|
|


Alan memnun satan memnun
BİR NEO-LEVANTEN'İN NOT DEFTERİNDEN / DONATELLA PİATTİ
Bir arkadaşımın, onun her arzusunu Uzakdoğululara özgü bir anlayış ile karşılayan Balili çooook güzel bir kız arkadaşı vardı. "Gerçekleşmiş bir hayal" dediğinizi duyar gibi oluyorum.
O ise pek mutlu görünmüyordu ve bir gün kıza sordu: "Her zaman iyi niyetli ve anlayışlı olmayı nasıl becerebiliyorsun?" Kız hazırcevap: "Annemin, anneannemin ve büyükanneannemin okulunda eğitildim. 3 bin yıldır kadınlara erkekleri mutlu etmek öğretiliyor" dedi.
Bir süre sonra arkadaşım kızı bıraktı... Ona "Hayattan daha fazla ne istiyordun?" diye sorunca cevabı, "Çok sıkıldım. İnan, bir kadınla 'anlaşamamak' çok daha eğlenceli" oldu.
Bu bağlamda onu bir arkadaşımla tanıştırmaya karar verdim.
Şimdi işi, önceki evliliğinden olmuş çocukları ve kendisiyle meşgul olmaktan arkadaşımı şımartmaya vakit bulamayan bir kadınla uğraşarak, "mutsuzca" canlı ve enerjik yaşıyor... Bununla beraber kadın, çiftlerin mutluluğu yakalamasının tek yolunun birbirini seven iki insan arasında doğal olarak yakalanacak armonide saklı olduğunu düşünüyor. O yüzden sadece birbirlerini istek ve özlemle arzuladıkları hafta sonlarında görüşüyorlar. Ayrıca bu zaman içerisinde kavga da ediyorlar çünkü "hiçbir zaman memnun olmayan" arkadaşım, bak sen şu işe, bu "huysuz" kadınla evlenmek konusunda ısrarcı davranıyor.
Bir Türk ile evlenen yabancı geline nazik, ısrarlı ama hiç esnek olmayan bir şekilde öğretilen ilk şey "bir adamı idare etme zorunluluğu"dur... Bu marifet, ufak hassasiyetlerden, ölçülü sessizliklerden, sonsuz tatlı bir sabırla erkeğin sempatisinin ve sonunda aşkının kazanılmasından oluşan bir sanat gibi tarif edilir. Diğer dillerde aynı gizli anlamı içeren bir fiil olmadığı için örnekler, benzetmelerle durum açıklanmaya çalışılır ve eğer gelin, anlamamakta ısrar ediyorsa, artık açıkça "Kızım, ya kısa zamanda gerekli şekilde kocanı idare etmeyi öğrenirsin ya da başka birini bulur... Nasıl olsa piyasada 'kullanıma hazır' çok kadın var!" açıklaması yapılmak zorunda kalınır.
Her şeyin açıkça söylenmesi gerektiğini, bize ait olanları ve arzu ettiklerimizi isteme hakkına sahip olduğumuzu öğrenmiş jenerasyondan gelen ben, erkeği idare etme dersini kesinlikle öğrenemiyor, beni olduğum gibi sevmiş kocamın değil ama açıklık ve eşimle eşitlik konusundaki yorumlarım yüzünden beni garip, hatta feminist (!) bulan çevremin tepkilerini çekiyordum.
Suadiye'nin kumsalında yabancı uyruklu ithal gelin arkadaşlarımla bu konudan çok sık bahsediyorduk. Her uyruktan insan vardı ve ortak dil olarak seçtiğimiz yarım yamalak Türkçemizle kocalarımızdan istediğimizi riyakar davranışlarla elde etmenin anlamsızlığı konusunda hepimiz hemfikir oluyorduk.
O zamanlardan bu yana yıllar geçti... Artık Suadiye plajı yok. O gelinlerden pek çoğu da yok. Kimi çocuklarını kocalarına bıraktı ve gitti, kimi çocuklarını alıp kocasını bıraktı ve gitti... Kimi ise dersini iyi öğrendi ve inşallah, maşallahlarla tamamen topluma entegre olmuş vaziyette yaşıyor.
Ve bir de ben varım, kocamı kaybetmiş olmama rağmen hâlâ sizlerle yaşıyorum. Ben de burada beni büyüten çok önemli şeyler öğrendim ama bir erkeği idare etmeyi asla! İşte onu kesinlikle öğrenemedim... Kim bilir belki de o zamanlardan beri erkeklerin kendimizi güvende hissetmek adına limon gibi sıkılacak kadar kukla kılıklı ya da geri zekalı, hatta yaratık olmadıkları yönündeki fikrimin değişmediğindendir. Aksine onlar, keşfetmemiz, saygı duymamız ve en önemlisi aşık olmamız gereken sevimli, saygıdeğer "yabancılar"dır bana göre! Özellikle de hiçbir zaman "Onları mutlu etmediğin takdirde başka kadınlara kaptırırsın" tehdidiyle tahammül edilmesi gereken ağırlıklar olamazlar!
Günümüzde benim gibi düşünen pek çok Türk kadını var. Ve onlardan bazıları yapmış oldukları seçimlerin saygınlığının bedelini yalnızlıkla ödüyorlar. Neden mi? Evet, çünkü hâlâ "erkek idareci" çok kadın var... Tatlılık, geleceği garantiye alacak (?) bir çocuk ve böylece kadınlık ve eşlik misyonlarını tamamlamakla kamufle edilmiş tuzaklarıyla tatlı tatlı bekleyen akbaba gibi avlarını yakalamaya hazırlar.
Eeeeee, sizde nasıl diyorlar? Alan memnun satan memnun...
donatellapiatti@hotmail.com
YAŞAM

Son sürat facia
Öz be öz Türk 'kara fırtına'
Öldüren kavga kıskançlıktan
Genelkurmay minik Faruk'a sahip çıktı
Ölüme şut çekti
Sahildeki cinayetin zanlıları yakalandı
Ağlatmayan soğan piyasada!
Şehit er sanki ölümünü yazdı
Kanalizasyon çukuru can aldı
Ya kapı açılmazsa
Alan memnun satan memnun
"Dedikodu" oyunu!
|
|




|