26 Temmuz 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
"Kurtla kuzu" öyküsündeki yamukluk...

       
    La Fontaine'in ünlü "Kurtla kuzu" şiirsel öyküsüne; 300 yıldan bu yana, sözlü - yazılı kimbilir kaç milyon, belki de milyar kez gönderme yapılıp durmuştur.
    La Fontaine, o öyküsünün başına da, karşı çıkılamayacağına inandığı şöyle bir yargı koymuş:
    "Kim daha güçlüyse, her zaman daha haklıdır o."
    ***
    İÖ 5. yüzyılda yaşamış olduğu söylenen, efsanevi Ezop'tan esintili bu yargı, acaba ne kadar örtüşüyor gerçeklerle?
    Yoksa siyasal bir propaganda olarak, göz korkutmak için mi tekrarlanıp benimsenmiş sadece?
    ***
    Kim daha güçlüyse...
    Bir kez nasıl saptanacak kimin daha güçlü olduğu ve hangi ölçüye göre güçlü olduğu?
    Başkalarınınkinden daha etkin, ölümcül bir güce sahip olmak mı demektir daha güçlü olmak?
    Örneğin 19. yüzyılın başında Napoleon, bir süre böyle göründü Avrupa'da; siyasal bir otorite olarak...
    Aynı tarihlerde bir de, Ludwig Van Beethoven vardı; topu tüfeği, ordusu mordusu olmayan, bir Ludwig Van Beethoven... O güçlü değil miydi, o?..
    ***
    En göz kamaştırıcı güç üstünlüğü, kaba kuvvete dayalı güç üstünlüğü gibi görünse de...
    Kölelik ve kulluk dönemlerinden uzantılı; bireylerde, kademeli olarak aynı tip özentiler yaratan, çoktan modası geçmiş eski bir koşullanmadır bu.
    Çünkü insanların tepesinde "ölümcül bir güç" gibi görünme megalomanisi yanında; bir de, tüm insanlığı "sıkıntılardan kurtarıveren ve yüceltiveren bir güç" daha var; elektriği keşfeden Edison gibi; penisilini icat eden Dr. Alexander Fleming gibi...
    ***
    La Fontaine'in "Kurtla kuzu" öyküsü, Doğa'nın "etoburlar çemberi"yle ilgili bir öykü; "güçlü - güçsüz" örneklemesiyle, insanların kulağına küpe olacak bir yanı yok o öykünün...
    Olsa olsa, siyasal iktidarlara karşı, haklı olsan dahi kuzu kuzu boyun eğmek gerektiğini öğütlüyor usulca. Tıpkı bizdeki "ısıramayacağın eli öp" deyimi gibi...
    ***
    "Ulus - devlet" modeli aşılırken, siyasetçiler iktidarı, yani "demagoglar saltanatı" da aşılmada...
    Neden aşılmada?
    Daha büyük, daha üstün bir güç ortaya çıktığı için mi aşılmada?
    Yok, hayır. "Ulus - devlet" modeliyle, siyasetçiler iktidarının; 200 yıldan bu yana insanlık için, hiç de karlı olmadığı belirginleşmede çünkü...
    Fransız İhtilali'nden günümüze dek, yüz milyonlarca insan öldü savaşlarda.
    Öldüler de ne oldu? Silah yapımcıları ve onlarla ortaklık eden demagoglar kar ettiler sadece. Yoksa hala daha 6.5 milyar nüfusu olan Dünya'da, 4 milyar insan yoksul mu yoksul...
    ***
    Başkan Bush ve çevresindeki şahinler, La Fontaine'in "Kurtla kuzu" öyküsüne fazla çengellenmiş gibiler...
    Oligarşik, saçmasapan, yapay bir Arap devletinin diktatörünü yenerek; tapılası, süper bir güç görünümünü somutlaştırma hayali; tabir - i amiyanesiyle "ayının bokuyla oynamasına" benziyordu...
    Derken, savaş nedeni olarak ileri sürülen gerekçelerin de, baştan aşağı yalan dolan olduğu çıktı ortaya...
    ***
    Diyelim ki, "zaten siyaset böylesi bir üçkağıtçılıktır".
    Öyle olsa da, görünen o ki; Başkan Bush planladığı, tapılası, süper bir güç görünümünü pek somutlaştıramayacak...
    Koskoca ABD, üstünlüğünü kanıtlamak için; Saddam'ın iki oğlunu nasıl öldürdüğünün fotoğraflarını, tüm dünyaya yayınlamak zorunda mı kalmalıydı?
    ***
    Saddam'ın belalı birer veliaht pozlarındaki oğulları, ayrı ayrı kaçıp saklanacaklarına; nasıl olmuş da, o çevredekilerin de elbet bildiği, yahut en azından kuşkulandığı büyük bir eve birlikte girip saklanmışlar? Üstelik biri, çocuğunu da almış yanına...
    Mantıkla pek bağdaşmıyor ama, neyse...
    Başkan Bush'un tapılası, süper bir güç görünümünü somutlaştırma çabalarının vardığı mantık dışı gariplikler...
    ***
    Türkiye'nin Irak'a asker gönderip göndermeyeceği sorununa gelince...
    Bugün cumartesi... Yazıyı da, güneşe doğru üflenen bir sabun köpüğü renkliliğine kavuşturma yerine, deve hamuruna döndürdük.
    Türkiye, bağımsızdır ama, aynı zamanda para karşılığında kullanılan ucuz bir insan deposu da mıdır?
    Lütfen bunun da yanıtını sizler verin.
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Çetin ALTAN
"Kurtla kuzu" öyküsündeki yamukluk...

Melih AŞIK
Uday ve Kusay

Fikret BİLA
Dokunulmazlık zırhı kaldıkça

Hasan CEMAL
Doğru mu düşünüyorum?

Güneri CIVAOĞLU
Ulusal tiner

Can DÜNDAR
Gitti Uday'la Kusay, geldi Bush'la Blair...

Abbas GÜÇLÜ
Tarihi okullarda satış tedirginliği?

Mehmet Y. YILMAZ
Hepsi okumuş kızlar!

Meliha OKUR
Tüpraş'ta Yukos - Oyak beraberliği

Hasan PULUR
Sahibini geç bulan mektup

Derya SAZAK
Bendensin

Tamer HEPER
Kuru mülkiyetin satışı mümkün

Güngör URAS
'Cip' ile berbere gidenlere müjde!

M. Ali BİRAND
İkinci bir tezkere olayı yaşanmamalı