|


Gitti Uday'la Kusay, geldi Bush'la Blair...
İtiraf edeyim ki Uday da Kusay da beni hiç ilgilendirmiyor.
Öyle bahçesinde aslan gezdirilen hanedan evlerinden ve o evlerin kevaşeli partilerinden filan hiç hazzetmem.
Gel gör ki "Adalet getireceğim" diye bir kasabayı cebren işgal edip kendini şerif atadıktan sonra, tuttuğunu kurşuna dizip altıpatlarının dumanını keyifle üfleyen zorba şeriflerden de hazzetmem.
Irak bir diktatörlüktü.
Şimdi eski diktatörün yerini ABD'nin diktatörlüğü alıyor.
Irak halkı açısından değişen bir şey yok:
Gitti Uday'la Kusay, geldi Bush'la Blair...
***
Saddam'ın oğullarının katledilmesi, sadece diktatörlüklerde rastlanan bir yargısız infazdır.
Sabırlı bir kuşatmayla rahatça teslim alınabilecek bina, sırf gösteriş ve ibret olsun diye, içerideki 14 yaşındaki çocukla birlikte roketatarlarla yerle bir edilmiştir. Böylece Iraklılar, yeni diktatörün zulmetmekte eskisiyle yarıştığını apaçık görmüştür.
Bush ve Blair, Uday ve Kusay'ı kevgire çevirecek yerde canlı yakalayıp adil yargılayabilir, onlara kamuoyu önünde özeleştiri şansı sunarken, Iraklılara da "İşte demokrasinin farkı... İşte vaat ettiğimiz hukuk devleti..." diyebilirdi. Böylece savaşa bahane ettikleri şu meşhur kitle imha silahlarının yerini de öğrenmiş olurlardı.
"Kovboy"un adaleti, bunu aklına bile getirmemiştir.
Üstelik "ABD askerinin cesetlerini yayımlıyor" diye El Cezire'ye saldıran Pentagon, Iraklı veliahtların delik deşik cesetlerini tantanayla teşhir ederek çifte standardını da ortaya koymuştur.
Lafımızı, Demokrat Dick Gephardt'ın, Bush'u uyaran cümlesiyle özetleyelim:
"Dış politika, sonunda kötü adamların yakalanıp perdenin karardığı bir John Wayne filmi değildir."
***
Şimdi ABD'nin eli daha mı güçlü?
Saddam üzerine biyografi yazmış bir uzman, BBC'de bu soruya "Hayır" yanıtını verdi:
"Çünkü bir kısım Iraklı, eski rejimin döneceği korkusuyla işgale göz yumuyordu. Şimdi o ihtimal ortadan kalkınca işgalcilere karşı sesler daha da yükselecektir."
Nitekim öyle oldu.
Baskının ardından Irak direnişi 3 Amerikalı askeri öldürerek, saldırıların şiddetleneceği sinyalini verdi.
***
Uluslararası Af Örgütü'nün son raporu, ABD'nin Irak'ta insan haklarını ayaklar altına aldığını, yakaladığı Iraklıları, ailelerine haber vermeden, avukat tahsis etmeden, günlerce gözaltında işkenceden geçirdiğini bildiriyor.
Şanlı Amerikan demokrasisi, kendi sınırlarını aşınca zorbalaşıyor.
Şunu unutmayalım:
ABD'nin Irak'ta halkı sindirerek işgali sürdürmesi, insanlığın bütün meşruiyet birikiminin sıfırlanması, zorbalığın kainata bayrağını dikmesi demek olacaktır.
O yüzden dünyanın önündeki en hayırlı seçenek ABD'nin derhal oradan defedilmesidir.
Bunun kansız olması - BM Genel Sekreteri'nin de belirttiği gibi - ABD'nin derhal bir çekilme takvimi vermesine bağlı...
Vietnam türü kanlı bir seçenek de, ABD'nin tercihi olacaktır.
Türkiye, komşusunun işgaline asker desteğiyle ortak olursa 2. seçeneği güçlendirir ve kanı üzerine sıçratır.
Bence Türkiye halkı buna izin vermeyecek, işbirlikçileri de affetmeyecektir.
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|