24 Temmuz 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Uçurtma

       
    Bazı akşamlar, güneş batmaya yaklaşırken, yani saat 19 sularında, 50 m. yüksekliğindeki dev apartmanlardan birinin üst katından - herhalde ön balkonundan - bir uçurtma havalanıyor; yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor... Neredeyse bulutlar içinde kayboluncaya dek...
    Uzun dengeli kuyruğu ve üçgen çehresiyle, gökyüzünün uzaklarında öyle uçuyor uçurtma; bazen bir saat, bazen iki saat... Güneş kaybolup, ağır ağır bir yaz gecesinin alacakaranlığı ortalığı kapladıktan ve yavaş yavaş apartman katlarının ışıkları da yanmaya başladıktan sonra bile...
    Böylesi yüksek bir apartmanın son katından, saatler boyu uçurtma uçurtulduğuna hiç rastlamamıştım.
    Zorlu bir iş günü dönüşünde, sorunlardan arınmış bir gönül özgürlüğü aramak belki de, çocukluktan kalma eski bir tutkuda...
    ***
    Uçurtma, alacakaranlığın beyaz bulutları yüksekliğinde, minicik uça dursun; TV kanallarının haber saatlerinde, Irak'a asker gönderilip gönderilmeyeceği sorunu...
    Milletvekilleri tepkili, bakanlar pek konuşmuyor.
    ***
    Sevgili Tufan Türenç de, dünkü Hürriyet'teki yazısının başlığında şu soruyu soruyordu:
    "AKP'nin faturasını Mehmetçik mi ödeyecek?"
    Enver Paşa'nın, Alman İmparatoru II. Wilhelm'den aldığı 5 milyonluk altın yardımının faturasını, Galiçya'da, Yemen'de, Fizan'da kimler ödedi?
    Ama bizde "resmi tarih" eksisi - artısı'yla analitik ve objektif bir tarih bilinci yaratma yerine; genç kuşakları daha çocuk yaştan, hamaset edebiyatı ve "Türk'e Türk propagandası"yla hipnotize etme amacı taşır.
    Sonra da, hangi güçlü devletten yardım ve itibar görüyorsan, oraya vidalanırsın.
    ***
    Soğuk Savaş yıllarında da böyle olmadı mı?
    Ve bu durumu eleştirenlerin, Yunanistan'a geri dönen Karamanlis'in tutumunu da örnek göstermeye kalkanların başları belaya girmedi mi?
    Oysa bugün BM'nin "İnsani Gelişme Raporu"nda, Yunanistan 22. sıraya çıkmış, Türkiye de 96. basamağa düşmüş durumda.
    Kimse, bu konuyu tartışıyor da, sorumlularını netleştirmeye kalkıyor mu?
    Yoooo...
    ***
    1597 yılında da Osmanlı Hazinesi, yine tamtakırdı. Padişah III. Mehmet, idam ettirdiği Tırnakçı Hasan Paşa'ya ait elbiselerin bir an önce satılarak, parasının kendisine verilmesini istiyordu. Ve sadrazamı Yemişçi Hasan Paşa'yı sıkıştırıp duruyordu.
    Bu tür objektif belgeler okutuluyor mu okullarda?
    Yoooo...
    ***
    2003 yılı Temmuz'unun neredeyse artık son haftası...
    Türkiye'nin iç ve dış borç toplamı, 125 milyar doları aşmada... Borçların faizini ödeyebilmek ve borç almayı sürdürebilmek için, IMF ile yıllardır koyun koyuna yatma durumundayız.
    Meclis'teki Yolsuzluk Komisyonu'nun, yavru komisyonları ise; dosyalar üstüne, yeni dosyalar doğuruyor.
    Ve Washington'un bazı koşullara bağlı yardım vaatleri...
    ***
    Ya ulusal gelirin yarısından fazlasının, nüfusun yüzde 20'sine odaklanmış olmasına ne demeli?
    Ekonomik açıdan toplumun en alt kesimini oluşturan nüfusun yüzde 20'si ise, açlık sınırının altında...
    ***
    Türkiye 20. yüzyılı da, ıskalamadı da ne yaptı; lütfen söyler misiniz?
    Ha evet... Hamaset edebiyatı ve "Türk'e Türk propagandası" ile, Ankara'daki egemenlerimiz; egemenliğin tadını, 370 bin resmi lojmana ve 150 bin resmi arabaya kadar çıkardı. Bakın doğru bu...
    ***
    Enseyi karartmayın.
    21. yüzyılın dış dinamikleri, 20 yıla kadar Türkiye'yi de kesinkes sarmalayacaktır.
    Kanıt mı istiyorsunuz?
    Geçtiğimiz pazar günkü Hürriyet'in "Pazar" ekinde, çift sayfaya uzanmış, "ABD Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler, Interpol ve Europol'ün dünya uyuşturucu trafiği ile ilgili raporları aynı noktaya işaret ediyor" başlığı altında, koskocaman bir harita vardı.
    Ve haritanın üstünde iri siyah puntolarla şöyle yazıyordu:
    "Eroin işi 11 ülkede Türklerin elinde"
    Harita ise kırmızı, yeşil, siyah oklarla, eroinin, Ectasy - Captagon'un, A. Anhidrit'in geçtiği yolları gösteriyordu.
    70 yıldır günde yüz kez tekrarlanan "Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda..." mı oluyordu bütün bu işler; bilemiyorum.
    Ama artık dış dinamikler, Türkiye'yi de saydamlaştırıyordu.
    ***
    Şiirlere, öykülere, romanlara, tiyatro yapıtlarına, yazılara; yazarlarını ömür boyu kahredecek kadar duyarlı olan çevreler; neden acaba eroin kaçakçılıklarıyla, türlü türlü yolsuzluklara karşı aynı duyarlılıkta değildiler?
    Onu da bendeniz bilemiyorum.
    Siz biliyor musunuz?
    Dün akşamki uçurtma ne de güzel uçuyordu...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Çetin ALTAN
Uçurtma

Melih AŞIK
Sorun kafada...

Fikret BİLA
Ecevit, Bahçeli ve Yıldırım

Hasan CEMAL
Sandalyeli alafranga hela!

Yılmaz ÇETİNER
12 Mart'ta Metin Toker'in Demirel'e önerisi...

Güneri CIVAOĞLU
Onurun diyeti

Can DÜNDAR
Oktay Ekşi'nin de bir sırrı var

Doğan HEPER
Kaş yapayım derken

Sami KOHEN
Gerçeğin iki yüzü...

Mehmet Y. YILMAZ
Yolsuzluğun yolu aynı, sadece isimleri farklı

Hasan PULUR
Bugün saat 3'ü 9 geçe...

Derya SAZAK
İmarzede hakları

Yaman TÖRÜNER
Yeni zenginlik ve statü sembolleri

Güngör URAS
Cari açık "döviz sorunu" demektir

Serpil YILMAZ
Okan'dan iş için üniversite

M. Ali BİRAND
KADEK bölgeden çıkarılacak...