12 Ağustos 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


Bir başyapıt: "Adlin"

           
Memet Fuat'ın ölümünden sonra yayımlanan son romanı "Adlin" bir dönemi, bir çevreyi o kadar renkli, o kadar ayrıntılı yansıtıyor ki hayran olmamak elde değil

   
    Memet Fuat'ın bende çok ayrı, çok özel bir yeri var. İnsan olarak da, sanatçı olarak da, düşünür olarak da, eleştirmen olarak da her zaman büyük saygı duydum ona. Bugün üç-beş satır, üç-beş dize yazabiliyorsam, bunda Memet Fuat'ın payı olduğunu hep söylemişimdir. Yalnız bana mı, adlarını sıralamaya kalksam koca bir liste oluşturacak nice yazara, çevirmene olağanüstü emeği geçmiştir onun. Bir yazısında belirttiği gibi, kendisinden çok başkalarını gözetmiştir Memet Fuat. Bu yüzden kendi yazarlığını bilerek, isteyerek gölgelemiştir.
    ***
    Çiçeği burnunda bir şairken, yazdıklarımın Varlık'ta, Yeditepe'de, daha sonraları Pazar Postası'nda yayımlanması beni mutlu kılıyordu. Ama bu konuda en büyük mutluluğu Memet Fuat, Yeni Dergi şairleri arasına katılmamı istediğinde duymuştum.
    Öyle her şairin şiirleri yayımlanmıyordu dergide. Birkaç şair, o kadar. Onlar da yazdıklarını sadece Yeni Dergi'ye vereceklerdi. Üç ayda bir şiirleri, yılda bir kere de kitapları yayımlanacaktı.
        O şairler arasında değildim. Dergiye çeviriler yapıyordum ama Memet Fuat şiir istemiyordu benden. Ben de, "Şiirlerimi yayımlar mısınız?" diyemiyordum. Bir de kitabımı hazırlamıştım, "Virgülün Başından Geçenler"i. Kendim bastırıp dağıtacaktım. Kitap dizgi için İstanbul Matbaası'ndaydı. Yaşar Nabi'ye yapacağım çeviriyle giderleri karşılayacaktım.
    O günlerde Varlık'ta bir şiirim yayımlandı: "Hançer". Memet Fuat okumuş. Sevdiğini söyledi. Sonra, "Seni de bizim derginin şairleri arasına alalım mı artık?" diye sordu.
    Heyecandan dilim tutuldu.
    "Getir yeni şiirlerini. Onlarla birlikte 'Hançer'i de yeniden yayımlayalım."
    O kadarla kalsa iyi. "Virgülün Başından Geçenler"i de yayımlamayı önerdi.
    Keyiften günlerce ıslık çaldım sokaklarda.
    Benim için önemli olan, şiirlerimin ya da kitabımın yayımlanıp yayımlanmaması değildi. Memet Fuat'ın değerlendirmesiydi.
    "Virgülün Başından Geçenler"i "İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür" ile "Şeytanın Altınları" izleyecekti. Tek perdelik oyunların yanı sıra "Şişkolarla Sıskalar", "Vietnam'a Sevgiler" gibi çevirilerim de De Yayınları arasında çıkacaktı.
    Anılarıma bakıyorum. Şunları yazmışım:
    "Yeni Dergi bir okuldu. Memet Fuat bir öğretmendi. Öğrenmemiz gerekenleri 'dikte' etmiyordu. Kendi kendimize sorular sormamızı sağlıyordu. Bir duvarın arkasındaki yolları gösteriyordu. O yollardan dağlara vurmak bize kalmıştı artık.
    Kimimiz dağlara vurduk, kimimiz ovalara, ormanlara. Kentlere, kalabalıkların ortasına. Ama Yeni Dergi'den bu yana nereye gittimse, ne zaman iki satır karaladımsa, dönüp arkama baktım hep. 'Memet Fuat geldiğim bu yer için ne der? Şu yazdığımı beğenir mi acaba?' diye düşündüm."
    ***
    Yayıncılık, editörlük yaptığı dönemlerde uzun süre tek kitabıyla, "Düşünceye Saygı"sıyla yetinmek zorunda kaldık. Yaşamının son yıllarında, geçmişin öcünü alırcasına arka arkaya kitaplar yazdı, yayımladı Memet Fuat.
    Geçmişin "Yaşadığımız"ı yeniden gün ışığına çıktı.
    "Seni Deliler Gibi"yi okuduk.
    Şimdi de romanı "Adlin" (Adam Düzyazı Klasikleri) yayımlandı. Öldükten sonra.
    ***
    Memet Fuat bize nesnel olmayı öğretmişti. Yargı verirken kişisel duygulardan arınmayı. Bunları yapmaya hep özen gösterdim.
    Ama söz konusu Memet Fuat'sa, ne yalan söyleyeyim, nesnel olamıyorum. İstesem de olamam zaten.
    "Adlin"i okurken de herhangi bir okur değildim. Kitapta anlatılanların bir bölümünü onun ağzından dinlemiş, bazı kişileri tanımış, olayların geçtiği yerleri görmüş biriydim.
    Bu yüzden bir roman gibi okuyamadım kitabı. Adam Yayınları "Adlin"i bir "kısa roman" olarak sunuyor ama roman mı, öykü mü, anı mı, bilemiyorum. "Yaşadığımız"ı, "Gölgede Kalan Yıllar"ı tamamlayan bir yapıt. Ne olursa olsun, bence bir başyapıt. Herkesin okuması gereken bir başyapıt.
    ***
    "Adlin" kısacık bir anlatı. 86 küçük sayfa. Ama bir dönemi, bir çevreyi o kadar renkli, o kadar ayrıntılı yansıtıyor, çeşitli kesimlerden birçok kişiyi "tipler" olarak değil de, "yaşayan karakterler" olarak öyle başarıyla canlandırıyor ki, şaşırmamak elde değil.
    Kitapta Memet Fuat'ın özellikleri hemen beliriyor: Su gibi akıp giden bir dil ve yalınlık.
    Özentisiz, ustalık gösterilerinden uzak bu dil Memet Fuat'ın bütün yapıtlarında görülüyor zaten. Yalınlık da. Yalınlık peşinde koşarken yavanlığın tuzağına düşen yazarlar için basbayağı bir ders kitabı "Adlin".
    Memet Fuat'ın öteki anlatılarını, "Yaşadağımız"ı, "Seni Deliler Gibi"yi okumuş, sevmiştim. Ama en çok "Adlin"i sevdim. Onu hayran olduğum başka kısa anlatıların, sözgelimi Carlos Fuentes'in "Aura"sının yanına koydum.
    Bu arada, büyük bir üzüntüye kapıldığımı da belirteyim. Keşke "Yaşadığımız"dan sonra romana ağırlık verseymiş Memet Fuat. Biraz olsun bencillik etseymiş. Başkaları için harcadığı vaktin yarısını kendine ayırsaymış.
    Kim bilir ne "Adlin"lerle zenginleşecektik?
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer