18 Ağustos 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


Yazma serüveninin eşiğinde

           
Çocukluğum bir kitap cennetinde geçti. Yayımlanan ilk eserim ise ilkokul dördüncü sınıfta yazdığım bir öykü oldu

   
    Şu aralar "Murathan Mungan'ın Seçtikleriyle Yazıhane" (Metis Yayınları) kitabını okuyorum. Kitaptaki yazılardan bazıları, özellikle George Orwell'in yazarlığa nasıl başladığını anlatan yazısı, beni kendi yazma serüvenimin ilk yıllarına götürdü.
    Benim çocukluğum da bir kitap cennetinde geçmişti.
    Babam pek meraklı değildi kitaba. Daha çok gazete, dergi okurdu. Ama ben daha ilkokul birinci sınıftayken İstanbul'dan dünyanın kitabını getirtmiş, hepsini kendi dokuttuğu kumaşlarla ciltletip sonraki yıllar için eşsiz bir hazine hazırlamıştı. Neler yoktu bu hazinede... O'Henry'nin "Bolivar İki Kişiyi Çekemez"inden Charles Dickens'ın "David Copperfield"ine, Gorki'nin "Stepte"sine, Anatole France'ın "Allahlar Susamışlardı"sına kadar yüzlerce kitap. Sabahattin Ali'lerden, Reşat Nuri'lerden, Memduh Şevket'lerden, Sadri Ertemler'den, Ercüment Ekrem'lerden, Esat Mahmut'lardan oluşan bir yerli yazarlar yelpazesi...
    Biraz büyüyünce kitaplığı ben de genişletmeye başlayacaktım.
    ***
    Eve birçok dergi alınırdı. Realite, Ayda Bir, Karikatür hiç kaçırılmazdı. Realite'de İkinci Dünya Savaşı fotoğraflarına bakardım. Ayda Bir'in resimli sayfalarını severdim en çok. Arada şiirlere de göz attığım olurdu.
    Karikatür'de Ramiz'in Tombul Teyze'siyle Sıska Dayı'sına en çok ninem bayılırdı. Altyazıyı üç-dört kere okutur, "Gözü kör olasıca!" der, basardı kahkahayı.
    Çocuk Haftası'yla 1001 Roman'ı da ben kaçırmazdım. Tarzan'ın, Mandrake'yle Abdullah'ın serüvenleri okunduktan sonra kesilir, "kutu sinema"mın filmleri arasına girerdi.
    Babamın arkadaşı Abdullah Çavuş'un oğlu Tahsin ağabeyin bana armağan ettiği cilt cilt eski çocuk dergilerini yıllarca sakladım.
    Okuduklarım arasında, haftalık Şerlok Holmes ile Nat Pinkerton da vardı. Şerlok Holmes'i biraz daha fazla severdim.
    ***
    İlk kitabım, Grimm Kardeşler'in "Gençlik Hikayeleri"ydi. Okuma-yazma öğrenmeden önce anneme okutturmuştum. "Yahudi ile Kemancı" masalına bayılırdım. Zavallı annem, haftada en az bir kere okumak zorunda kalırdı onu. Her keresinde de, yeni dinliyormuşum gibi gülerdim. Annem de gülerdi.
    Yayımlanan ilk yapıtım ise ilkokul dördüncü sınıftayken yazdığım bir öyküydü. 100-150 sözcükten oluşan "Fakir Aile", Antep'te bir gazetede yayımlandığı zaman dünyada benden mutlusu yoktu. Benden büyük yazar da yoktu. Define bularak zengin olan yoksul bir aileyi anlatmıştım.
    Yine o sıralarda, babamın daktilosuyla haftalık bir gazete çıkarmaya başladım evde. Dosya kağıdının iki yanını da daktiloyla doldurmak saatlerimi alıyordu. Sonradan alıştım, daha hızlı yazmaya başladım. Daktilosuyla dostluğumu gören babam onu bana verdi. Yaşıtım Erika hâlâ duruyor, tıkır tıkır çalışıyor, bir kere bile onarıma gitmedi. Dağlarca bir ara beni ne zaman görse, "Küçük, pirinç bir levhaya 'Tahsin Tamer' yazdırıp daktilonun yanına yapıştıracağım" derdi.
    ***
    Edebiyat dergileriyle tanışıklığımı Mustafa Dayı'nın oğlu Hasan sağladı. Avni Dökmeci'nin Kaynak'ı gördüğüm ilk edebiyat dergisiydi. Yıllar sonra ilk şiirim de Kaynak'ta yayımlanacaktı: "Dünyanın Bir Köşesinden-Lucia". Asaf Halet'in Mariyya'sı, Özdemir Asaf'ın Lavinia'sı, Attila İlhan'ın Pia'sı olur da benim Lucia'm olmaz mıydı!
    Bu şiirin Kaynak'ta yayımlandığını görünce günde üç şiir yazıp Varlık'a, Yeditepe'ye, Şairler Yaprağı'na postalamaya başlamıştım. Şairler Yaprağı'nın ömrü şiirlerimi yayımlamaya yetmedi ama yıllar sonra Yaşar Nabi de, Hüsamettin Bozok da şiirlerimi, çevirilerimi, kitaplarımı unutamayacağım bir yakınlıkla değerlendirdiler.
    Yazdığım şiirleri Kırkayak bahçesinde, içtiğimiz su ayrı gitmeyen sevgili dostum Cevat'a (Özer) ve Onat'a (Kutlar) okurdum hemen. Öykünmelerle, sıradan etkilerle dolu saçmasapan şeylerdi hepsi. Onat her zamanki ciddiliğiyle dinler, "Mükemmel. Mısraların kuruluşu kusursuz" derdi. Başka bir şey demezdi. Günün birinde, yazdığımı bir daha okuttu. "Hah", dedi, "işte şimdi kendi sesini bulmaya başladın."
    O gün nasıl da keyiflenmiştim. Onat'ın görüşlerinin apayrı bir yeri ve değeri vardı çünkü. Mantığın, düzeyliliğin simgesiydi o.
    ***
    Murathan Mungan'ın seçtikleri beni nerelere götürdü... "Yazıhane"nin içindekileri, on yabancı yazarın "Niçin yazıyorum?" sorusuna verdikleri yanıtları haftaya bırakalım.
    Mungan'ın kendi yanıtını şimdiden belirterek: "Doğrusunu söylemek gerekirse, ben de tam olarak bilmiyorum."
   
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer