|


Ne kadar sağlıklı besleniyoruz?
Tarım Bakanı Sami Güçlü ile yaptığımız programdan sonra kafam iyice karıştı. Alışverişlerde daha titiz olmaya başladım. Sebze alırken nasıl sulandığını, hormonlu olup olmadığını, içecek ve süt mamullerini alırken son kullanma tarihlerini, balık alırken kültür balığı olup olmadığına bakmaya başladım.
Meğerse bugüne kadar hiçbir şeye dikkat etmiyormuşuz. Aman siz siz olun yine eskisi gibi devam edin. Yoksa siz de benim gibi rahatsız olmanın ötesinde hiçbir şey elde edemezsiniz!..
Dün araba ile gelirken radyoda bir uzman anlatıyordu. Haliç'te, İzmit ve İzmir Körfezi'nde tutulan balıkların hiçbiri sağlıklı değil. Yenilmesi, hastalığa davetiye çıkartır diyordu. Oysa hemen hepsinde balık tutan ve sonrasında bunları afiyet ile yiyen o kadar çok kişi var ki...
Güya tüm içeceklerin, sütün, yoğurdun üzerinde son kullanma tarihinin olması gerekiyor. Bir dikkat edin, ne kadarında var. Ayrıca süresi geçen ne kadar çok ürünle karşılaşacaksınız...
Bakan Bey'in de söylediği gibi Türkiye'deki akarsular endüstri artıklarının yanı sıra kirli suların da arıtılmadan döküldüğü yerler. Ve maalesef yetişen sebzelerin çoğunluğu bu sularla sulanıyor. Kafaya taktım ya geçen gün konunun uzmanlarına, sudaki ve topraktaki atık ve artıklar sebzelere ve balıklara da geçer mi diye sordum. Evet dediler.
Anlayacağınız, çevre mühendislerimiz, ziraat mühendislerimiz işsiz, güçsüz gezerken doğal kaynaklarımız hızla kirleniyor, yediğimiz ürünler her geçen gün doğal özelliğini kaybediyor...
Avrupa Birliği deyip duruyoruz. Hemen her konuda uyum yasaları çıkarıyoruz. Peki yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız ürünlere standart getirmeye sıra ne zaman gelecek?
Geçenlerde bir yerlerde okudum. Bir Alman firması, ithal edeceği tişörtlerin üretildiği pamuk tarlasındaki işçilerin sigortası var mı, yok mu onun belgelenmesini istemiş. Yurtdışı ile işi olanlar için belki normal bir prosedür. Ama adamlar bakın neye bile dikkat ediyorlar diye şaştım kaldım. Demek ki kalite ve sosyal refah böyle yakalanıyormuş...
Organik tarım yani doğal koşullarda yapılan tarım, ülkemizde de giderek önem kazanıyor. Ama bu konuda biz tüketicilere büyük görev düşüyor. Her şeyi sorup sorgulamamız gerekiyor. Yoksa ağzımızın tadının kaçtığı ile kalmaz, bir de sağlığımızdan oluruz.
Pazar günü, böyle bir yazı yazıp insanın keyfini kaçırmanın ne alemi var diyebilirsiniz. Ama hafta içinde eğitime yönelik o kadar çok konu var ki böylesi konulara sıra gelmiyor. Ayrıca televizyon, gazete ve dergilerde onca abuk sabuk konuya sayfalar ve saatler ayrılırken yaşamımızı böylesine yakından ilgilendiren konulara neden hiç yer verilmez, bir türlü anlayabilmiş değilim.
Özetin özeti: Çok sıradan gibi gözüken bazı konular, gün gelir yaşamınızın en önemli sorunu haline dönüşebilir. Ciddiye aldığınızda ise iş işten geçmiş olur. Bir kez daha anladık ki her şeyin başı eğitim. Üretici ve tüketicileri fazlası ile bilgilendirme zamanı geldi de geçiyor...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|

|