14 Ağustos 2003 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Faizciler perişan

       
    1960'lı yıllarda biz karı koca Devlet Planlama Teşkilatı'nda çalışırdık. O zamanlar tüm teşkilat, odacısı, sekreteri dahil 85 kişi idi. Bu 85 kişi de memleketin tüm dertlerini kendilerine dert edinmişti!..
    O yıllarda bizim buğday verimimiz düşük olduğundan, havalar kurak gittiğinde buğday ithal etmek zorunda kalırdık. Buğday açığı 250 - 280 milyon dolara mal olurdu. Ama o yıllarda bu kadar döviz bulmak dert idi... Havalar iyi gider, yağış olur ise, bu defa da buğday fazlası ortaya çıkar, TMO buğday satın alacak para bulamazdı. Merkez Bankası para basmak zorunda kalınca da yüzde 7 dolayındaki enflasyon kontrolden çıkardı.
   
   
Derdimiz hiç bitmezdi
    Bu nedenle hayatında tarla sürmemiş, tohum nedir bilmeyen biz plancılar, her sabah uyanır uyanmaz pencereden göğe bakmayı adet edinmiştik... Hava güneşli ise, "Eyvaahhh... Bu yıl kurak geçecek. Buğday olmayacak. 250 milyon doları nereden bulup da buğday ithal edeceğiz?" diyerek dertlenirdik. Hava yağışlı ise, "Eyvaaaahhhh... Bu yıl yağışlar iyi... Buğday çok olacak... TMO buğday almak için para bulamayacak. Merkez Bankası banknot basacak... Enflasyon kontrolden çıkacak..." diye dertlenirdik... Açık anlatımıyla hava güneşli de olsa, yağmurlu da olsa bizim derdimiz bitmezdi...
    Bunları neden anlatıyorum? Şimdi faiz konusunda benzer bir tablo ortaya çıktı. Faizler yükseliyor... "Eyvaaahhh... Hazine bu faizi nasıl ödeyecek?" diyerek dertleniyoruz. Faizler aşağıya inmeye başlıyor. "Eyvaaahh... Ayşe Hanım Teyzem ile Ali Rıza Bey Amcamın faiz geliri düştü... Perişan olacaklar..." diyerek dertleniyoruz.
    Merkez Bankası faizleri indirdi. Ardından bono faizleri inmeye başladı... Ayşe Hanım Teyzem ile Ali Rıza Bey Amcam gibi yaşamlarını faiz gelirine bağlayanlar acep ne durumda diyerek dün banka banka gezdim. İşte tespitlerim:
   
  • Bankalar döviz mevduatı nerede ise hiç faiz vermeyecek. Dolar mevduatın faizi yüzde 2.00, euro mevduatın faizi yüzde 2.50. Bunlar brüt faiz. Yüzde 17.6 vergi ve fon kesintisinden sonra net olarak bir şey kalmıyor.
  • Bankalar 1 ay vadeli mevduata yüzde 30, yüzde 33 faiz veriyor. Bu brüt faizden çıkarınız yüzde 17.6 oranındaki vergi ve fon kesintisini. Kalır yüzde 24.72 veya yüzde 27.20 oranında net faiz.
  • Dün Ziraat Bankası 1 günlük repoya yüzde 21, yedi günlük repoya yüzde 24 faiz veriyordu. Repoda vergi ve fon kesintisi yüzde 22 oranında. Demek ki reponun net olarak yüzde 17.38 ile yüzde 18.72 oranında net getirisi var.
  • Bu durumda "Ayşe Hanım Teyzemler, Ali Rıza Bey Amcamlar ne yapıyor?" diyerek sual eyledim. Bankadaki görevli, "Hazine bonosu satın alıyorlar. 91 gün vadeli bonoyu yüzde 30 basit faiz ile satıyoruz. 1 milyar lirasını bonoya bağlayan 3 ay sonra 1 milyar 75 milyon lira alacak" dedi. Bonoda vergi kesintisi yok.
  • Fonların durumunu sordum... Likit fonların geliri bono ve repo gelirine bağlı olduğundan fonların net getirisi de düşmüş.
  • Bankaların durumu nedir diye merak eyledim. Anlattılar... Merkez Bankası bankaların gecelik olarak yatırdığı paraya yüzde 32 faiz ödüyor. Bankalar boştaki paralarını daha büyük ölçüde Hazine bonosuna bağlamaya başlamış.

  •     Velhasıl "faizcilerin durumu perişan..." Buna mı üzüleceğiz, yoksa Hazine'nin faiz oranları düşüyor diye mi sevineceğiz? Siz karar veriniz...
       
        guras@milliyet.com.tr
       
       





    Taha AKYOL
    Irak'ta Mehmetçik nasıl karşılanır?

    Çetin ALTAN
    Halikarnas Balıkçısı, Bodrum ve çağdaşlık sambası

    Fikret BİLA
    Sezer'in duruşu

    Hasan CEMAL
    Irak'a asker!

    Yılmaz ÇETİNER
    Parfüm kokan tesettürlü hanımlar...

    Güneri CIVAOĞLU
    DYP sürprizi

    Can DÜNDAR
    Hükümdarın dönüşü

    Hurşit GÜNEŞ
    Amerika paçayı toparlayabilecek mi?

    Doğan HEPER
    Geç ama olumlu

    Sami KOHEN
    Pratik yaklaşım

    Mehmet Y. YILMAZ
    BDDK, parayı geri almayı gerçekten istiyor mu?

    Hasan PULUR
    Teknoloji, insan ve İSKİ...

    Derya SAZAK
    Onlar dönerken

    Meral TAMER
    Sebze - meyve derken, evde marijuana bile yetiştiren var!

    Yaman TÖRÜNER
    Başarı çemberi

    Güngör URAS
    Faizciler perişan

    Serpil YILMAZ
    Yiğit söylüyor BDDK uyuyor mu?