31 Temmuz 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Kanun yapmak ciddi iştir!

       
    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun hazırladığı Bankalar Kanunu "tasarı taslağı", incelenmek üzere Bankalar Birliği'ne gönderildi.
    Bankalar Kanunu'nun başına gelenler, Türkiye'de kanun yapmanın ne kadar hafife alınan bir iş olduğunu gözler önüne seren iyi bir örnek..
    Bankalar Kanunu, en son 4389 sayılı yasa ile 26 Haziran 1999 tarihinde ciddi bir değişikliğe uğramıştı.
    O tarihten bugüne gelene kadar üç kez daha değişikliğe uğradı. 19 Aralık 1999'da (yani kanunun yayımlanmasından sadece altı ay sonra) ilk değişiklik yapıldı. Bu tarihten yaklaşık altı ay sonra 29 Mayıs 2001'de bir değişiklik daha yapıldı. Bundan yine bir altı ay sonra 31 Ocak 2002'de son kez değişikliğe uğradı.
    Şimdi geldik 2003 yılının ağustos ayına ve önümüzde tartışacağımız yeni bir Bankalar Kanunu daha var!
   
    Aç kapa yasa!
    Bankacılık, doğası gereği ciddiyetle yürütülmesi gereken, işlerin uzun vadeli planlanmasını gerektiren bir iş.. Bu işin nasıl yürütüleceğine ilişkin yasal çerçevenin de böyle olması gerek. Ancak Türkiye'de yasa yapma görevini yürütenlerin ya cehaletlerinden, ya zamanında yapılan uyarıları dinlemediklerinden ya da uzun vadeli bir öngörü içinde olamadıklarından böyle sık sık değişiklikler yapılması gerekiyor.
    Bu nedenle artık hazırlanan son tasarının ciddiyetle tartışılması, eksikliklerinin önceden görülmesi, aşırılıklarının önceden törpülenmesi gerekiyor.
   
    Kötü örnekleri gördük
    Bankacılık uzmanlık alanım sayılmaz elbette ama tasarıyı okurken dikkatimi çeken bir iki hususa değinmek istiyorum.
    Yeni taslak, kimlerin banka sahibi olabileceklerini de yeniden düzenliyor. Sendikaların, partilerin, vakıfların ve medya kuruluşları sahiplerinin banka sahibi olamayacaklarını öngörüyor.
    Buna, yaşadığımız bunca bankacılık rezaletinden sonra itiraz edebilecek çok kişi olmayacağını düşünüyorum.
    Esas işleri medya sahipliği olmayan bazı batık banka patronlarının, gazete ve televizyon sahibi olmaya çalıştıklarını, ellerine geçirdikleri medya kuruluşlarını bankacılığı düzenlemeye çalışan kurumlar ve siyasetçiler üzerinde bir baskı aracı olarak kullandıklarını gördük.
    Bugün de aynı medya silahı, batırılan bankalar nedeniyle borçların ödenmesini engellemek ve mal kaçırmak için kullanılabiliyor, bunu da biliyoruz.
    Medya sahiplerinin, banka sahibi olamayacaklarına ilişkin hükme kimse itiraz etmeyecek derken, geçmişteki bu kötü örneklere dayanıyorum.
   
    Sadece Doğan Grubu
    Yalnız gözden kaçırılan önemli bir konu var. O da bugün batık banka sahibi olarak tanıdığımız, aynı zamanda da televizyonlara ve gazetelere sahip kişilerin bu kanundan hiç etkilenmeyecekleridir.
    RTÜK'te hangi televizyonun sahibinin kim olduğu kayıtlı. Gazetelerin künyesi de aynı şekilde herkese açık bir bilgi olarak gazete sayfalarında her gün yayımlanıyor.
    Gördüğümüz bir tek gerçek var: Birçok gazete ve televizyonun sahibi olarak görünen kişiler, o yayın kuruluşlarının gerçek sahipleri değiller. Banka sahipleri içinde sadece Doğan Grubu, bazı televizyon kuruluşlarının ve gazetelerin sahibi olarak görünüyor. Ötekiler paravan isimler arkasına saklanarak hem işlerini bildikleri gibi yürütüyorlar, hem de medyaların örtülü sahibi olarak ellerindeki gücü bir şantaj aracı olarak kullanmaya devam ediyorlar.
   
    Önlem almak şart
    Yasa bu haliyle çıktığı zaman olabilecekleri şimdiden görüyorum: Halka açık şirketler olmanın sorumluluğu içinde yasalara saygılı ve şeffaf olarak davrananlar ellerindeki bankaları ya da yayın kuruluşlarını satacaklar, ki şu anda Doğan Grubu'ndan başka böyle birisi de ortada görülmüyor.
    Ötekiler ise yine bildikleri gibi paravan isimler arkasında, muvazaalar yaparak kanunların arkasından dolaşıp yine bildiklerini okuyacaklar.
    Bence yasada bu değişiklik yapılmadan önce bu muvazaayı ortadan kaldıracak yasal tedbirlerin alınmasını sağlamak gerek. Kimler gerçekten televizyon ve gazete sahibi, kimler paravan isimler arkasında iş yapıyor herkesin bilmesi gerek..
   
    mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
AKP ve CHP, nereye?

Çetin ALTAN
Türkiye'nin de geleceği üstüne "loto"...

Melih AŞIK
İzmir kaynıyor

Fikret BİLA
1 Mart'tan daha kötü duruma düşebiliriz

Yılmaz ÇETİNER
Bağdat yolunda vali paşanın aşkı

Güneri CIVAOĞLU
Perde açılıyor

Can DÜNDAR
Günahı boynunuza!

Hurşit GÜNEŞ
Türkiye'de sigortacılık benzer ülkelerden de geri

Doğan HEPER
Koalisyon ve tek parti

Sami KOHEN
Suriye ile yeni dönem

Mehmet Y. YILMAZ
Kanun yapmak ciddi iştir!

Hasan PULUR
Bazılarına yakışmıyor

Derya SAZAK
CHP, Derviş, gelecek

Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası rezerv yönetimi

Güngör URAS
43 şirketin 4.3 milyar $ döviz açığı var

Serpil YILMAZ
Hedef, elektrik fiyatında indirim

M. Ali BİRAND
PKK, ARTIK GERÇEKLERİ GÖRMELİ