25 Temmuz 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Mutluluk travmaları

       
    İngiliz bir yazarın hayatını anlatan bir filmdi. Filmdeki kafayı hafif sıyırmış öğretmen karakteri öğrencilerine hitap ediyordu:
    "Ne istediğinizi çok iyi belirleyin. Sonra da ondan uzak durun!"
    ***
        Kötü kıvamlı hayatlar yaşıyoruz biz. Alışıyoruz üstelik buna. Sonra tuhaf bir şey yaşıyor oluyoruz ve keyfimiz bozulmasın, çekip gitmeyelim, gönlümüz kaymasın diye başka bir hayata, "Hayat budur" diyoruz. Biz böyleyiz ve burada, böylece durmalıyız. Yoksa ülkeler, ordular, petrol kuyuları olmaz, üretim yapılamaz, düzen bozulur ve zaman aksar. Biz bir gün çekip gidersek yirmi yedi çeşit yumuşatıcı, ütü kolası, on sekiz çeşit beyazlatıcı üretilemez ve tüketilemez ve dünya için nedense hep ürkütücüdür. Biz gidersek, bu kötü şarkıları ve konuşmaları kimse dinlemediği, bu kötü ekmekleri ve yalanları kimse yemediği için dünyanın façası bozulur ve bu durum, insanlığı nedense hep çok korkutur. O yüzden işte biz burada böylece durmalıyız. Sen işte o sandalyeye çakılmazsan gidişat aksar, işler karışır. O sandalyede oturup dururken sen, bir yandan da kötü kıvamlı hayatına, durabilmek için işte, alışırsın. Alışmalısın. Yoksa aklını kaçırırsın.
    ***
    İşin kötüsü hakikaten de alışırsın. Gergin olmaya, tatsız olmaya, bezgin olmaya, mühim adamlar gibi ciddi durmaya, sıkıntılı olmaya alışmış vaziyettesin. İşlerin hep biraz kötü gitmesine, boynuna o tanıdık ağrıların girmesine... O kadar alışmış vaziyettesin ki artık onlarsız yapamaz haldesin. Tatilde güneşin altında hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey düşünmeden duramaman bu yüzden mesela. Gerginliğe o kadar alıştın ki, gergin olmamak geriyor seni.
    ***
    Hayat böyle tatsız tuzsuz gidiyor ya, artık tatsız tuzsuz olayların olmaması da korkutur seni. Hatta günün birinde mutlu bir sürpriz bile korkudan delirtebilir insanı. Artık seni hakikaten sevindirecek bir şey sevinçten çok korku ile doldurabilir kalbini. Çünkü sen artık mutsuz olmaya alışıksın. Öyle ki, tam sürpriz yapıldığı anda bile o anı kaybetmekten korkup, o anı unutup tuhaf bir iç sıkıntısına kapılabilirsin. Birini çok seversin mesela, işe bak ki o da seni çok sever, her şey iyi gider, günler şahanedir ama gelir böğrüne bir ağırlık oturur. Alır seni bir düşünce: Ya giderse? Ya gidersem? Ya kanser olursam? Ya ölürse? Vesaire vesaire bir anksiyete!
    "Çok güldük, ağlayacağız demek ki!" demeler, "Her şey çok iyi gidiyor, demek ki başımıza bir şey gelecek" demeler, bunlar hep aynı köktendir. Mutlusundur sen ve eline bırakılan bu yeni "şey" seni korkudan delirtmektedir. Öyle ki korkudan bu yeni "şeyi" fırlatıp atabilirsin bile elinden. Buna isim koyuyorum şimdi:
    Mutluluk travması!
    "Amaan, en büyük derdim bu olsun!" diyenler bir kez daha düşünsün. Çünkü bu kötü kıvamlı hayatın acıya karşı insanda geliştirdiği bağışıklık iyi şeylere karşı oluşmamış durumda. Ve iyi şeyler bizim yaşadığımız hayatları yaşayanları kötü şeylerden daha çok korkutabilir aslında!
    Mutlu bir hayat isteyen sen! Kafayı yemiş öğretmenin dediği gibi, belki de uzak durmalısın istediğinden. Çünkü güzel bir sürpriz seni daha çok korkutabilir işlerin ters gitmesinden!
   
    ecetem@hotmail.com
   
   





Çetin ALTAN
"Nah, işte şuraya yazıyorum..."

Melih AŞIK
Arif'in tarifi...

Fikret BİLA
Baykal: Müjdelik bir durum yok

Hasan CEMAL
Sus be, satılmış adam!

Güneri CIVAOĞLU
Kırmızı / yeşil

Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM kafa karıştırıyor

Sami KOHEN
Bush laf dinler mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Somut delil yoksa, siyasi rant vardır

Hasan PULUR
Necef'e verilecek şehidimiz yok...

Derya SAZAK
Kirli barış

Ece TEMELKURAN
Mutluluk travmaları

Güngör URAS
Koç ve Sabancı'da değişim

Serpil YILMAZ
"Türk tütününe yatırım yapacağız"

M. Ali BİRAND
Yine tezkere havası esiyor...