden kurtarın" demeye başladılar.
Hele bütün bunların üstüne, bir de Tezkere'nin reddi gelince işin ucu tamamen kaçtı.
Gereksiz demeçler, yanlış algılamalar ve son derece hatalı uygulamalar sonucu Türkiye kendi kendini Kuzey Irak'ta etkinsizleştirdi.
FATURA TÜRKMENLERE ÇIKMAYA BAŞLADI
Türkiye'nin Kuzel Irak'ta Türkmenler'e kol kanat germesi son derece yerinde bir politikaydı. Sorun kullandığımız yöntemlerden kaynaklandı. Bazı işler insanların gözlerine sokarak yapılmaz. Herşeyin bir adabı vardır, bir gizliliği, bir ustalığı vardır. İngilizler, Amerikalılar da aynı oyunları oynarlar, ancak yüzlerine gözlerine bulaştırmadan, hele hele seslerini hiç duyurmadan işlerini görürler.
Bütün bu beceriksizliklerin sonucunda ne oldu?
1. Korumaya aldığımız Türkmen Cephesi hem Kuzey Irak, hem de Irak'ın genelinde kazanabileceği etkinliği tümüyle kaybetti. O kadar ki, Irak'ı önümüzdeki dönem yönetecek olan Hükümet Konseyi'ne bile bir Türkmen Sivil Toplum Örgütünün Başkanı Songül Çabuk seçildi.
2. Türkmen Cephesi, bölgede "Türkiye'nin Truva atı" olarak damgalandı ve tüm faaliyetlerin dışına itildi.
3. Diğer Türkmen dernekleri de, Türkmen Cephesi faaliyetlerinden uzaklaşmaya başladılar.
4. Türk askeri, Kuzey Irak'taki tüm faaliyetlerini Amerikalılara bildirmek zorunluğunu kabul etti.
5. PKK'nın üzerindeki baskılar bu son gelişmeyle belirli oranda azaldı.
Sonuçta, hem Türkiye, ancak daha büyük oranda Türkmenler kaybetmiş oldular.
İşi bilmeyenlere politika teslim edilirse böyle olur...
* * *
GELİŞMELERİ , ABD'NİN PKK POLİTİKASI ETKİLEYECEK Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler önümüzdeki dönem, büyük oranda Kuzey Irak'ta olup bitenlere göre şekillenecek. Daha da önemlisi, "Amerikan kuvvetlerinin PKK'ya bakışı ve yaklaşımı" bu ilişkilerde son derece hayati bir rol oynayacak.
Bugüne kadar olanlar oldu ve ağzımızda acı bir tad bırakan olay kapatıldı. Ancak, yenileriyle yine karşı karşıya kalabileceğimizi de unutmayalım.
Ankara'da, inatlaşma ve ABD kuvvetleriyle gereksiz sürtüşmelere girme niyeti yok. Varılan anlaşmaya uyulacağı belirtiliyor. Buna karşılık, herkes dört göz olmuş, Washington'un PKK militanlarına nasıl bir yaklaşımda bulunacağını izliyor.
Amerikalılar, Kuzey Irak'taki tüm terör örgütlerine göz dağı verdi ve hepsini dağıttı. PKK da ABD'nin "terörist" listesinde bulunuyor, ancak dokunulmuyor. İran-Irak sınırındaki PKK kampında yaşam normal şekilde devam ediyor.
Amerikalılar mutlaka bir şey bekliyor olmalılar.
Ancak bu beklemenin uzun sürmemesi ve en önemlisi Washington'un PKK faaliyetlerine göz yumuyormuş izlenimi veren bir tutum alıp almayacağı, ilişkilerin gidişini etkileyecek.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|

|