25 Temmuz 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Kirli barış

       
    ABD'nin, İngiltere ile birlikte Irak'ı işgal gerekçesine dayanak oluşturan 'önleyici savaş' teorisi, 11 Eylül trajedisine yol açan 'terör'ün Afganistan'dan Irak'a uzanan geniş bir coğrafyada yeni yıkımlara yol açmadan durdurulmasını amaçlıyordu.
    11 Eylül'ün dehşeti karşısında insanlık bu olayın 'kuşkulu' yönlerini sorgulamadı. Eylem, Usame bin Ladin'le ilişkilendirildi.
    Korku çağının ilk infazı Afganistan'da yapıldı.
    ABD'nin oluşturduğu 'koalisyon güçleri' tarafından Taliban rejimi yıkıldı ve ülke işgal edildi.
    Bush'u iktidara getiren silah ve petrol lobisine bu eşsiz fırsatı sunan Usame bin Ladin hâlâ kayıp. 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'ne çarpan uçakları bir avuç Arap militanla ne tür bir iletişim ağı içinde gerçekleştirdiği meçhul.
    Ses kasetlerine bakılırsa Usame yaşıyor!
    Afganistan operasyonu dünyayı askeri güçle yönetmeyi, bu amaçla her türlü şiddeti kullanmayı meşru gören ABD yönetimindeki 'yeni muhafazakâr'ların imparatorluk heveslerini de ortaya çıkardı.
    Sıra Irak'a gelmişti.
    Saddam'ın elinde kitle imha silahları vardı ve bu müthiş silahlar bölgesel tehdit oluşturuyordu!
    ABD bu yalana dünyayı inandırmak üzere her yolu denedi. Sonunda Irak'ı işgal etti.
    Son günlerde Bush ve Blair yönetimlerini kamuoylarında güç durumda bırakan iki önemli olay yaşandı.
    ABD Başkanı'nın 'ulusa sesleniş' konuşmasında yer verdiği Irak'a Afrika'dan 'uranyum' satışının tümüyle yalan olduğu anlaşıldı. Bu bilgiler Bush'un konuşmasına CIA tarafından konulmuştu.
    Daha büyük felaket İngiltere'de yaşandı. Blair hükümetinin 'Irak'ın elindeki nükleer kapasitenin 45 dakikada silaha dönüşeceğine ilişkin açıklamasının' yalan olduğu anlaşıldı ve bilgiyi BBC'ye sızdırdığı öne sürülen Savunma Bakanlığı uzmanı Dr. David Kelly ölü bulundu.
    'İngiliz Susurluk'u olarak nitelenebilecek bu olayla Blair'in 'eli kana buladı.'
    Kirli savaşta son perde, Saddam'ın oğullarının 'ölü' ele geçirilmesidir. Paul Wolfowitz geçen hafta Irak'taydı. Operasyonun zamanlaması 'işgalci güçlere' karşı yükselen direniş ve Bush - Blair ikilisine yönelik 'Bu savaşa ne gerek vardı?' sorgulaması dikkate alındığında düşündürücüdür.
    Uday ile Kusay'ı sağ ele geçirmek ve Usame bin Ladin'den Saddam Hüseyin'e, '11 Eylül'ün gizlerini çözmek' daha akılcı olmaz mıydı?
    Saddam ve oğulları da Miloşeviç gibi yargılanmalıydı. İnsan hakları konusunda her fırsatta suçlanan Türkiye, Apo'yu bile mahkemeye çıkardı!
    Uday ve Kusay'ın bu zamana kadar Irak'ta bulunduklarından ABD istihbaratının haberi olmaması mümkün mü? Saddam'ın da yeri biliniyordur!
    Türkiye 'kirli savaş'ın dışında kalmakla iyi etti.
    Kirli barışın da uzağında durmalıyız.
   
    dsazak@milliyet.com.tr
   
   





Çetin ALTAN
"Nah, işte şuraya yazıyorum..."

Melih AŞIK
Arif'in tarifi...

Fikret BİLA
Baykal: Müjdelik bir durum yok

Hasan CEMAL
Sus be, satılmış adam!

Güneri CIVAOĞLU
Kırmızı / yeşil

Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM kafa karıştırıyor

Sami KOHEN
Bush laf dinler mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Somut delil yoksa, siyasi rant vardır

Hasan PULUR
Necef'e verilecek şehidimiz yok...

Derya SAZAK
Kirli barış

Ece TEMELKURAN
Mutluluk travmaları

Güngör URAS
Koç ve Sabancı'da değişim

Serpil YILMAZ
"Türk tütününe yatırım yapacağız"

M. Ali BİRAND
Yine tezkere havası esiyor...