|


Günahı boynunuza!
Ne ilginç rastlantı:
25 Temmuz, Türkiye'nin Kore'ye asker gönderme kararı aldığı tarihti.
Sene, 1950 idi.
Aradan yarım asırdan fazla zaman geçti.
Yine temmuz sıcağında, yine Amerikan itelemesiyle cepheye asker yollamayı tartışıyoruz.
Azgelişmişliğin kaderi işte:
Çokgelişmiş sıkıştı mı, "Yürü Mehmet nöbete!.."
***
1950'de Menderes de Kore'ye asker yollamayı "kaçırılmaz fırsat" sayıyordu. Türkiye bu sayede NATO'ya girecekti.
Cüneyt Arcayürek anılarında (Bilgi, 1983) o günleri şöyle anlatır:
"Bir gün Amerikan Haberler Bürosu'na davet edildik. Bir Amerikalı general geldi, 'Vaktim yok kısa keseceğim' dedi, 'Türkiye, Kore Savaşı'na mutlaka askeri birlikle katılmalıdır".
25 Temmuz'da Bakanlar Kurulu 4 bin 500 kişilik bir tugayın Kore'ye gönderilmesine karar verdi.
26 Temmuz'da "Kore'ye silahlı kuvvetler gönderiyoruz" manşetiyle çıkan Hürriyet'in alt başlığı şöyleydi:
"Ankara'da temaslarda bulunan Mr. Cain, Kore'ye asker göndermemizin bütün dünyada prestijimizi artıracağını söylüyor."
Asırlar değişiyor, masallar değişmiyor değil mi?
***
Muhalefetteki CHP asker yollamayı değil, konunun Meclis'e getirilmemesini eleştiriyordu.
Bir tek Türk Barışseverler Cemiyeti "Türkiye bu savaşa katılmakla sadece Amerikan emperyalizminin çıkarına hizmet eder. Halkın bu savaştan hiçbir çıkarı yoktur" diyordu.
Onlar "komünizm propagandası"ndan 15'er yıl ceza yerken, kamuoyu işin sadece serüven boyutuyla ilgiliydi.
Türkiye'nin ilk savaş muhabirleri cepheden kahramanlık destanları yazmaya başlamış, göğüsler kabartılmıştı.
Ta ki, kanlı çatışmalardan şehit haberleri gelmeye başlayana kadar...
O zaman anlaşıldı ki, Mehmetçik hiç bilmediği bir toprakta, Amerikan birliklerini korumak için öne sürülüyor ve ölüyordu.
Yine Arcayürek'ten devam edelim:
"Hükümetten hiçbir ciddi açıklama gelmiyordu. Türkler neden sarılmış, Amerikan birlikleri niçin Seul'e doğru çekilirken bizimkileri yalnız bırakmıştı? Amerikan askeri çekilirken Türklerin neden Kunuri'de kaldığını araştırmıyorduk. Oysa Türk birliği, Amerikan birliklerinin geri çekilişini kolaylaştırmak amacıyla savaş alanında çinlilerle baş başa bırakılmıştı. Basın olarak bu gerçeği yazıp eleştireceğimize, kaç erimizle subayımızın Amerikan gümüş madalyası ile ödüllendirildiğini iftiharla yazıyorduk."
***
Medyası, ordusundan daha militer olan başka ülke var mıdır acaba?
Asker temkinli, Köşk karşı, Meclis muhalif, medya ise savaş boyalarını süründü bile...
Savaşın ne demek olduğunu hatırlamayanlar için, Türkiye'nin son sınır ötesi askeri operasyonu arifesinde, ilk sınır ötesi operasyonun sonucunu yazalım:
721 şehit...
175 kayıp...
...ve sakat kalıp, yıllarca gazi maaşıyla yoksulluk içinde yaşayan, "Amerikan malı gümüş madalyalı" Kore gazileri...
"Türkiye Irak'ta olup bitenlere seyirci kalamaz"mış.
Seyretme de, bir yalana dayandırılan bu gayri meşru işgalin bitmesi için çabala o zaman...
Yok ille "çuvallayan" Amerikan birliklerini koruma uğruna, kamuoyunu karşına alıp askerini komşunun üzerine süreceksen, dökülecek kanların günahı boynuna!...
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|