10 Ağustos 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


İlk rol teklifini kırmızı ışıkta beklerken aldı

   
Kanal D'nin çok izlenen "Serseri" adlı yeni dizisinde başrolü üstlenen Okan Yalabık: "Bu rolle birlikte benim için yeni bir dönem başlıyor olabilir"

        ALİN TAŞÇIYAN

   
    Daha 25 yaşında ama sahne tozu yuttu, dizilerin çemberinden geçti, bir kısa film çevirdi, bir sinema filminde başrol oynadı. Yetenekli. Yakışıklı. Ama yarın öbür gün Aktüel'e çıplak poz vermek gerekir diye vücut geliştirmiş değil! Okan Yalabık, genç kuşak aktörler arasında sevimliliğiyle sivriliyor. Kenter Tiyatrosu'nda sahneye çıkan, "Yılan Hikayesi"nde oynayan, geçen sezon "Kolay Para" adlı filmin başrollerini Emre Altuğ ve Mustafa Uğurlu ile paylaşan Yalabık, sessiz sedasız yükseliverdi.
    Kanal D'nin yeni dizisi "Serseri"nin üç bölümü yetti zirveye çıkmasına. "Serseri"nin çekimlerinin yapıldığı Emirgan'da rahat rahat iki kare fotoğrafını çekemedik. Geçen her araç onu tanıdı! Kızlar el salladı, erkekler laf attı. Biz tanık olmadık ama yolda arkasından "Serseri!" diye bağırıyorlarmış!
    Oysa İstanbullu, iyi eğitim görmüş, hali vakti yerinde bir ailenin aklı başında oğlu. Eski deyişle "iyi aile çocuğu". Kibar, kendini olduğundan farklı göstermeye çalışmıyor. "Kendisiyle ilgili şeyleri uluorta söylemekten hoşlanmadığı" için bu söyleşiyi yaparken çok zorlandı.
   
    Genç bir oyuncu olarak birden yıldızlaşmadınız ama parladınız. Fark eden fark etti... Memnun musunuz?
    Evet, çok daha iyi bence. Öyle çok ön taraflarda olmak mizacıma uygun değil. Ama tabii ki işimde çok iyi olmak istiyorum. İşimle kendimi göstermek istediğim için bu şekilde fark edilmek çok hoşuma gidiyor. Aksini zaten yapamam.
   
    Hep oyuncu olmak istemiş miydiniz?
    İlkokul beşinci sınıftan beri! "Ferhangi Şeyler"in kasedi gelmişti. Farkında olmadan onu ezberlemişim. Tiyatroya Şişli Terakki Lisesi'nde başladım. Hem de sahne amiriydim, oyuncu değildim. Çok hoşuma gitti sahne tozu yutmak. Oyunculuk eğitimi almaya karar verdim. Nedim Saban'ın, Amatör Tiyatrolar Çevresi'nin, yerli yabancı çeşitli tiyatrocuların yaptırdığı atölye çalışmalarına katıldım. Sonra yaşım geldi konservatuvar sınavına girdim, kazanamadım! Ertesi yıl tekrar denedim, kazandım. İkinci sınıftan beri Kenter Tiyatrosu'ndayım. "Martı"da, "Nükte"de, "Sırça Kümes"te rol aldım; yedi-sekiz reklam filminde oynadım. İnsanların "Ben bu çocuğu nereden tanıyorum?" dedikleri "Yılan Hikayesi". Ama daha önce de rol alıyordum dizilerde. "Ğ TV" diye bir sitcom'da, "Yıldızların Altında"da, "Çaylak"ta oynadım. Bu arada bir de sinema filminde rol aldım.
   
    "Yaptığım işleri hiç beğenmem"
    "Kolay Para" sizin için iyi bir deneyim olmuştur.
    İnanılmaz bir şeydi, konservatuvardan yeni mezun olmuşum, her genç oyuncunun hayalidir bir filmde oynamak. Karşıdan karşıya geçmek için ışıklarda beklerken Hakan Haksun yanıma geldi, "Biz seni arıyoruz, neredesin? Gel konuşalım" dedi. Beni televizyonda görmüşler. İki haftadır beni düşünüyorlarmış.
   
    Bugüne kadar yaptığınız işleri seçme şansınız oldu mu, yoksa gelen fırsatları mı değerlendirdiniz?
    Rol seçimi doğru mekanda, doğru zamanda, doğru insanın yanında bulunmaktan tutun da sizin performansınıza, niteliklerinize kadar her şeye bağlı. İstisnalar vardır ama kimse gelip "Sana sekiz tane rol veriyoruz, hangisini seçersen biz onu yapacağız" demiyor. Biraz pişmek, açıkçası biraz acı çekmek gerekiyor.
   
    Çektiniz galiba...
    Tabii çekilmez mi! Çalışıyorsunuz, çalışıyorsunuz yapamıyorsunuz! Bu meslekte en zor şey. Eleştiri açısından değil, biraz da benim mizacıma bağlı bir şey. Hiç beğenmem yaptığım işleri. Çok azdır benim böyle "Oh be, aferin oğlum!" dediğim işler...
   
    Bugüne kadar ekranda ya da perdede kendinizi görünce olmuş diyebildiniz mi?
    Çok az. "Kolay Para" için kendi adıma, evet. İlk kez olmasına karşın. Çok korkuyordum. 35mm, beyazperde, Mustafa Uğurlu... Bunlar benim her gün yaşadığım şeyler değil. O konumda bulduğunuz zaman kendinizi, balık gibi duruyorsunuz bir anda setin ortasında "Eyvah, ne yapacağım?" diye. Ama perdede izledikten sonra "Aferin!" dedim kendime.
   
    "Serseri" tümüyle üzerinize odaklanıyor. Sizin için yeni bir dönem başlıyor mu?
    Başlıyor olabilir... Bilmiyorum.
   
    Hiç tepki almadınız mı?
    Aldım, almaz mıyım! Bir dizinin başoyuncusunun, biraz da tutmuş bir dizinin başoyuncusunun alabileceği standart tepkiler. A, evet yolda yürürken arkamdan "Serseri!" diye bağırıyorlar. Bunlar güzel şeyler ama ben daha 25 yaşındayım. Yapılması gereken o kadar çok şey varmış gibi geliyor ki bana! Bunlar herhangi bir rehavete yol açmıyor bende. Bu eğitimden de, mizacımdan da kaynaklanıyor olabilir. Belirli bir popülarite ve maddi-manevi bir gelir sağlıyor şimdiki işim. Şu an yaptığım şeyler bana yetmiyor.
   
    Bundan sonraki hedefiniz ne?
    Ben bir kısa film çektim! Kamera arkası beni çok çok çekiyor. Film çekmek istiyorum diye ortada dolaşırken arkadaşlarla yapıverdik. Çekim, set ortamı, postprodüksiyon, kurgu yapmak özellikle! Kurgu yapmaktan zevk aldım, hatta filmle kurgu seti kazandım! Bilkom i-can Kısa Film Yarışması'nda ikinci oldu filmim. Kurgu yapmayı çok severim.
   
    "Çok kitap okuduğum söylenemez"
    Dizileri iş, sinemayı sanat gibi mi görüyorsunuz?
    Bu biraz ince bir konu. Ben yüz tane kısa film izlediysem 95'ini beğenmemişimdir. Hatta kısa film buhranı diyebileceğim şeyler vardır. O da bir tercih. Dizi çekmek de ilgilendirmiyor beni. Daha çok, uzun metrajdan bile önce, reklamı düşünmüştüm. Reklam çekmek ve kurgulamak, o tarz filmler yapmak. Zaten filmimi de öyle çekmeye çalıştım elimdeki imkanlar dahilinde. Yoksa komik duruma düşersiniz. Beni sinemada çeken anlatım tarzı bu. Hızlı cut'lar, hızlı çekimler, yeni metotlar.
   
    Sinemaya tiyatrodan daha yatkın görünüyorsunuz...
    Öyleyim. İleride sinemacı olacağım. Gün gelecek ben bir şekilde yapacağım bu işi, çünkü kafaya koydum.
   
    Peki, iyi bir izleyici misiniz?
    Değilim.
   
    Ya tiyatro?
    Tabii izlerim. Ama şöyle bir şey var. Biz oynarken her yerde oyun oynandığı için oynamaya başlamadan önce bütün oyunlara gitmeye bakıyoruz. Sonra biz oynarken zaten sahnede olduğumuz için temsiller çakışıyor.
   
    Kitap okur musunuz?
    Çok fazla okuduğumu söyleyemem. Bunun eksikliğini de yaşıyorum. En son okuduğum kitap bir kısa filminde oynadığım Tuna Kiremitçi'nin kitabı.
   
    "Bas gitar çalıyor, ney üflüyorum"
    Hayatı rahat tarafından almayı seviyor gibisiniz...
    Evet, tabii. Bir zaman sonra böyle oldu açıkçası. Yakın geçmişe kadar çok daha stresli bir hayatım vardı. Özel hayatımdan kaynaklanan sorunlar ortadan kalktıktan sonra neden stres altına gireyim, neden kendimi zorlayayım diye düşündüm. Hayatın tadını çıkarmaya başladım. Müzikle ilgileniyorum. Ney üflüyorum. Bas gitarım var. Ama insan içinde çalmıyorum. Bunlar bana yönelik dinlence saatleri. Kafamda bir müzik projesi de var. Bir trio. Ama kesinlikle ticari değil. Kimsenin dinlemesi gerekmiyor.
   
    Her tür sete girip çıktınız bu piyasada. Nasıl değerlendirirsiniz genel durumu?
    Çok fena şeyler oluyor açıkçası. Örneğin geçen sene 85 tane dizi start aldı. Bu aslında yerine göre güzel bir şey olabilirdi. Maalesef bizim ülkemizde rekabeti doğurmuyor. Rekabetin getirdiği nitelik yükselmesini sağlamıyor. Aksine düşürüyor. Yapımcılara ve medya patronlarına çok iş düşüyor. İyi şeyler de oluyor ama hepsine hak tanınmıyor.
   
    İyi işler kendini gösteremiyor, iyi oyuncular gösterebiliyor mu?
    Arada yitip gidenler var. Bu işte şans önemli. Okuldan mezun olan ağabeylerimizden, ablalarımızdan bazılarının bitirme parçalarını izlerken ağzımızın suyu akardı. Ama şimdi yoklar ortada. Bunun sırrını çözebilsek her şey daha güzel olabilir. Kendini göstermeye ben inanmıyorum, galiba. Arada kaynayanların yerine gelenler aslında hiçbir şey...
   
    İlgi çekmek için...
    "Serseri" sayesinde popülariteniz tırmanacak. Yakışıklı olduğunuz için kızlar peşinize düşecek, o zaman ne yapacaksınız?
    Bunlar güzel şeyler ama geçici. Rahatlık sağlamıyor üstümde. Zaten neden oyunculuk yapar ki insan? Yıldız hoca daha ilk derste anlattı bize. Hepimize neden tiyatrocu olmak istediğimizi sordu. Herkes "topluma ışık tutmak" benzeri şeyleri koydu masaya. Bir arkadaşımız "ilgi çekmek için" dedi. Hepimiz esefle, kınayarak dönüp baktık ona. Yıldız hoca da "Doğrudur" dedi. Hepimizin aklının en dibinde bu var...
   
   





 Tuba Akyol
 Yalvaç Ural