25 Temmuz 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
"Nah, işte şuraya yazıyorum..."

       
    Eski İstanbul hanımları, birbirlerine ikindi misafirliğine gittiklerinde; tanıdıklarıyla ilgili birtakım dedikodularla, yakınlarıyla ilgili birtakım yakınmaları; yargıçlığını kendilerinin yaptığı sanal bir mahkemeden geçirerek, kararlarını ileriye dönük bir öngörü biçiminde şöyle açıklarlardı:
    - Nah işte şuraya yazıyorum, küçük görümcem, nikaha kadar yine götüremeyecek bu nişanı da...
    "Nah işte şuraya yazıyorum" derken de, sağ ellerinin işaret parmağını, dillerine değdirip yanlarındaki sehpanın üstüne bastırırlardı, bir kalem gibi...
    ***
    Bendeniz de "nah işte şuraya yazıyorum", Meclis Soruşturma Komisyonu'nun nihayet bitirip, Meclis Başkanlığı'na sunduğu bin sayfayı aşkın raporda suçlu görüldüğü için, haklarında Yüce Divan yolunun açılması istenen 25 bakandan ya hiçbiri yargılanmayacak, ya yargılanan olursa da; dava bir hayli karışık bir tanıklar listesiyle, bir hayli uzun süreceği için; ilgi dışı kalacak ve sündürülmüş olacak...
    ***
    Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ABD ziyareti nasıl geçiyor?
    Washington ile ilişkilerimizin barometresi, gelecek günlerin güneşli mi olacağını gösteriyor, yoksa yağmurlu mu olacağını?
    Irak'a asker gönderilecek mi, gönderilmeyecek mi?
    Vallahi bu tür konular, ne erkek arkadaşlarıyla tatil yörelerine gitmiş genç kızları ilgilendiriyor; ne futbol dünyasının tutkunlarını; ne de eğlence endüstrisinin yıldızlarını...
    Sadece bunlardan bazılarının, pek kimseye söyleyemedikleri, para ve borç sorunları var...
    Gerçi dışa karşı kuyruğu dik tutuyorlar ama, yüreklerinde hep kıpırdayan ekonomik asit kabarcıkları... Tıpkı hükümet üyelerininkinde de olduğu gibi...
    ***
    Irak'a asker gönderilecek mi, gönderilmeyecek mi?
    Ah ah, şu ikinci tezkere Meclis'e 3 oy yüzünden takılmasaydı... 20 milyar dolar şimdi çoktan cepteydi; asker gönderdiğinde de, birkaç milyar dolar daha koparabilirdin bal gibi...
    Şimdiyse Washington'un bazı el altı yardımları olsa bile, artık çok kolay değil Irak'a asker göndermek...
    Gerçi ABD'nin resmi ağızları:
    - Kim sizden asker istiyor, siz kendiniz önerdiniz asker göndermeyi, deyip duruyorlar ama...
    Somali'de de sıkışınca, komutayı hemen bize bırakmışlardı; biz de övünmüştük içeriye dönüp, "sonunda bize muhtaç oldular" diye...
    ***
    Pakistan da, Ankara'ya:
    - Biz de asker gönderelim mi, diye soruyormuş.
    Tabii, "bize de birkaç milyar dolar verirler mi" anlamına...
    Yalnız önemli bir sorun var; Pakistanlı bir nefer, Bağdat'ta silahlı bir Sünni'yi vurduğunda; yahut silahlı bir Sünni, Pakistanlı bir neferi vurduğunda; hangisi "şehitlik" payesine daha çok varmış olacak?
    Silahlı bir çatışmada, karşılıklı şehit düşmek de, biraz tuhaf doğrusu...
    ***
    Hiç enseyi karartmayın...
    Hiçbirisi olmayacak bunların. Ne biz asker göndereceğiz Irak'a, ne de Pakistan askeri gidecek...
    Tepedeki siyasetçiler, cinsel fantezi oyunlarına benzer, çeşitli dış yardım hayalleri kurma özgürlüğüne sahiptirler.
    Unutmayın ki, gerçek başka, hayal kurma özgürlüğü başka; genellikle de ikincisi, değişik planlarda mastürbasyona dönüşür sonunda.
    ***
    Ayrıca bir de, Başkan Bush'un seçimleri var önümüzdeki yıl. Şu sırada kendisini tutanların oranı, yüzde 46'ya düşmüş durumda. Hele seçim kampanyaları bir başlasın bakalım. Demokratlar da, kimbilir neler neler söyleyecekler:
    - Silahçı lobilerinin suladığı bu siyasal çiçekler, çok pahalıya mal oldu ABD'ye de, dünyaya da... Neyse ki suları kesiliyor, artık solmaya mahkumlar vs...
    ***
    Başkan Bush'un seçim ruleti, Ankara'yı da ister istemez etkilemede...
    Biliyorsunuz, 50 yıllık bir müttefik ABD; bazen stratejik müttefik, bazen salt müttefik, bazen "jeopolitik durumumuzdan ötürü" bizden vazgeçemeyecek bir müttefik...
    Kendisinden silah ve askeri yardım aldığımız bir müttefik...
    Kaldı ki işin içinde, bir de IMF gibi, Dünya Bankası gibi, bizim için çok önemli olan kurumlar var...
    ***
    Bağımsız Türkiye, nasıl Sevre'i yırtıp, Lozan'ı yaptıysa; ABD ile olan ilişkilerini de, "milli çıkarlar doğrultusunda" düzenlemesini bilir.
    Yaşasın Türkiye, yaşasın ABD dostluğu...
    ***
    Ve bendeniz işte, şuraya yazıyorum; Türkiye'ye de yılda 20 milyar "euro"luk global sermaye yatırımları başlayıncaya dek, birtakım çalkantılar yaşanacaktır. Ama son toplamda, insanlık kötüye gitmez. Türkiye de gitmez. Enseyi karartmayın...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Çetin ALTAN
"Nah, işte şuraya yazıyorum..."

Melih AŞIK
Arif'in tarifi...

Fikret BİLA
Baykal: Müjdelik bir durum yok

Hasan CEMAL
Sus be, satılmış adam!

Güneri CIVAOĞLU
Kırmızı / yeşil

Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM kafa karıştırıyor

Sami KOHEN
Bush laf dinler mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Somut delil yoksa, siyasi rant vardır

Hasan PULUR
Necef'e verilecek şehidimiz yok...

Derya SAZAK
Kirli barış

Ece TEMELKURAN
Mutluluk travmaları

Güngör URAS
Koç ve Sabancı'da değişim

Serpil YILMAZ
"Türk tütününe yatırım yapacağız"

M. Ali BİRAND
Yine tezkere havası esiyor...