22 Temmuz 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


"Her zaman üç tane cep telefonuyla dolaşıyorum"

   
Daha çok TV programcısı ve haberci kimliğiyle tanınan Fatih Türkmenoğlu şimdi de eğlenceli öykülerden oluşan bir kitapla karşımızda. Haber uğruna 45 ülkeyi gezen Türkmenoğlu, gece-gündüz her an yayına çıkacakmış gibi hazırlıklı dolaşıyor

        ELİF BERKÖZ

   
    Üç Kuruş Fazla Olsun Kırmızı Olsun" (Epsilon Kitabevi) CNN International'ın Türkiye prodüktörü ve muhabiri olan, televizyon programları hazırlayıp sunan Fatih Türkmenoğlu'nun ilk kitabı. 27 öyküden oluşan kitapta portreler, yazarın gezdiği ülkelerdeki izlenimlerine dayanan farklı konular var. Kenya'daki cadı doktorlar, Avustralya'da yaşayan Türkler; Londra, New York gibi. Türkmenoğlu "Tüm bu hikayeler arka arkaya gelerek bir bütünlük oluşturuyor" diyor.
   
    Bir ülkede ilk nelere dikkat edersiniz?
    Uçaktan indikten sonra ilk olarak gümrük dikkatimi çekiyor. Kolay geçebiliyor muyum diye. Havaalanından varacağım yere kadar giderken geçtiğim yollar bir ülke hakkında bana çok şey anlatıyor. Gecekondusu ve varoşları var mı, fakir halk nasıl gibi soruların cevapları o ülkeyle ilgili epey bilgi veriyor. Şimdiye kadar 45 ülke gördüm. Maalesef her gittiğim ülkeden bir öykü çıkaramıyorum. Kitabımda gezi ağırlıkta ama tam olarak bir gezi kitabı değil. Kitaptaki öyküleri de öykü yapan ülkeler değil karakterler.
   
    Gittiğiniz ülkeye haberci gözüyle mi bakıyorsunuz?
    Maalesef haberci gözüyle bakıyorum. Onun ötesine geçemiyorum. Bir yere eğer haberci olarak gitmediysem çoğu zaman "Allah kahretsin, keşke kamera olsaydı, keşke elimde mikrofon olsaydı. Şu an şunu çekerdim, burada şunu konuşuyor olurdum" diyorum. Eğer böyle görmesem, böyle bakmasam bu öyküler de çıkmayacaktı. Ülkelere haberci kimliğiyle gidildiğinde insanların en özeline, evlerine giriliyor. Öbür türlü gezilirse turistik geziden bir adım öteye gidebilirim ancak.
   
    Televizyon programcılığı mı yoksa yazarlık mı çekici?
    Yazarlık. TV programcılığı için İngilizcede "You are on the air" yani "Havadasın" derler. Havadasın hem yayındasın hem de yayından sonra olay geçip gidiyor anlamında. CNN International'ın Türkiye prodüktörü ve muhabiriyim. Yaptığım bir yayın 2 milyar insana gidiyor. Kitabım birkaç baskı yapsa bile 40 bin kişi okur en fazla. Buna rağmen beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü kitap kalıcı bir eser. Çocuklarımıza kalacak olması beni çok mutlu ediyor.
   
    Kitabınızda "Televizyon haberciliğinin en güzel yanı gezmek" diyorsunuz. Başka güzel yanı var mı?
    Her şeye, herkese ulaşabilmek. Açılmayacak gibi görünen kapıların açılmasını sağlamak. İnsanlara ulaşmak ve o insanların aslında çok da önemli olmadıklarını görmek. Doğru bakıldığında büyümeyi sağlayan bir iş.
   
    Seyyah olmak nasıl bir duygu?
    Özgür bir duygu. Her an her yere gidebilirim, her şeyi yapabilirim duygusu hakim. Ama insan bir yaştan sonra yerleşmek ve evini, işini, eşini bilmek istiyor. Güzel olan bu ikisini bağdaştırabilmek. Ben bunu son bir yıl içinde becerebildim sanırım.
   
    En çok etkilendiğiniz ülkeler?
    Arjantin ve Srilanka.
   
    CNN International'ın Türkiye prodüktörü olmanın zor yanları nelerdi?
    Yaraları deşmesek. (Gülüyor) Üç tane cep telefonuyla dolaşıyorum. Gecem gündüzüm yok. Saat 02.00'de uyandırıp "Hadi hemen yayına çık" diyebiliyorlar. Yayınına çıktığım haber bazen benim hiç bilmediğim, o anda patlak vermiş bir konuyla ilgili olabiliyor. Telefonlarla ajansı, CNN TÜRK'ü arıyorum. Hemen televizyonu açıyorum, internete bağlanıyorum. Evden de sokaktan da çok yayın yaptım. Bu iş hem dünyanın hem de Türkiye'nin gündemini çok iyi takip etmemi sağladı. Amerika'ya gittiğim için bir yıl yaptığım prodüktörlüğü bu ay bırakıyorum.
   
    "Sesler ve Renkler" programı neden sona erdi?
    İki yıl NTV'de, iki yıl da CNN TÜRK'te hazırladık programı. Savaş başlayınca bitti. Bitmesine seviniyorum. Savaş sırasında ben mahvolmuş durumdaydım, çünkü özenle yaptığım bu programla ilgilenemeyecektim. Şimdilik bitti ama bana çok uygun olan ve çok sevdiğim bir programdı. İleride programa devam etmeyi düşünüyorum.
   
    Yıllarca ülke gezen bir programcı olarak Türkiye'nin sesleri ve renkleri nasıl?
    İlk kez 10 yıl önce ülkeleri gezmeye başladım. O zamandan bu zamana çok şey değişti. İstanbul'u bir dünya şehri olarak algılıyorum. Renkleri ve seslerine gelirsek: Renkleri canlı ama Hindistan kadar değil. Seslerde Ortadoğu tınlamaları ağır basıyor. Avrupa tonlarını da görüyoruz. Tüm bunların üzerine Amerikan bulutu gelmiş.
   
   






 Sarıkız'ın Anıları
 Tuba Akyol
 Yalvaç Ural