|


At binme konusu, ayrı bir konu...
Ö nceki gece saat 24'e doğru eve döndüğümüzde, televizyonu açtım.
Aaa... Başbakan Tayyip Bey, yerinde duramayan huysuz bir ata binmeye çalışıyordu. Bindi ve sanki bir rodeo gösterisi başladı. At, binicisini üstünden atmak için, şahlanıyor, çifte atıyor; her türlü azgınlığı yapıyordu.
Ve Tayyip Bey, çaresiz atın üstünden hızla yere yuvarlandı.
Ne olup bittiğini pek de anlayamadığım için, durup dururken azgın bir ata binmeye kalkan ve sırt üstü yere yuvarlanan genç Başbakan'ı, doğrusu, biraz çocuksu buldum.
***
Dünkü gazetelerin çoğu, olayı fotoğraflarıyla birlikte manşetten vermişti.
Meğer Tayyip Bey, önceki akşam Bayrampaşa Parkı'nın açılışını yapmaya gitmiş.
Bir seyis, Cihan adlı bir atı dolaştırıyormuş oralarda. Tayyip Bey, kendi binmek istemiş ata...
Kameralarla gazeteci bolluğu ortasında, seyisinin oralarda dolaştırdığı azgın bir ata binmeye kalkmak da, bana biraz gereksiz bir "süpermenlik" iddiası gibi geldi ama, neyse...
***
Bilirsiniz, bazen çevre de, dolduruşa getirir siyasetçileri...
Kazara bizim genç Başbakan Tayyip Bey'e, bir motosiklet yarışının depar noktasında rastlasalar, bağırmaya başlayabilirler kendisine:
- Haydi Başbakanım siz de katılın...
Ve bendenize sorarsanız, Tayyip Bey de, katılabilir yarışlara...
***
Genç Başbakan'ın Bayrampaşa Parkı'nın açılışına gitmesi, nedense ayrıca Ercüment Ekrem'in de, bir romanını hatırlattı bana...
Aklımda kaldığı kadarıyla, o romanda da bir siyasetçi; kendi yetiştiği mahallede, yapımı yeni bitmiş umumi bir helanın açılış törenine katılır.
Alkışlar arasında kurdele kesilir. Ve siyasetçi, yeni açılan umumi helayı ilk kullanan kişi olarak, alkışlar arasında helanın pisivuarına işemeye başlar...
Bayrampaşa Parkı'nın açılışıyla bir ilgisi yok ama, nedense öyle geliverdi aklıma işte...
***
Tayyip Bey'in, binmeye kalktığı attan düşmesine gelince...
Babam, Edirne vilayetine Umur - ı Hukukiye Müdürü olarak atandığı yıllarda, ben de 5 yaşına basmış, anaokuluna gitmeye başlamıştım.
Sırpsındığı Bucak Müdürü Hikmet Enişte, uzaktan akrabamızdı. Sanırım oraya bucak müdürü olmasına da, babam yardımcı olmuştu.
Bir gün gezmeye gitmiştik Sırpsındığı'na. Hikmet Enişte'nin, köylere giderken bindiği Derviş diye bir atı vardı.
Beni de, kucaklayıp bindirmişlerdi Derviş'in üstüne... Hemen ağlamaya başlamıştım...
Hayatımda iki at binme deneyimimden ilki o...
***
İkinci deneyimim ise, az daha bana da bir hayli pahalıya mal olacaktı.
Teğmen olarak Ankara'da Savunma Bakanlığı Basın Bürosu'nda askerliğimi yaparken, dilimi tutamamış; subayların, kışlaya gider gibi ille de üniformayla bakanlığa gelmelerinin şart olmaması gerektiğini söylemiştim. Dileyenler, sivil de gelebilmeliydiler bürolarına...
Birkaç tanıdık binbaşı da, bana hak vermiş ve sivil gelmeye başlamışlardı bakanlığa...
***
Dilimi tutamamak, derhal ödetti bedelini ve Sarıkışla'ya sürüldüm.
Neyse ki Sarıkışla'nın komutanı albay, halden anlayan bir kurmaydı ve beni, emir subayı olarak yanına aldı.
Ne var ki, bizim albay, at binme meraklısıydı. Benim de, yanında at binmem gerekiyordu. Ve bendeniz, Derviş hariç, hiç ata binmemiştim hayatımda...
***
Erlerin getirdiği ata zor bela biniyordum ama; bizim at, komutanın atı arkasından gideceğine, bambaşka yerlere sapıyor ve benim at üstündeki acemiliğime; her biri usta bir binici olan Güneydoğulu erler, kıs kıs gülüp duruyorlardı...
Birkaç gün, mangalara, bölüklere, taburlara, at üstünde bir teğmen karikatürü gibi görünerek; elimden geleni yapmaya çalıştım.
Sonunda albaya, modern ordularda komutanların artık ata değil, üstü açık ciplere bindiğini söyledim.
Sonradan general de olan değerli dost albay, durumu anladı ve atı bırakıp, üstü açık bir cipe binmeye başladı. Ben de hem erlerin alay konusu olmaktan kurtuldum; hem de, vatan hizmeti uğruna, binmesini beceremediğim attan düşüp, oramı buramı kırmaktan...
***
Genç Başbakan Tayyip Bey'e yürekten geçmiş olsun.
Her ne kadar bizim folklorda "Attan inen yine biner demişler" gibi bir söz varsa da; bir başbakanın, bir de "hipik" alanda "indim - bindim" egzersizleri yapıp durmasına, pek de gereksinmesi yoktur sanırız.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|