21 Temmuz 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   


Sohbet Odası'nda, Bakan Çiçek: "Bu tablo artık değişmeli diyor"

‘MGK mahkeme hükümet sanık gibi’

     SOHBET ODASI
Derya SAZAK


Bakan Çiçek, "Sanki her ay bir mahkeme kuruluyor, sivil kesim günah işlemiş gibi gidip hesap veriyor. Medya da ‘derbi maçı’ gibi toplantıya endeksleniyor" diyor...

     DERYA SAZAK: 7’nci uyum paketinde MGK’ya verilmek istenen ‘sivil’ yapının askerlerle hükümet arasında anlaşmazlık konusu olduğu öne sürülüyor. Sorun MGK Genel Sekreterliği’nin ‘danışma’ organı niteliğine dönüştürülmek istenmesinden mi kaynaklanıyor?
     CEMİL ÇİÇEK: Taslak daha ortaya çıkmadan spekülasyon yapıldı. MGK’ya katılacak askerlerin sayısında azalma var, sadece Genelkurmay Başkanı katılacak denildi. Bu tartışmaların başladığı gün, hükümet sözcüsü olarak "Bu pakette Anayasa değişikliği gerektirecek düzenleme öngörmüyoruz" dedim. Buna rağmen paket açıklanınca "Hükümet geri adım attı" deniliyor. Örneğin MGK’ya katılacak kuvvet komutanlarıyla ilgili düzenleme Anayasa’nın 118’inci maddesiyle ilgili değişikliği gerektiriyor. Biz bunu baştan beri öngörmedik.
     
     KÖKLÜ DEĞİŞİKLİK YOK
MGK’yı nasıl konumlandırıyorsunuz?
     En ön sırada sorumluluk taşıyan insanların bir araya gelerek ülke sorunlarına çözüm aradıkları anayasal platformdur. Bunun bulunmasında fayda görüyoruz. MGK’nın kalmasında mahzur görmediğimiz gibi köklü bir değişiklik de öngörmedik. Yaptığımız çalışma MGK Genel Sekreterliği ile ilgilidir.
Ne değişiklik öngörüyorsunuz?
     MGK Genel Sekreteri’nin bugünkü teşkilat yasasına göre bir asker ve orgeneral olması gerekiyor. Sivil bir kişiyi atama şansınız yok. Yaptığımız düzenlemeyle böyle bir imkân getiriliyor. Başbakan isterse MGK Genel Sekreterliği’ne bir sivil bürokrat atayabilecek. Bir vali, emekli büyükelçi olabilir.
     
     ASKER ‘DUR’ DEMEDİ
Askerlerin buna itirazı var mı?
     Bu kısmına itirazları yok. Konu güvenlikle ilgili olduğu için de bu taslak Genelkurmay Başkanlığı’na iletilmiştir. Genelkurmay da taslağın tümüyle ilgili görüş bildirmiştir.
MGK Genel Sekreteri, asker olacaksa Genelkurmay’a danışılsın mı isteniyor?
     Evet. Bu gözümüzden kaçmış. Teklifimiz şuydu: MGK Genel Sekreteri’ni başbakan belirler, cumhurbaşkanı da atar. Tabiatıyla başbakan bir askeri bu göreve atayacaksa Genelkurmay başkanı ile görüşür. Bu işin tabiatı icabıdır. Biz bunu yasa metnine koymamışız. Genelkurmay başkanı, haklı olarak diyor ki; sivil atayacaksanız mesele yok ama asker atanacaksa askeri disiplin açısından bize sorun. Bu bir itiraz. Gazetenin birinde var: ‘Kıta dur’ dedi diye... Dur falan demedi. Genelkurmay Başkanı’nın itirazı ya da görüşü danışma konusunda.
     
     DEMOKRASİYİ ZEDELİYOR
Hükümet ne yapacak?
     Bana ters gelmiyor. Başbakan MGK’ya asker genel sekreter atayacaksa Genelkurmay’la görüşmede mahzur yok.
MGK, 1961 Anayasası’ndan bu yana etkin. Cumhurbaşkanı, başkanlık ediyor, başbakan ve ilgili bakanlar katılıyor ama askerlerin ağırlıkta olduğu bir kuruluş.
     O yönden bakarsanız demokrasiyi de zayıf gösteriyor. Dışarıdan bakıldığında; "seçimler yapılsa da, parlamento, hükümet olsa da esas karar verici yer MGK’dır" sonucu çıkıyor.
     
     GERİLİM YARATMAMALI
Irak savaşı öncesinde gördük ki, ulusal güvenlikten sorumlu MGK, 1 Mart’taki ikinci tezkere oylaması öncesinde suskun kalmayı yeğledi.
     Türkiye’de MGK’nın bir görüntüsü var. 28 Şubat sürecinde bu görüntü biraz daha öne çıktı.
Hükümetleri götürüp getiren bir kurum gibi...
     Her MGK toplantısı öncesinde Türkiye işini gücünü bırakıyor ‘derbi maçı’ gibi Çankaya’ya endeksleniyor. Sanki Silahlı Kuvvetler ile hükümet ayrı güç, kılıçlarını çekip kan reva içinde MGK’dan çıkacaklar. Buna son vermek gerekiyor. 25 Temmuz’da toplantı yapılacak...
2001 Şubat krizi bile MGK’da çıktı, Anayasa kitapçığı fırlatıldı. Demek ki haber değeri var.
     Her toplantının Türkiye’nin gündemine oturması, gerilim yaratması gerekmiyor.
Yeni taslakta MGK iki ayda bir toplanacak.
     MGK’yı hükümetin bir hesap verme yeri olmaktan çıkarmalı. Sanki bir mahkeme kuruluyor, sivil kesim günahlar işlemiş gibi ayda bir orada hesap veriyor. Bu görüntü kalkmalı.
     
Öcalan’ın sürgün edilmesi imkânsız
Terör denilince, ‘topluma kazandırma’ yasasıyla PKK - KADEK militanlarının silahlarını bırakarak dağdan inmeleri amaçlanıyor. Bu proje ABD’nin mi?
     Ne ilgisi var, AKP hükümeti olarak işe başlarken devletin tüm birimleriyle ortak hazırlanan bir çalışma vardı. Onu yasalaştırıyoruz.
Öcalan ‘Sürgüne gitmeye hazırız’ mesajı göndermiş. Apo’nun sürgünü olası mı?
     Buna imkân yok. 1960’larda olmuş, darbe hukuku içinde. Bugün kimseyi bir yere göndermeye ne niyetimiz var ne de bu doğru olur. Hüküm kesinleşmiş. Apo, İmralı’da kalacak.
     
Yeni taslakta görev alanı daraltılacak...
MGK’nın asıl işlevi ne olmalı?
     Anayasa’nın 118’inci maddesinde güvenlik konularında tavsiye kararı alır deniyor. Demek ki MGK’da konuşulan konular hükümete tavsiye niteliğindedir. Hükümet şüphesiz bunları önemser. Kendisi de o kararların içinde. AB ülkelerinde de ulusal güvenlikle ilgili danışma organları var. MGK Genel Sekreterliği teşkilat yasasındaki değişikliğin de Anayasa’nın ruhuna uygun hale getirilmesi lazım. Bugünkü yapısıyla MGK Genel Sekreterliği danışmanlık niteliğinin ötesinde her işi takip eden icracı bir kuruluş. Yeni taslakta MGK’nın görev alanını daraltıyoruz.
1982 Anayasası yapılırken MGK Genel Sekreterliği yasası, Konsey’in son düzenlemesi olarak gerçekleştirilmiş. Seçimle gelen Özal hükümeti beklenmeden.
     Yasa 6 Kasım 1983 seçimlerinden sonra sivil hükümet göreve başlamadan çıkarılmış.
     
     DENETİM MEKANİZMASI
Demokrasi üzerinde askeri bir hakemlik müessesesi gibi mi görülmüş?
     O günün şartlarında bir vesayet. 1982 Anayasası’na bakarsanız mantık şudur: Sivil siyasetçiler her şeyi kırıp döküyor, her şeyi berbat ediyor, bunları mutlaka denetim altına almak gerekir diye düşünüldüğü için MGK da ona göre düzenlenmiş. Türkiye için güvenlik siyaseti önemli. Bunu tek başına sivillerin yapması mümkün değil. İplerin askerin elinde, sıkı tutulması anlayışı hakim kılınmış.
Yeni düzenlemeyle MGK güvenlikle ilgili kararların takibinden de sorumlu tutulacak mı? 28 Şubat kararlarının takibi de MGK’nın yetkisinde değil miydi?
     Evet. Tatbikat da yasa kadar önemli olacak.
     
     STATÜSÜ DEĞİŞMEYECEK
Avrupa demokrasilerinde Genelkurmay, Savunma Bakanlığı’na bağlı. Türkiye’de, başbakana. Bu durum değişecek mi?
     Hayır. Böyle bir düzenleme düşünmüyoruz. 20’ye yakın AB üyesi ülkede MGK’nın statüsüne, görev alanlarına ve sekretaryasına baktık. 7’nci paketteki düzenlemeye rağmen yine de en geniş yetkiye sahip ülke Türkiye.
İleride AB çevrelerinde ordunun gücünü daha da geriletme isteği olursa ne olacak?
     Sanmıyorum. Biz ulusal programımızı yazdık, gönderdik. Meclis’te de görüşüldü. Bizden şu anda tek istenen, sivil asker ilişkileri açısından MGK’nın konumu.
Özal döneminde de tartışılmıştı, siz Genelkurmay Başkanlığı’nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlamayı düşünüyor musunuz?
     Hayır.
     
ANAP tecrübesi ders olmalı...
Dokunulmazlıklar ne olacak?
     83’üncü madde dahil CHP ile birlikte 1982 Anayasası’nı değiştirebilmeliyiz.
Dokunulmazlıklar konusunda seçimde verdiğiniz sözü tutmadınız. AKP’nin ‘yumuşak karnı’ var mı?
     Yok. 83’üncü madde gelecek yasama döneminde gündeme gelse iyi olur. Kamu vicdanı açısından bu gerekiyor.
Adalet Bakanlığı olarak sizde bekleyen fezleke var mı?
     Bakanlığa gelen fezleke en fazla bir gece bekler. Noksanlık var mı diye. Bu dönemde 83 dosya geldi. Çoğu seçim yasasına muhalefetten. 83 dosyayı Meclis’e gönderdik. En fazla suçlama muhalefetten bir vekilille ilgili. 19 dosya var.
     
     İKTİDAR DEĞİŞİNCE...
Sefa Sirmen’le ilgili.
     İsmini söylemeyeyim. AKP’den de gelse fark etmez.
Ulaştırma Bakanı’yla ilgili, feribot kiralayarak oğluna rant sağlama iddiası var. AKP 3 Kasım’da yolsuzluk nedeniyle tasfiyeye uğrayan siyasi kadrolardan gerekli dersi çıkardı mı?
     Bu olaylardan gerekli sonucu çıkarmazsak AKP de aynı akıbete uğrar. ANAP tecrübesinden ders çıkarılmalı. İktidarlar değişince rampa yapan bir kesim vardır. Bunların partisi yoktur. Devletten ne çalarım diye bakarlar. Bu virüslerden korunmak lazım. MGK’da hep irtica ve bölücülük tehdidi konuşulur. Bana göre en büyük tehdit yolsuzluktur.
     
Darbe lafını telaffuz etmemeliyiz
ABD ile yaşanan tezkere krizi ertesinde Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz dedi ki: ‘Ordu liderlik görevini yapamadı!’ ABD önce ‘özür’ beklentisine girdi, ardından Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirildi. AKP iktidarı vasıtasıyla orduyu ve Kemalizmi geriletme taktiği izleniyor. AB üyeliği de gerçekleşmezse Türkiye ulusal bütünlüğünü korumakta riske girmiş olmayacak mı?
      AB konusundaki en temel kuşku budur. Bunları AB’ye üyelik uğruna verdiğimiz tavizler gibi algılıyorsak bu bizi yanlış yere götürür.
Bu durum AKP’nin de işine geliyor, asker yıpranıyor. Hayır. Denilmek istenen şu mu? Bunlar yanlış ama ne yapalım AB gibi bir havuç önümüzde duruyor. AB’ye girmek için bu tavizleri vereceğiz. Böyle değil de, AB alsın ya da almasın bunlar Türkiye gibi medeni bir ülkenin sahip olması gereken haklar, hürriyetlerdir diyorsak o başka.

     DARBE REFAH GETİRMEZ
Siz ne diyorsunuz? Biz AB üyeliği olsa da, olmasa da demokratikleşme yönünde adımlar atılmasından yanayız. Bunlar devleti zayıflatmaz.
      1980 askeri darbesi dahil, demokrasinin kesintiye uğradığı dönemlerde MGK sivil yönetimleri koruyamadı. Tersine ihtilallerin gerekçesi MGK’da uyarılara kulak vermedikleri öne sürülen hükümetler oldu. Türkiye artık darbeleri telaffuz etmemeli. Bugün darbeyle işbaşına gelmiş ve ülkesini refaha kavuşturmuş tek lider gösteremezsiniz.
     
     NE KADAR ÖZGÜRLÜK...
      Geçmişte, MGK toplantılarında hükümete dönük kimi eleştiriler ülke yönetimine el koymanın gerekçesi yapılmıştı. O türden işlerin ne ölçüde haksız olduğunu darbelere, muhtıralara maruz kalmış siyasetçiler söyledi. Ne oldu, aylarca yıllarca işlenen cinayetler 12 Eylül’de bıçak gibi kesildi. Bunlar geride kaldı. Bir ülkede AB meselesinde gelişmeyi izah ederken iç içe iki daire var. Birinci daire o toplumun mutabakatları. Asla vazgeçemeyeceği kurallar: Bayrağı, dili, İstiklal Marşı, üniter yapı, laiklik. AB’nin bizden istediği bu ikinci dairedeki kısmın günün şartlarına göre değişmesidir. Bu dairenin çapı ne kadar genişse o ülke o kadar özgür ve gelişmiştir. Küçük dairedeki mutabakatları teminat altına almanın yolu ikinci dairedeki özgürlüklerin genişlemesiyle olur.
     
     Artık bilirkişi rezaleti bitmeli
      Geçen dönemde bankalarda 20 milyar dolar battı. İcra İflas Yasası’nda yapılan son değişiklikle banka hortumlayanların kişisel servetlerinden tahsilat yapılabilecek mi? Benim kanaatim hortumlanan paraların önemli bir kısmı yurtdışına kaçırılmıştır. Mal mülkler ise başkalarının üzerinde. İcra İflas Kanunu’yla bunlardan ne kalmışsa onlar tahsil edilmeye çalışılacak. Bundan sonrası için önlem getirdik. Yasal boşlukları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Siyasetin finansmanına şeffaflık getireceğiz. Hırsızlıklara, siyasi himaye olmasın istiyoruz. Yolsuzluklarda en büyük pislik, ahlaksızlık bilirkişi müessesesindedir. İyileri tenzih ederim. Bir çuval evrakı hakimin önüne koymuşsunuz ne yapsın, bilirkişiye gönderiyor ve gelen rapora göre karar veriyor. Bilirkişi rezaletine son veremezsek yargı yıpranıyor. Türkiye’de yargının ve ordunun itibarı en yüksek seviyede olmalıdır.
     
Tezkereyi kaza olarak görelim
      ABD ile ilişkiler hangi aşamada, askerin başına çuval geçirenler Irak barış gücüne asker isteme noktasına geldiler. Hükümet ne yapacak? Tezkereyi Türk - ABD ilişkilerinde bir kaza kabul edelim. Bu kaza anının fotoğrafını hiç durmadan önümüze koymak, ah vah demek yanlış. Herkes Meclis’in kararına saygı duymalı. Hayat devam ediyor. Bu bölgede ABD’nin de tahmin etmediği problemler var. Terör öncelikli sorun. Bu noktada Amerika ile işbirliği yaparız. Bu bölgeyi en iyi tanıyan ülke Türkiye’dir. Asker gönderme meselesi henüz gündeme gelmedi. Talep etmişler, oturup konuşacağız.
     
      Barış gücüne katılım konusunda Meclis’ten karar alma ihtiyacı var mı? Parlamento desteği önemli. Bu tür önemli dış politika konularını parlamentoya götürme, muhalefetle paylaşma alışkanlığını kazanmalıyız. Yetki olarak gerekmiyorsa bile siyasi nezaket olarak gerekir. Meclis’e gidilse iyi olur.
     


SİYASET


Sohbet Odası'nda, Bakan Çiçek: "Bu tablo artık değişmeli diyor"
Askerimiz hazırlanıyor
25 bakana soruşturma
‘KKTC’siz çözüm olmaz’
12’nci subay, baskını Türkiye’ye haber verdi
4 yıldır evrak gelmiyor
Yılmaz üniversite değiştirecek





Fikret BİLA
Türk ABD ilişkileri
Derya SAZAK
7. uyum paketi


 Partilerarası Uzlaşma Komisyonunun uzlaşmaya vardığı Anayasa değişikliği metni için tıklayın
 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)
 DGM Savcılığı'nın Milli Görüş davası mütalaası


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri


 DSP
 MHP
 ANAP
 DYP
 AKP
 SP
 CHP
 BBP


 ADANA
 ADAPAZARI
 ANKARA
 ANTALYA
 BURSA
 ESKİŞEHİR
 GAZİANTEP
 İSTANBUL
 İZMİR
 KOCAELİ
 KONYA
 SAMSUN