|


Barışı kazanmak
Saddam rejimini devirirken askeri açıdan kolay bir ‘zafer’ elde eden ABD ‘barışı kazanmakta’ zorlanıyor.
Bush yönetiminin başı Irak’ta çok yönlü belada.
ABD işgal gücüne karşı girişilen saldırılarda ölenler Washington’da ‘Vietnam batağı’ kaygısını yeniden uyandırıyor. Asker ‘eve dönmek’ istiyor, iktidardaki yeni muhafazakarlar (Neo - con) Bush’a bir seçim daha kazandırabilmek için ‘istikrarı sağlamadan’ Irak’tan çıkmak istemiyorlar. Sözde barışın ABD ekonomisine maliyeti ise ayda 4 milyar dolara kadar çıkmış durumda. 11 Eylül’ün de etkisiyle ‘dünya devriyesi’ ABD imparatorluğunun bütçe açığı 450 milyar dolara yaklaşmış.
Büyük güçlerin yükseliş ve çöküşüyle ilgili tezleri doğrulayan bir sürece ABD hızla sürükleniyor. Eski Roma’nın, İspanyol ve İngiliz sömürge egemenliğinin sonu da ‘fetihler ve askeri harcamalar’ getirmişti.
ABD’nin Irak’taki çıkmazı salt öldürülen askerler ve işgalin 50 milyar dolarlık ek faturası değil.
Irak’ta diktatörlük rejimine son verme iddiasıyla BM’yi ve İngiltere dışında Batı dünyasını karşısına alan Bush yönetiminin ‘yalanları’ da ABD’ye duyulan güveni sarstı. ABD kendi tiranlığını kurma uğruna en yakın müttefiklerini aldatabileceğini, ‘satabileceğini’ gösterdi.
Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına geçirilen çuval, 50 yıllık müttefikin kendi çıkarlarıyla örtüşmeyen hallerde ‘dost - düşman’ tanımayacağının göstergesi oldu.
Tezkereden sonra Türk - ABD ilişkilerinin eskisi gibi olmayacağı belliydi. Özür çağrısı ilk sinyaldi. Ancak, krizin bu kadar kısa sürede ‘düşmanca’ bir tutuma dönüşeceği beklenmiyordu.
Ankara’nın tepkisi üzerine ‘üzüntüler’in karşılıklı not edilmesi ise Türk askerine yapılan ‘Taliban’ muamelesinin yaralarını sarmayacak düzeydedir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül böyle bir ortamda koşa koşa Washington’a niye gidiyor?
Gül, başbakanlığı sırasında şubatta Washington’a yapması gereken ziyareti ‘tezkere üzerine kalmasın’ diye ağırdan almış ve Yaşar Yakış’ı göndermişti.
Aslında Türk - ABD ilişkileri biraz da bu ‘zamansız’ ziyaretler ve verimsiz diplomasi sonucu çığırından çıkmadı mı? Tayyip Erdoğan, 3 Kasım seçimleri sonrasında Beyaz Saray’da ‘yetkisiz’ sözler verdi, Siirt seçimleriyle Meclis’e girip başbakanlık yetkisiyle donandıktan sonra tezkereyi geçirmekte geç kaldı.
Sonuçta Meclis’in iradesiyle Türkiye bu savaşın dışında kaldı.
İyi de oldu!
ABD’nin yalanlarıyla komşu bir ülkeyi işgal etmek Türkiye’ye yakışmazdı. Ankara kendi ulusal politikasını doğru çizerse AB yolunda ilerlemeye devam eder. Rumsfeld ve ekibi de kitle imha silahları, Bush’a söylettikleri ‘uranyum’ yalanıyla tarih önünde hesap verirler.
Irak batağı Bush’a seçimi bile kaybettirebilir!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|