|


Yakası açılmadık
evlilik fıkraları
İki arkadaş konuşuyorlardı. Biri:
- Hayatta, dedi; insanların en korktuğu iki şey var; parasızlıkla yalnızlık...
Öteki:
- Doğru, dedi; parasızlıktan siyasete atılarak kurtulabiliyorsun.
- Evet ama, ya yalnızlık?
- Ondan da evlenerek kurtulabilirsin.
- Yani tıpkı, susadığın için kendini azgın bir ırmağa atmak gibi...
***
Genç bir kız, Uzakdoğulu zengin bir armatörle evleniyordu. Annesi, zifaf gecesi için birtakım öğütler verdi kızına:
- Bak kızım, Uzakdoğuluların huylarını pek bilmiyoruz. Cinsel ilişkilerde, birtakım ters adetleri olabilir onların. Sana da, doğal olmayan bir birleşme önerirse, hemen reddet, sakın kabul etme...
Genç kız:
- Tabii anneciğim, tabii; sen hiç merak etme, dedi.
Ve evlendiği Uzakdoğulu kocasıyla balayına çıktılar.
Balayı çok mükemmel geçiyordu. Aksayan hiçbir şey yoktu. Yeni evliler çok iyi anlaşmışlardı birbirleriyle.
Aradan altı ay geçti. Bir gece yatağa girdiklerinde, Uzakdoğulu armatör karısına:
- Sevgilim, dedi; bu kez de, öteki tarafını dönmek istemez misin?
- Ah bak bu olmaz. Asla olmaz. Hemen çıkar bunu aklında.
Uzakdoğulu armatör, hafif şaşkın bir sesle:
- Niçin bu kadar inat ediyorsun, dedi; gerçekten istemiyor musun bir çocuğumuzun olmasını?
***
Havalimanında keyfinden ıslık çalarak gişeye yaklaşan yolcuya gişe memuru:
- Tatile çıkıyorsunuz herhalde, dedi.
- Yok hayır, Antalya'ya balayına gidiyorum.
- Ne kadar güzel. Eşiniz orada mı bekliyor sizi?
- Yok hayır, evde kaldı o; çocuklara bakmak için...
***
Montaigne'in ünlü bir sözü:
İyi bir evlilik, kör bir kadınla sağır bir erkeğin evlenmesiyle olabilir ancak.
Bu da ünlü tiyatro yazarı Labiche'den:
Kadınlar mutlaka evlenmeli, erkekler asla...
Ve yine ünlü tiyatro yazarı Achard'ın bir sözü:
Bir erkeği mutlu eden tek bir evlilik vardır; o da kızının evlenmesi...
***
Çok zengin bir işadamı iflas etmiş. Düşünmüş taşınmış, zengin bir kadınla evlenmekten başka bir çıkış yolu bulamamış:
Dostları:
- Böyle biri var demişler; yaşı biraz geçkince ama, zengin bir dul. Hem Boğaz'da bir yalıya, hem Bodrum'da bir villaya, hem de binmediği bir yata sahip...
- Eh tamam oldu bu iş... Ne kadar iflas etmiş de olsam, benim de yaygın bir şöhretim var, herhalde kabul eder.
Dostları:
- Yalnız, demişler, bir de küçük bir kusuru var zengin dulun...
- Nedir?
- Her nisan başında, tuhaf bir amnezi geçiriyor, düşünce yeteneği kayboluyor, bayağı salaklaşıyor...
- Olsun. O kadar önemli değil. Siz gereken ortamı hazırlayın, hemen nikah kıyalım...
Müflis işadamının dostları:
- Yoo, demişler, hemen olmaz. Şimdi henüz ağustosun başlarındayız. Bir daha yılın nisanını beklemek gerekiyor.
***
Evlilik hakkında pek de olumlu bir fıkraya, yahut top söze rastlanmıyor.
Neden acaba?
Sanırım esprisi iğneli evlilik fıkraları, sadece evli kocaların dağarcığından çıkmada; ünlü yazarların zehirli nükteleri de öyle...
Bekar erkekler bu tür münasebetsizliklerden uzak oldukları için, çok kolay evleniyorlar.
***
Bazı aileler, resmi nikah yanında, bir de imam nikahı kıydırıyorlarmış.
Bunu da, bir paketin kınnapla bağlandıktan sonra, düğmük üstüne düğmük atılmasına benzetiyorlar. Beklenmedik bir anda, açılıp dağılmasından korkulduğu için.
***
Yine ünlü bir tiyatro yazarı olan Salacrou'nun bir sözüyle bitirelim yazıyı:
Mantık yokluğundan ötürü evlenilir. Sabır yokluğundan ötürü boşanılır. Hafıza yokluğundan ötürü tekrar evlenilir.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|