12 Ağustos 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


Wagner dinle, seks hayatın canlansın

           
Yazar Jeanette Winterson gerginlikten kurtulmak isteyenlere Wagner dinlemelerini öneriyor. Üstelik Wagner dinleyenlerin seks hayatlarının da daha canlı olacağını öne sürüyor

    LONDRA
   
    Ünlü romancı Jeanette Winterson'a göre hayatta insanı yenileyen iki deneyim var: Sevdiğiniz biriyle seks yapmak ve operaya gitmek. İkisi de vücudun tümüne hükmedebilen deneyimler; belki vücudun dışına taşabildikleri için.
    Winterson gergin, sinirli ve baş ağrısı olanlara haftada iki kere Wagner dinlemelerini tavsiye ediyor. Üstelik Wagner dinleyenlerin daha dinç olacaklarını ve yatak hayatlarının inanılmaz gelişeceğini iddia ediyor.
   
        Beynimizin sağ kısmı yaratıcı ve hayalci
    Son zamanlarda yapılan araştırmalar orgazmın beynimizin sağ kısmında meydana geldiğini söylüyor. Orgazmla birlikte bu bölgede ufak bir patlama oluyormuş. Sonradan meydana gelen gevşeme ve kendini iyi hissetme hali beynimizin hiperaktif sol kısmına dinlenme şansı tanıyormuş. Sağ kısım yaratıcı ve hayalci. Müzik dinlediğimiz zaman ipler sağ kısmın eline geçiyor ve kendimizi başka bir dünyada hissediyoruz.
    Çok sıkıntılı olduğum ve kendimi hapsolmuş gibi hissettiğim şu son 20 günde kendime bir çıkış noktası ararken, Winterson'un nasihatlarını hatırlayarak hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve 15 günde dört operaya gittim (Üçü Covent Garden'da, biri Glyndebourne'daydı). Dördünün de harika olduğunu söyleyemem ama kısa süre içinde bu kadar müzik beni nasıl yaşadığımız konusunda düşünmeye zorladı.
    Kendimize faydalı olmayacak kadar "sol beyinli" miyiz? Zannedersem evet. Çalışmak, alışveriş yapmak, TV seyretmek aslında kötü bir biçimde var olmak sadece. Tanınmış psikolog Bentowi'ye göre böyle bir yaşam insanı psikozun eşiğine getirir. Psikopat olmak realite ile bağı koparır. Realitenin tanımı ise tümü içerir, yalnızca yüzeysel gerçeği değil. Bu biçim yaşam yüzeysel olduğu için tam bir yaşam sayılmaz. Sinirliliğimiz güncel sıkıntının bir göstergesi. Tanrıya inançsızlığı, uyuşturucu, içki ve medyayı suçlamak ise yanlış.
    Winterson'a göre müzikte, kitap ve resimde olmayan başka bir şey var. O bir nesne değil, her zaman bir deneyim. Bunun için tiyatroya benziyor. Opera, müzik ve dramanın karışımı. Doruktaki etkisi için sahneden seyredilip dinlenmeli. Beynimizin sağ kısmını mutlu etmek istiyorsak, aynı operaları yeni sahnelenmeleri ile seyretmeliyiz. Klasik operaların modern versiyonlarından şikayet edenlere şunu söylüyor Winterson: "Müziğin bize her seferinde yeni bir deneyim olarak ulaşabilmesi için beynimizin yeni tasvirlere ihtiyacı var. Sürprizler olmalı. Bir eserin 'zamanı aştığını' söylediğimiz zaman genellikle yeknesaklığa dönüştüğü için artık bizi uyarmadığını söylemek isteriz.
    Shakespeare'i yenilemek gibi, operayı da yenilemek, bilinen ve hep aynı şekilde yapılan şeylerin eninde sonunda gittiği o rahat bölgenin dışına çıkartır onu. Bize yeni bir deneyim, yeni bir ilişki şansı verir. Sevdiğiniz biriyle seks hem 'aşinalık' rahatlığı hem de yeniden keşif heyecanı tanır. Birbirlerini sürekli keşfetmeyen çiftler için seks deneyimi bitmiş ilişki demektir. Sevgi kalır ama heyecan yok olur biter."
   
    Müzik ruhun, opera ise seksin gıdası
    Winterson'un "Yaz mevsimi operalarından istifade etmeye bakın" tavsiyesi sürükledi operaya beni. Glyndebourne'da Mozart'ın "Idemeno"su, Peter Sellars ve Anish Kapoor ikilisinin üstün bileşimi ile beynin sol kısmına sağ kısmı yenme olanağı vermiyor. Setlerin renkleri, gizemi ve kargaşası ile yaratıcılık doruğa ulaşıyor. Sıradan düşünce tarzı arka plana itilince ortaya çıkan karışıklık yaratıcılığın ilk şartı değil mi zaten? Wagner'in "Tristan ve Isolde"si Nikolaus Lehnhoff'un yönetiminde. Dikkatle izlerseniz, geminin, sarayın ve Tristan'ın kalesinin değişik biçimlerde aydınlatılmış aynı sahne olduğu görülüyor. Bu oval biçimi, derin klostrofobik mekan içinde aşıkların romantik yalıtımını hissedecek ve aşkın olanaksızlığını yaşayacaksınız. Hiç opera seyretmediyseniz bunu mutlaka seyredin. Ben son perdede sürekli ağladım. Böyle de olması gerekiyordu zaten. Ama sonunda kendimi hafiflemiş hissettim.
    Her opera deneyiminiz böyle yüceltici olmasa da gitmekten vazgeçmeyin. Winterson'un "Seyredin, seyredin, yine seyredin" sözlerinde bir gerçek payı var. Yaşamlarında sanata daha fazla yer ayıranların "nesneler"e olan ilgilerinin azaldığı şüphesiz. Bu kadar basit. Operayı sevmeye başladığımı söylediğimde kimi arkadaşlarım bunun bir yaşlanma işareti olduğunu söylüyor. Bu yaşlanmaksa, hiç kabullenmeyi istemediğim yaşlanmayı seveceğim galiba. Çünkü "nesnelerden" ziyade "deneyimler" beni daha çok mutlu ediyor, bu deneyimler de bütünleştiğimi hissettiğim dakikalarda odaklanmış.
    Müzik ruhun gıdasıysa, opera da seksin gıdası en azından!
   
    Yazara e-mail
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer