|
|


Gönüllü gelmediler ama şimdi gitmek istemiyorlar
ŞULE YÜCEBIYIK
Yabancı global şirketlerin Türkiye'deki işlerinin başındalar. Bazıları yüzlerce milyon dolarlık yatırımları yönetiyor. Türkiye'nin krizi, sıkıntıları, gelişmesi, büyümesi onları da yakından ilgilendiriyor. Şirket olarak burada bulunma nedeni Türkiye'ye inanmaları. Bunu tek tek vurguluyorlar. Türkiye'de Türk insanı ile birlikte yakaladıkları başarıya yatırım planları var. Yeni ve daha büyük hedefler konusunda çok iyimserler.
İşleri gereği Türkiye'de, İstanbul'da yaşıyorlar. Burada bir hayatları var. Peki ama Türkiye'ye 'atanmış' kişiler olarak bulunmaktan memnunlar mı? İlk fırsatta gidecekler mi? İstanbul hakkındaki ilk izlenimlerini hâlâ koruyorlar mı? Bizi nasıl bilirlerdi, nasıl buldular?...
'Değişimin hızı şaşırtıcı'
Altı önemli yabancı şirketin tepe yöneticisine bunları sorduk. İstanbul'a aşık olduğunu, emekli olunca yerleşmeyi düşündüğünü belirtenler var. Anlattıklarında birçok ortak nokta dikkat çekiyor. Örneğin hemen hepsi İstanbul'un 'maceracı' yapısına hayran!
ARİA Genel Müdürü Giuseppe
Farina üç yıldır Türkiye'de yaşıyor. İstanbul'u seviyor, 'çünkü maceracı' diyor. Messe Frankfurt Genel Müdürü Aleksandar Medjedovic, Türkiye'de altı yılda gördüğü hızlı değişimin şaşırtıcılığına hayran! Bu kadar heyecan verici değişime başka hiç bir yerde tanıklık edilemeyeceğini düşünüyor. 'Burası her sabah yeni bir maceraya başlıyor' diyor.
İki kıtada birden yaşamak
Türk Pirelli Genel Müdürü Alberto Moggi, arkadaşları ile İstanbul'u gezmenin farklı heyecanından söz ediyor. İstanbul'a tamamen yerleşme planları yapan Tofaş Fiat CEO'su Antonio Bene de İstanbul'un 'maceracı' yapısının çekiciliğini belirtiyor. DHL Genel Müdürü Michel Akavi, İstanbul'u diğer dünya kentleri ile kıyaslıyor: "Bence İstanbul dünyanın en aktif şehirlerinden biri" diyor.
Üç yıldır Türkiye'de olduğu için defalarca gidip geldiği halde, Boğaz köprülerinden bir yakadan ötekine geçmek ve her seferinde bir kıtadan diğerine geçmenin farkında olmak Farina'yı hala ilk kez ki gibi heyecanlandırıyor.
Medjevic de buna dikkat çekiyor: Asya ve Avrupa'yı birlikte yaşamak çok hoşuma gidiyor.
Hemen hepsinin vurguladıkları bir nokta daha var: İnsanınız çok sıcak! Antonio Bene, birlikte çalışırken ve İstanbul, Bursa sokaklarında gezerken tanıdığı Türk insanının sıcaklığına, candanlığına da hayran. DHL Genel Müdürü Michel Akavi, dünyanın hiçbir yerinde bu tarz insan ilişkileri olmadığını belirtiyor.
Tabi özel ilgiler de var. Örneğin tarihe meraklı Farina İstanbul'da okuduklarını yerinde aramayı, bulmayı özel bir merak haline getirmiş.
Medjeviç'i bizim 'ocakbaşı'lar bağlamış. Bene'yi özellikle Boğaz! Moggi, Avrupa'daki hayatla karşılaştırıldığında İstanbul'un kültürel, özellikle müzik açısından
zenginliğini vurguluyor.
'Allah kahretsin, burada ne işim var demiştim'
Mercedes-Benz Türkiye Direktörler Kurulu Başkanı Till Becker, İstanbul'a ilk geldiğinde, 'Kahretsin, burada ne işim var' diye düşünmüştü. Yağmurlu bir kasım günüydü... İstanbul'da hem yağmurlar, hem de kasım tatsızdır. Becker'in kasveti artmıştı... Ancak, aynen yağmurları izleyen ılık aydınlığın insanın içini açması gibi, o yağmurlu kasım gününü izleyen günlerde Becker'in kasveti dağıldı... İstanbul'u sevdi, hatta aşık oldu. Şimdi "İstanbul'dan bir gün gitmek gibi bir niyetim yok. Ben burada yabancı değilim" diyor.
Bu sözlerin nezaketen söylenmiş sözler olmadığını biliyoruz. Çünkü Becker'e Türkiye'den gitme seçeneği sunuldu, 'hayır' dedi. Becker'in İstanbul, otomotiv, Mercedes Benz Türkiye hakkında söylediklerine gelince:
'Bize inanmamışlardı'
Otomotiv bence Türkiye'nin en önemli sektörü. Türkiye Avrupa, Ortadoğu ve Doğu Avrupa'nın ihracat merkezi. Biz bildiğiniz gibi sadece otobüs üretimi yapıyoruz ve 65 ülkeye ihraç ediyoruz. Kimse bizim Türkiye'den ihracat yapacağımızı düşünmemişti ama başardık. Üstelik en fazla ihracat yapan kuruluşuz. Aynı stratejiyi ağır vasıtada gerçekleştireceğiz. Üretim tesislerimizin en büyükleri biri Almanya'da biri Brezilya'da biri de Türkiye'de olacak.
Bizim ve tüm yabancı sermaye sahipleri için politik ve ekonomik istikrar ana faktör. Bunların dışında işgücü maliyeti, lojistik maliyeti, inşaat maliyeti ve verimlilik gibi klasik faktörler de var. İkinci olarak devalüasyon ve enflasyon arasındaki fark bizim için çok önemli. Bu aradaki fark açılınca biliyorsunuz maliyetlerimiz artıyor. Bizim geçen ayki açılışımızda bir ayda 15 milyon dolar zarar ettik. Şok bir veri. Daha önce bir koalisyon hükümeti vardı. Şimdi daha fazla istikrar, daha çok hız ve uygulama geldi. Ancak biz burada artık bir ulusal firma gibiyiz. Nasıl davranılması gerektiğini çok iyi biliyoruz. Herkes bizim kadar şanslı değil.
Türkiye'den gitmek gibi bir düşüncem de yok. Kendimi yabancı hissetmiyorum. Memleketime de dört saat uzaklıkta. Türk insanının nezaketi, konukseverliği ve hassaslığı inanılmaz. İlk geldiğimde, "Kahretsin Türkiye'de ne işim var' dedim. Kasım ayının bir günüydü. Hiç unutamıyorum, çok yağmurlu bir gündü. İstanbul yağmur olunca çok kötü oluyor. Şimdi İstanbul'dan çok ama çok hoşlanıyorum. Bence dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Sayısız barlar, restoranlar ve mekanlar var.
Her yere gidiyorum. Kuruçeşme, Ortaköy, Beyoğlu... Özel partiler inanılmaz. Çok hoşuma giden birşey de gençlerle yaşlıların aynı ortamda eğlenebilmesi.
Kararlı görünüyor, emekli olup Boğaz'a yerleşecek
Eğer Bayan Bene bir sorun çıkarmazsa Tofaş Fiat'ın CEO'su Antonio Bene'nin 'dört gözle' beklediği, emekli olup İstanbul'a yerleşme hayali gerçek olacak. Çünkü oğlu da Türkiye'ye hayranı, okulunu bitirip burada çalışmak istiyor... Bene'nin evi muhtemelen Bebek'te olacak. Çünkü en çok Bebek'i seviyor.
Tek neden 'hayranım' dediği Boğaz mı? Hayır! Bene de aynı şeyi söylüyor: İstanbul'un maceracılığı! İstanbul ve Bursa sokaklarında gezerken tanık olduğu bir şey daha Bene'yi Türkiye'de bulunmaktan hoşnut ediyor. O da yurdum insanın sıcaklığı.
Bene, Boğaz'da müzik dinliyor! Ayasofya'yı, Arkeoloji Müzesi'ni gezmeyi, hafta sonları özellikle de pazar günleri eşi ile birlikte Kapalıçarşı'da alışveriş yapmayı seviyor. Türk halıları ve İznik çinilerinden vazgeçemiyor. Diğer söyledikleri de şöyle:
'İstanbul maceracı'
Boğaz'a hayranım. Emekliliği dört gözle bekliyorum. İstanbul birçok Avrupa şehrinden daha çekici ve maceracı. En sevdiğim yer Bebek. Ayasofya'yı da çok seviyorum. Türk insanı çok sıcak ve misafirperver. İstanbul ve Bursa'da dolaşırken bunu gördüm. Bu beni çok mutlu ediyor. Oğlum da okulunu bitirdikten sonra Türkiye'de çalışmak istiyor. Türkiye'de beni en çok üzen şey deprem oldu. Deprem tam bir trajediydi. Bana Türk insanının ne kadar güçlü ve birbirine bağlı olduğunu gösterdi. Beni olumsuz etkileyen bir başka faktör de develüasyon oldu.
'Altı üretici burada kapıştı'
Benim için en büyük deneyim Türk işçilerinin çalışmasını görmek oldu. Onların isteklerini ve azimlerini çalışmalarına nasıl yansıttıklarını gördüm ve etkilendim. Başarıya ulaşmak için tüm fedakarlıkları yapıyorlar. Yeni kuşak çok olumlu hedeflerle geliyor. Çalışkan ve uyumlular.
Otomotiv son iki üç ay içinde gözle görülür bir yükseliş içinde. Bizim hedefimiz 200 bin araç üretimi. Develüasyon sonrası en yüksek performansı yakaladık. Hedefimiz dört yıl içinde üretim kapasitelerini yarım milyona çıkarmak. Otomotiv birçok ülkede ekonominin bel kemiğidir. Bir tekerlek gibidir. Haraket ettikçe diğer sektörleri de hareketlendirir. Türkiye'de Avrupa'nın altı büyük otomobil üreticisi rekabet halinde. Avrupa'nın hiçbir ülkesinde buradaki havayı göremezsiniz. Türkiye Avrupa için stratejik öneme sahip. Yalnız iç ile dış piyasanın dengelenmesi gerekir.
'Her günü bir başka macera İstanbul çok heyecan verici'
Messe Frankfurt Genel Müdürü Aleksandar Medjedovic, altı aylığına gelmiş İstanbul'a. Ama altı yıldır burada... Dönmek için hiç acelesi yok. Çünkü en büyük hobisi yemek ve bizim 'ocakbaşı'lara bayılıyor. Et restoranlarını yılların İstanbullusu kadar iyi tanıyor. Onları kendince sıraya bile koymuş.
Medjedovic, bu altı yılda birçok değişikliğe tanık olduğunu belirtiyor. "Her sabah yeni bir macera. Sabahtan akşama kadar nelerle karşılaşacağını bilmemek çok heyecan verici" diyor. İstanbul'u, 'gündüzü ve gecesi belli olmayan şehir' olarak özetliyor. Çok hoşuna giden bir başka şey de Asya ve Avrupa'yı birlikte yaşamak... Medjevic'in diğer söyledikleri ise şöyle:
'En iyi et restoranlar burada'
Almanya'da doğdum ama hiçbir zaman kendimi Batılı hissetmedim. Ben Balkan çocuğuyum. İstanbul da Balkanlar'ın merkezi. Beşiktaş'a taşındım. İlk hafta sonumu geçirdim. Bayıldım. Sahilde yürüdüm, turşuculara uğradım, nargile içtim. Yemek kültürü aileden. İstanbul'daki ocakbaşı restoranlara bayılıyorum. Dünyanın en iyi lokantaları İstanbul'da. İlk beşi bana göre Develi, Beyti, Tike, Günaydın ve Köşebaşı. Mardin'i çok mistik buldum. Diyarbakır'da eski İstanbul hakkında fikir edindim. Şanlıurfa'dan Erzurum'a minibüsle gittim. Ege, Akdeniz mükemmel. Yine de favorim Anadolu.
Her gün bir çılgınlıkla geliyorlar
Türkiye çok dinamik, genç nüfus ile büyük bir potansiyele sahip. Her sabah yeni bir mücadeleye, yeni bir maceraya başlıyorum ve günün sonu bir önceki günden daha iyi oluyor. Beni en huzursuz eden durum ise trafik alışkanlıkları. Hem çok kötü bir trafik sıkışıklığı söz konusu hem de insanlar kurallara uymuyorlar. En çok şaşırtanların ise müşterilerim. Gaziantep'ten gelen bir müşterim bana baklava getirdi. Hergün farklı bir çılgınlıkla karşıma çıkıyorlar.
Şirket olarak 2001 krizi dışında hep iyi bir seyir izledik. Bütün fuarlarımızda ihracat için çalıştık. Firmalar tek kurtuluş yollarının ihracat olduğunu biliyorlardı. Türkiye'de hafızamdan silinmeyecek en önemli olay depremdi. Hayatımın en zor kararlarını aldım. Depremden hiçbir zaman korkmadım. Ben çok inançlı bir insanım. Tanrıya tüm kalbimle inanırım. Bilirim ki her kötü durumda bizi izliyor ve koruyor.
'Türkiye kültürel açıdan çok zengin müzisyenleriniz de çok başarılı'
"Sanırım benim yerim İstanbul...." Bu sözler Türk Pirelli Genel Müdürü Alberto Moggi'ye ait. Diğer yabancı genel müdürler, CEO'lar gibi o da İstanbul'u seviyor. Gerekçesi de aynı: "Çoğu Türk birçok arkadaşım var burada. İstanbul arkadaşlarla beraberken daha da heyecanlı bir hal alıyor."
Moggi, Avrupa'daki hayatla karşılaştırıldığında İstanbul'u kültürel, özellikle müzik açısından zengin buluyor. "Müzisyenleriniz çok başarılı" diyen Moggi, İstanbul'daki festivallerin müzik zenginliğinde büyük rol oynadığı görüşünde. Bu zenginliğin sanat, sergi ve tiyatro açısından Milano, Londra ve Paris'e gitmek isteyenler için bir avantaj olduğunu belirtiyor:
'Müzisyenleriniz çok başarılı'
İtalya'da bütün yıl golf oynardım. Buradaysa iş seyahatlerim yüzünden zaman bulmakta zorlanıyorum. Hobilerimden vazgeçmek zorunda kaldım. Ancak sanırım benim yerim İstanbul. Çoğu Türk birçok arkadaşım var burada. İstanbul arkadaşlarla beraberken daha da heyecanlı bir hal alıyor. Avrupa'daki hayatla karşılaştırıldığında burası da kültürel özellikle müzik açısından zengin bir ülke. Müzisyenleriniz çok başarılı. İstanbul'daki festivaller de bu kapsamda çok büyük bir rol oynuyor. Konum olarak da Milano, Londra ve Paris'e yakın olması sanat, sergi ve tiyatro açısından da oraya gitmek isteyenler için bir avantaj.
'Gençler coşkulu. ama ümitsiz'
Lastik sanayii Türkiye'de oldukça eski. İç pazar, taleple bağlantılı olarak değişimler gösteriyor. Genel olarak yaşadığımız krizler sonucunda pazarın zayıf olduğunu söylemek mümkün. Şu an yenileme pazarında 2000'in rakamlarına ulaşmaya çalışıyoruz. Sektörümüz şu an ihracat ağırlıklı çalışıyor. Türkiye'de genç kaliteli iş gücü mevcut. Hedef verildiği zaman çoşkuyu , gözlerindeki pırıltıyı görmek beni mutlu ediyor. Kişilerin bir hedefe ulaşmak için yeteneklerini büyük bir çoşkuyla kullanmaları ve bu süre içinde yaşadıkları çoşku ve heyecan beni çok mutlu ediyor. Diğer bir yandan, genç insanları bazen de olsa gelecekleri hakkında ümitsiz görmek beni bir o kadar mutsuz ediyor. Özellikle yetenekli ve genç insanların elindekiyle yetinmesi, var olan yeteneklerini kullanmamaları ve pasif kalması beni üzüyor.
Türk ekonomisi çok büyük bir potansiyele sahip. Özellikle insan kaynakları açısından. Her yıl 800 bin genç insan, iş hayatına atılıyor. Kaliteli bir iş gücü var. Türkiye'nin bu insanlara iş imkanı yaratmak için kişi başına 30 bin euro'luk yatırım yapması gerekiyor. Türk yatırımcıların bunu kendi başlarına karşılamaları mümkün değil. Türkiye bu parayı borç olarak da alamaz. Bunun için yabancı sermayeyi çekmek için bir an önce atağa kalkmalı.
Yatırımcının işini zorlaştıran durumlar ortadan kalkmalı. Türkiye'yi cazip kılarak buraya gelmesini sağlamak lazım. Türkiye en büyük yatırım merkezlerinden biri haline gelebilir. Büyük bir rekabet var ama Türkiye'nin de rekabet gücü çok yüksek.
'Her gün iki kıta arasında gelip gitmek yok mu!..'
ARİA Genel Müdürü Giuseppe Farina üç yıldır Türkiye'de. Messe Frankfurt Genel Müdürü Medjedovic'in kâbusu haline gelen trafik sorunu, Farina için dert değil. Çünkü onun Roma ve Napoli tecrübesi var. Fakat Türkiye'de bulunmanın kendisi için neden menuniyet verici olduğuna ilişkin söyledikleri, turizm planlarında, İstanbul'un, şu çok söz edilen 'heyecan vericiliği'ne yatırım gerektiğini ortaya koyuyor. Çünkü diğer bütün yabancılar gibi Farina'ya da İstanbul'u, 'maceracılığı' sevdirmiş. Farina da 'iki kıtada birden' yaşamaktan çok memnun. "Üç yıldır buradayım ama iki kıta arasında gidip gelmek fikri beni hâlâ 'ilk kez' gibi heyecanlandırılor" diyor. Bir de özel merakı var. Tarih okumuş olan Farina, İstanbul'da daha önce okuduklarının izini sürüyor! Bir heyecan kaynağı da bu. Değerlendirmeleri şöyle:
'Anıtkabir'e de gittim'
Ben klasik eğitim aldım, tarih okudum. Ayrıca kişisel ilgim çerçevesinde Türk tarihi ve kültürünü bilebiliyorum. Şimdi, o günlerde okuduklarıma dönmek, daha önce okuduklarımı bulmak beni çok heyecanlandırıyor. Size bir de anımdan bahsedeyim. Atatürk'ü ve Türkiye Tarihi'ni de okumuştum. Engin vizyonu beni çok etkilenmişti. İstanbul'a geldiğimde her yerde Atatürk'ü gördüm. Herkesin ona saygı duyması şaşırtıcıydı. Ankara'ya yaptığım bir seyahatte Anıtkabir'i ziyaret ettim. Gördüğüm manzara beni çok duygulandırdı. Tüm yaş ve sosyal gruplardan kişiler, saygılarını sunuyordu. Atatürk, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için çok önemli bir lider.
'Türkiye Latin Amerika olmadı'
Türkiye'nin geleceğine yürekten inanıyoruz. Yeniliklere açık genç nüfusu ile dünya çapında bir pazar. Yüksek ve yenilikçi teknolojileri uygulamadaki gücü, Türkiye'yi yatırım için bölgesindeki en verimli pazarlardan biri haline getiriyor. Son iki - üç yıldır yaşadıklarımız bize büyük tecrübe kazandırdı. Türkiye hızla harekete geçip, esnek kararlar alabilme yeteneği sayesinde, Latin Amerika'da yaşananları yaşamadı.
Telekom sektörü bir ülkenin kalkınmasında lokomotif sektörlerden birisi. Kullanılan yenilikçi teknolojiler ve pazarlama stratejileri diğer sektörler için de iş imkânları yaratıyor. Aria olarak start-up dönemimize rastlayan bu süreci, maliyetleri düşürmek, gelişen piyasa koşulları doğrultusunda hızlı karar alıp, esnek bir şekilde hayata geçirmek gibi yöntemlerle başarılı bir şekilde geçirdik. Deneyimlerimiz ve sayıları bini bulan çalışanımız sayesinde, sıfırdan yarattığımız bu şirkete, dünya çapında başarı kazandırdık.
'Türk gencinin çalışma azmi ve zekası beni çok şaşırttı'
DHL Genel Müdürü Michel Akavi, İstanbul doğumlu. 17 yılını da İstanbul'da geçirmiş. Sonra 28 yıllık ayrılık ve dönüş var yaşam çizgisinde. "Diğer ülkeleri ve birçok kenti gördüğüm için kıyaslayabiliyorum" diyen Akavi'nin işaret ettiği nokta da aynı: Macera! "Bence İstanbul dünyanın en aktif şehirlerinden biri" diyor. Bir de insan ilişkilerine çok vurgu yapıyor. "Dünyanın hiçbir yerinde bu tarz insan ilişkileri yok" diyen Akavi, gururla açıklıyor: "Milyonlarca kişiden oluşan büyük bir ailem var." Akavi bir başka gururunu da şu sözlerle açıkıyor: 1981'de geldik ve bu sektörü Türkiye'de biz kurduk!
'İstanbul çok aktif'
İstanbul, hem iş hem eğlence açısından dünyanın ilk beş şehri arasında. Dünyanın en aktif şehirlerinden biri. Hem bence dünyanın en yaşanabilir şehirlerinden biri. Boş zamanlarımda ailem ve arkadaşlarımla farklı mekanlarda, farklı şeyler tatmaktan hoşlanıyorum. İstanbul'da ne kadar gezsem de gezmediğim birçok yer kalıyor. Boğaz vazgeçilmez zaten. Her yıl yapılan caz festivalleri Avrupa'nın en kaliteli festivalleri durumuna geldi. Kaliteli eğlence açısından İstanbul'un üstüne yok.
Türkiye'de beni en çok mutlu eden şey insanların birbirleri ve yabancılarla olan yakın ve sıcak ilişkileri. Dünyanın hiçbir yerinde bu tarz insan ilişkileri yok. Sanki milyonlarca kişiden oluşan büyük bir ailem var gibi hissediyorum. En çok şaşırtan ise Türk gençliği. Türkiye'ye bu kadar seneden sonra döndüğümde Türk gencinin çalışma azmi, zekası beni çok şaşırttı. Bence dünyanın en kaliteli gençliğine sahibiz. Onları kaliteli işler yapmaya teşvik etmeliyiz. Çünkü ilerlememiz için tek yol onların azmi ve zekası.
'Sektörü Türkiye'de biz kurduk'
Depremde burada değildim ama döndüğümde karşılaştığım manzara, insanların tedirginlikleri, korkuları ve konsantrasyon kayıpları beni çok korkuttu. Biz 1981 yılında geldik, sektörü kurduk. Hava ve deniz kargosunda yeni bünyemize kattığımız Berben Nakliyat ve Danzas Taşımacılık ile tren ve kargo faaliyetlerimiz de başladı.
Türkiye ve sektörün geleceğinden her zaman umutluyum. Krizler olmadığı sürece taşımacılık sektörü çok hareketli ve dinamik olacak. Türkiye lojistik ve taşıma sektörü için çok uygun. Yapılacak çok şey var. Ekonomi düzgün bir seyir üzerinden giderse sektörde büyük bir patlama yaşanacak.
'Eğlence kriz dinlemeyince şirketi hızlı büyüttük'
Biletix Genel Müdürü Dave W. Dorner Kanadalı. Altı yıldır Türkiye'de yaşıyor. Dorner de içinde yaşayanların, doğma büyüme İstanbullular'ın pek farkedemedikleri bir İstanbul'dan söz ediyor. Diğer yabancı genel müdürler, CEO'lar 'maceracı', 'aktif' gibi nitelemeler yapmıştı. Dorner, "İstanbul bana göre çok enerjik bir şehir" diyor. Sayısız kültürü, tadı, eğlenme biçimini yansıtan restoran, gece kulübü ve 'mekan'ların 'hepsinin birbirinden farklı' özelliklerine işaret ediyor. Dorner'in İstanbul ve diğer konularda düşünceleri de şöyle:
'Biletix'in ilk gününü unutamam'
Türkiye'de geçirdiğim en ilginç günlerden biridir Biletix'in ilk günü. Mayıs 2000'de biletler satılmaya başlamıştı. Bilet satışlarının öncesindeki bütün gece herkes firmada her şeyin doğru olacağından emin olmak için kaldı. Birkaç dakikalık aksamaya rağmen saat tam 10:00'da bilet satışları başladı ve Biletix bir plandan işleyen şirket halini aldı.
İstanbul bana göre çok enerjik bir şehir. Birbirinden farklı ve değişik özelliklere sahip pekçok restoran ve gece kulübü var. Ama ben genel olarak tüm bu hareketlilik ve canlılığa rağmen İstanbul'u evimde geçirmeyi yeğliyorum. Kitap okuyarak, dinlenerek, film izleyerek ve de pek tabii eşimle. Türkiye'nin önceki yıl Dünya Kupası'ndaki oyunu ve Avrupa Kupası'ndaki performansı, tüm dünyada Türkiye'nin duyurulması açısından bence çok önemliydi.
'Eğlence sektörü kriz dinlemedi'
Biz Biletix olarak kendimizi eğlence sektörü içerisinde görüyoruz. Spor, müzik ve kültür organizasyonlarını içeren bir sektörde, internette tek bir adres olmak için kurulduk. Türkiye'de bu sektörün büyüme potansiyelinin çok fazla olduğuna inanıyorum. Biz de Biletix olarak gelecekte daha da gelişecek olan bir sektörde, çok daha kaliteli hizmet vermeyi hedefliyoruz. Bunu da önümüzdeki dönemde yaratacağımız katma değerli servislerle yapacağız.
Ekonomik koşulların zor olduğu dönemlerde eğlence sektörü direkt etkilenir. Firmalar sponsorluklarını azaltır, harcamalarını kısar. Ancak Türkiye'de yaşanan tüm bu gelişmelere rağmen Biletix, pazarın da gelişmeye başlamasından dolayı, hızla büyüdü diyebilirim. Ve bu da bizim gelecek için pozitif düşünmemizi sağlıyor.
BUSINESS

Gönüllü gelmediler ama şimdi gitmek istemiyorlar
'Allah kahretsin burada ne işim var'
Şampiyon, hobisini işe çevirdi
Krizzede Tofaş'tan son saniye basketi
KOZMETİK PAZARI İKİYE KATLANACAK
30 bin dolara Fransız mağazası
Laleli tezgahtarı marka yarattı
Kadınlara güvendi parfümeri zinciri kurdu
Depoculuk bitti, şimdi 'drugstore'lar moda
'Generation Y' iktidarı ele geçiriyor
Beyaz kirazı İtalyanlar kaptı
Birden fazla işverenden ücret alanlar yandı
Ofis 'sanal', işler gerçek
Taksitli satış ilanlarında 'etik'
Baba, okul, girişimci ruh
Kayıkçı mı oldun a oğlum!
Bahar ve Meltem yedi, 'gevrek pazarı' büyüdü
'bırakalım artık şu ucuzculuğu'
Evini sattı internette dükkân açtı
YKM'nin perde arkasındaki Hanım Ağa'sı
Maço erkek makyaj yapar
İmajını tescil ettir, ünün artsın!
|
|
|