|


Tesettürlü Diana
Nihayet - biraz da medya desteğiyle - "Bir yerli prenses" yaratabildik kendimize...
"Tesettürlü Diana"mız henüz 17 yaşında...
Ve yarın, - saraya değilse de -, Başbakanlık Konutu'na gelin geliyor.
***
Hakkını yememek lazım:
Erbakan'ın oğlunun Çırağan Sarayı'ndaki havai fişekli, Çigan müzikli, dillere destan düğününden sonra Erdoğan, oğlunu daha "halk tipi" bir törenle başgöz etmeye çalışıyor.
Pahalı düğün salonu yerine, Lütfi Kırdar seçildi. Yemekli düğün yerine, ayakta nikah tercih edildi. Davetliler takı takmaktan men edildi. Ve düğüne - İtalyan Başbakanı'nın yanı sıra - "Mazimizi unutmadık" dercesine Erdoğan'ın Kasımpaşa'daki bakkalından berberine kadar "mahalleli" de davet edildi.
***
"Modern Türkiye"nin, "ananevi Türkiye"yi dansa kaldırdığı düğün bu...
Bir yanıyla ata adetleri sürüyor:
Gençler görücü usulüyle tanışıyor. Nişanda şarkılı türkülü kına gecesi yapılıyor. Kınada kayınvalide gelininin avucuna Cumhuriyet altını koyuyor. Laleli davetiyeler bastırılıyor, şekerler gümüş kutulara konuluyor. Önden imam nikahı kıyılıyor. Gelin, kayınpederinin evine yerleşiyor vs...
Ama öte yandan, düğünün organizasyonunu bir reklam şirketi yürütüyor. Damat, ceketini İngiliz kumaşından diktiriyor. Eve, marka mağazalardan çeyiz paketleri geliyor. Evet, genç evliler baba evine yerleşiyor, ama geçici bir süre... Çünkü kısa bir süre sonra okumaya ABD'ye gidecekler.
Öyle bir cümbüş ki, İslam adetleri Frenk modasıyla fink atıyor.
***
Yeni Türkiye'nin yüzü bu...
Bulamacı karıştıran kaşık iki yönlü dönüyor:
Bir yandan muhafazakar, mütedeyyin orta sınıflar, içinde büyüdükleri geleneğin koynundan çıkıp modern hayatın sunduğu fırsatlarla tanışıyor.
Öte yandan iktisadi bir iştahın sırtına binip toplumun hücrelerine kadar yayılan modern hayat, buluştuğu yeni "müşteri"lerin rengini alıp başkalaşıyor, yerelleşiyor; "Türkiye'ye özgü bir Batılı hayat modeli" yaratıyor.
Hem görücü usulünü kabullenen, hem de "1 yıl daha bekle" diyen ailesine direnip evlenerek "batıl" Amerika'ya tahsile giden tesettürlü gençler çıkıyor ortaya...
"Damat tıraşı"nı, "gelin saçı"nı "modern kuaför"lerde yaptırıyorlar. "Cola" içseler de millisinden içiyorlar.
"Kolej"lerini cemaatten seçiyorlar.
"Pop"un yeşilini dinliyorlar.
"İslami kesimin aşk gurusu" denilen Cemil Tokpınar'a gönderilen mektuplardan "Sözlümü başka erkeklerle aldattım, Allah affetsin" itirafı çıkıyor.
"Muasır ihanet virüsü", toplumun kuytularına kadar sirayet ediyor.
İslamcı gençlik arasında "bir gecelik ilişki"lerin, "muta nikahı" kisvesi altında yaygınlaştığı haberleri geliyor.
***
Merkezi teslim almasından korkulan İslam, hem merkeze dönüşüp, hem merkezi dönüştürerek - kafileler halinde - merkeze taşınıyor.
Melez bir kültürlenmeden, kırma bir sosyal hayat çıkıyor ortaya...
Farklı kaynaklardan beslenen sular, birbirine karışa karışa Türkiye denilen büyük denize akıyor.
Ve onun muhtevasını değiştiriyor.
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|