|


"Irak bölünürse Kürt Devleti kurulur"
Önce görüşlerini aldığım kişiyi size tanıtmam gerekiyor.
Washington'un şu sıralarda en gözde isimlerinden biri : Kenneth Pollack
Irak uzmanlarının en önde gelen isimlerinden biri. Bu konuda kitabı olduğu gibi, şu sıralarda prestijli Brookings enstitüsünde çalışıyor ve CNN'in dünya çapındaki Irak uzmanlarından biri. Bundan önce Clinton yönetiminin de önde gelen danışmanlarındandı. Anlayacağınız, şu sıralarda Washington'da bulabileceğiniz mantıklı, soğukkanlı bir değerlendirme yapabilen nadir kişilerden biri. Bush yönetiminin muhalifi olmasına rağmen, gelişmeleri son derece tarafsız değerlendirebiliyor.
Görüşmemiz sırasında (Bu söyleşi bugün 17:00'de CNN TÜRK MANŞET programında yayınlanacak) en düşündürücü yaklaşımı bağımsız bir Kürt Devleti kurulma olasılığı konusundaydı.
Pollack'a göre, Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulup kurulmayacağı tamamen gelişmelere bağlı:
"Kürt Devleti kurulmasını engelleyecek tek unsur, Irak'ta istikrarın sağlanmasıdır. Eğer Bağdat'taki yeni Irak yönetimi işleri eline alır, ekonominin çarkları dönmeye başlar ve ABD'ye muhalefet kontrol altında tutulabilirse Kürtler yerlerinden kıpırdayamazlar. Ancak..."
IRAK KARIŞIRSA KÜRTLER AYRILIR...
Pollack, bir Kürt devleti kurulması olasılığını şu koşullara bağlıyor:
"Eğer Irak'taki durum istikrara kavuşmaz ve bir iç savaşa dönüşürse (bundan kastettiği, Şii ve
Sunni Arapların kurulacak olan merkezi yönetime başkaldırmaları ve gelişmelerin kontrolden çıkması, elektrik-su gibi ihtiyaçların karşılanmaması, yani ekonomi çarklarının dönmediği bir kargaşa ortamına düşülmesi...) işte o zaman Kürtler'in kendi bölgelerini güvence altına almak için, bağımsızlıklarını ilan etmeleri söz konusu olur. Irak'ın bölünme tehlikesi Kürtleri bu yöne itebilir."
Peki, böyle bir olasılıkta ABD'nin tutumu ne olur?
Pollack'a göre, bataklığa düşmüş bir ABD, böyle bir kargaşa ortamında Kürtlere "dur" demeyebilir. Ülke'nin diğer bölgelerindeki olaylarla uğraşırken, Kürtlere göz yummak zorunda kalabilir. İşte bu varsayımdan hareket ederek, Irak'ın toprak bütünlüğü ve istikrarının, Kürtler açısından son derece önemli olduğuna dikkat çekti.
Bush yönetimine muhalif görüşleri bulunmasına rağmen, Türkiye'nin asker yollayarak gelişmelere ağırlık koymasının daha doğru bir tutum olacağına inanıyor.
CLİNTON İÇİN TÜRKİYE BÖLGENİN YILDIZIYDI
Kenneth Pollack, birlikte çalıştığı Clinton yönetiminin Türkiye'ye bakışının, Bush yönetimine oranla farklı olduğunu söylüyor: " Clinton Türkiye'yi bölgenin yıldızı olarak görürdü".
Bush yönetiminin ise, dünya'ya başka türlü baktığını ve savurgan davrandığını belirtiyor. Bush iktidarda kaldıkça da bu yaklaşımın değişebileceğine pek inanmıyor.
Tezkere nedeniyle Türkiye'ye böylesine kızdığını gösteren Amerikan yönetimi, şimdi neden asker istiyor ve Türkiye'ye çiçekler atıyor?
Bu soruya Washington'da birkaç yanıt veriyorlar.
Biri, Türkiye ile kavga etmenin Irak konusunda hiç yarar getirmediğinin anlaşılması, dolayısıyla ilişkilerde yeni bir sayfa açılması gerektiğine inanmaları...
Diğeri de, Irak'taki sorumluluğu başka ülkelerle paylaşma zorunluğunun giderek daha fazla anlaşılması...
ABD'NİN HATALARI NELERDİ?
Pollack'a göre, Bush yönetimi savaşı kısa sürede kazanıp Saddam rejimini devirmekle başarı kazandı, ancak savaş ertesini iyi planlayamadığından dolayı, kendini zor bir duruma soktu. Özellikle, uluslararası destek bulabilmek için çaba harcamaması da işini zorlaştırıyor.
Gerçekten de durum aynen böyle.
Bugün Amerikan kamuoyu yavaş yavaş "Ne oluyoruz? Hani savaş bitmişti ve herşey tamamlanmıştı?" sorularını hergeçen gün biraz daha fazla soruyor. Saddam Hüseyin bulunsa dahi, eski Baas'çıların kolay kolay kontrol altına alınamayacağı veya bunun çok zor olacağı tartışılıyor.
Özetlemek gerekirse, Irak'taki durum eskisine oranla Türkiye'yi çok daha fazla etkileyecektir. İstikrarın kurulması bizi rahatlatacak, istikrarsızlık ise inanılmaz sorunlar yaratacak.
* * *
EN ÖNEMLİ "ARTI DEĞERİMİZ" : TSK
Her ülke'nin, Uluslararası alanda çok güçlü olduğu bir yanı vardır. Bazı ülkeler ekonomileri veya teknolojileriyle, kimi kültürü, modası, müziği ile öne çıkar. Bu yönleri sayesinde cazip görülürler. Uluslararası pazarlıklarda buna göre ağırlıkları artar.
Belki bir çoğumuz farkında değil, ancak Türkiye'nin elindeki en önemli "değer" Türk Silahlı Kuvvetleridir. Uluslararısalanda –özellikle önümüzdeki dönemde- TSK'nın bu ülkeye getirdiği ve getireceği artı değer inanılamayacak boyutlarda olacaktır.
Bu hesapları yapanların başında da Avrupa Birliği gelmektedir.
Kopenhag kriterlerie uyum için gerçekleştirilen reformlara bakıp "Bu Avörupalılar ordumuzu zayıflatıp, bizi bölmek istiyorlar" gibi yanlışlarla dolu saplantılara girmiş olanlar belki hayal kırıklığına uğrayacaklar ancak Türk Silahlı Kuvvetleri tam aksine, Avrupa Birliği açısından sonh derece cazip bir kurumdur.
TÜRKİYE İÇİN ARTI DEĞER
Avrupa Birliğinin geleceğini planlayanları şu sıralarda en çok düşündüren konu, ABD ile ilişkilerdir.
Bush yönetimi, giderek artan bir şekilde AB ile ABD arasındaki stratejik işbirliğini zora sokmakta ve Atlantik aşırı ilişkiyi germektedir. Artık eski yakınlık kalmadığı gibi, Washington ile Brüksel'in yolları ayrılmaktadır.
Bu zorunlu boşanma, AB'nin kendi savunmasına daha fazla sahip çıkmasını gündeme getirmektedir. AB artık yeni Savunma stratejileri oluşturmaya ve ona göre hareket etmeye zorlanmaktadır.
Önümüzdeki dönemde AB'yi Orta Doğu, Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Asya'da daha aktif göreceğimizden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
İşte böylesine önemli bir sürece girdiğimiz bir dönemde, Türkiye'nin elindeki en önemli "artı değer" Türk Silahlı Kuvvetleri olacaktır.
Avrupa Birliğinin bu saydığım bölgelerde ağırlığını hissettirebilmesinin en kolay ve sağlıklı yolu, Türk Silahlı Kuvvetleriyle işbirliğini yaygınlaştırmak olacaktır.
Zira bölgeyi herkesten iyi TSK tanımaktadır. Hareket yeteneği ve ateş gücünü yükselttiği oranda da etkinliğini arttıracak bir noktadadır.
AB, Türkiye'yi tam üye olarak içine alıp almamanın hesaplarını yaparken, üzerinde duracağı en önemli artı değerlerin başında Türk Silahlı Kuvvetleri gelecektir.
Bazılarımız şaşıracak, ancak göreceksiniz bu söylediğim doğru çıkacak. O zaman da birbirimizin kulaklarını çınlatırız...
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|

|