18 Ağustos 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. AHMET İNSEL:
   
Sohbet Odası'nın bu haftaki konuğu Prof. Ahmet İnsel

   
AKP 'sol parti'nin de boşluğunu doldurdu
   
3 Kasım seçimlerinde çevrenin merkeze nazaran siyasete döndüğünü anlatan Prof. İnsel, "Ben bunu sol partinin yapmasını isterdim" dedi

        SOHBET ODASI - DERYA SAZAK

   
    AKP, kuruluştan itibaren kendisini 'muhafazakâr demokrasi' diye tanımlanan bir çizgiye oturtmaya çalışıyor. DP - AP geleneğinin devamı bu yer köklerini 'siyasal İslam'dan alan bir kadro için ne ölçüde gerçekçi? 9 aylık iktidar deneyiminde AKP nasıl görüntü verdi?
    AKP'nin hükümet pratiği beklenenden daha iyi. AKP seçimi kazandığında klasik elit çevreler bu iktidarın bir felaket olacağı kampanyası yürütmüşlerdi. Seçmeni korkutarak yönlendirme uğraşı verildi. Bu açıdan bakılınca AKP'nin hükümet icraatı 'kâbus senaryoları'na yol açmadı. İktisat politikaları açısından da başarılı olduğunu söyleyebiliriz.
   
    IMF programını sürdürüyor.
    AKP, biraz popülist gibi gözükse de IMF programından sapmadı. Önceki hükümetten daha tutarlı politika izliyor. AKP'nin iktisat politikasını global olarak eleştirebiliriz. Ama devraldığı çizgi içinde programı tutarlı şekilde devam ettirdiğini görüyoruz.
   
    Gösterişe yönelik düğün
    AKP'yi nasıl tanımlıyorsunuz?
    İktisadi program itibariyle liberal. Pazar ekonomisi merkezli bir yapılanmayı kabul ediyor, girişimciliğe açıklar. AKP'nin militan tabanı, esnaf sanatkâr ağırlıkta. Kültürel cephesiyle baktığımızda AKP muhafazakâr.
    Başbakan'ın oğlunun düğünü topluma muhafazakârlığın ötesinde mesajlar vermedi mi?
    Klasik bir muhafazakâr düğünü olmadı. Gösterişe yönelik, bir orta sınıf özentisi yanı da var.
   
    Pop bir modernleşme
    Görücü usulü evlilik, 17 yaşındaki gelin tesettürlü ve eğitimini şimdilik yarım bırakmış durumda. İslamcı kadının kamusal yaşamda görünürlük simgesi olan 'türban' bu olayda 'eve kapanma' halini yansıtmıyor mu?
    Bu görüntüler, klasik muhafazakâr aile yapısının tercihi. Aynı zamanda modernleşmeye hevesli bir muhafazakârlık. Pop bir modernleşme!.. Pop muhafazakârlık... Özenti ve gösteriş. Türkiye orta sınıf davranışı, bunun laik, modernist göstergelerle takviyesi. Kapalı ailenin düğünü ancak evlenen genç çift Boğaz'da beş yıldızlı otelde balayı geçiriyor.
    AKP'yi liberal, muhafazakâr olarak tanımladık üçüncü cephesiyle, siyasi planda bakarsak, AKP asgari demokrat bir parti. Militan demokrat bir çizgide değil. DP, AP geleneğinin takipçisi. Seçimlere saygılıdır. Seçimlerin gündemden kaldırılması, Cezayir örneği gibi...
   
    Demokraside asgari limit
    Seçimle gelirler ama gitmezler endişesi.
    AKP sandık sonuçlarına saygılı ama bunu kendi lehine kullanmada elbette fütursuzca davranabilecek eğilimler içeren bir demokrasi anlayışı. Bazı anlarda demokrasinin o asgari limitine sadık kalarak yeterli olduğunu düşünmek. Örneğin elindeki çoğunluğu bir 'çoğunluk diktatörlüğü' gibi kullanma eğilimi de içerebilir. Bugüne kadar yapmadılar!
    Yapabilirler mi?
    Potansiyel olarak yapabilir.
    AKP kadroları, başta Tayyip Erdoğan olmak üzere 'değiştikleri' iddiasındalar.
    AKP ile 3 Kasım seçimleri ertesinde çevrenin, merkeze (devlet) nazaran siyasete yeniden dönmesi aşaması yaşandı. Bu çok olumlu. Ben bunu en azından kendi hesabına sol partinin yapmasını isterdim. AKP solun yapamadığını yaptı, o boşluğu doldurdu.
    28 Şubat milat oldu.
    AKP kadroları, kendilerinin dışlanmış olduğunu düşünen 'öteki' denilen insanlar. Kolay bir şey değil. Başbakansınız, eşiniz türbanlı olduğu için ciddi bir ayrımcılığa tabisiniz. Resmi alandan dışlanma... Türkiye'de devletin bu konudaki katı tavrını bu çevrenin kırılmasını ve kendini ispat için yumuşamasını getirebiliyor ama bir dışlanmış hissini de sürekli canlı tutuyor.
    Nerede buluşulacak? Anayasa'daki laik düzenle, 'toplumu İslamileştirme' arasında bir tercihe mi sürükleniyoruz? AKP Meclis'te anayasal çoğunluğa ulaştı. Uzlaşma nerede olacak?
    AKP uzlaşma adresi olacak. DP, AP geleneğinin sağın yeni koşullar çerçevesinde buluştuğu alan AKP gözüküyor. Ancak tarih ilerliyor, CHP'nin bir türlü ilerletemediği tarih başka yerlerde ilerliyor! CHP hala 1930'lar 'altın çağı'nı yaşamaya çalışıyor. AKP'nin 1950 - 60'lar 'altın çağı'nı yaşamak gibi iddiası yok. Bu dönemin DP ve AP'si olmak iddiasında. Yeni çağın sağı!
    2005'te AB müzakere takvimi alınırsa AKP'nin seçimi kazanma olasılığı yükselir.
    Elbette. İkinci seçimi de kazanır. Burada CHP'nin değerlendirmesine katılmıyorum: AB istiyor diye yapıyorsunuz, bu kadar demokratikleşme 'yeter' tavrı AKP'yi demokrat, CHP'yi otoriter kampta gösteriyor. Devletçi yapıyor. Aslında CHP parlamentoda her zaman bu tavrı benimsemedi, 7'nci pakete destek verdi. Sanki karşıymış gibi tavır alması nedeniyle seçim zamanı kendi hanesine bir şey yazılmayacak.
   
    CHP gençlerin tercihi değil
    CHP'de bir yenileşme bekliyor musunuz? .
    Genç seçmenin tercihi CHP değil. CHP, bugünkü kadro ve politikalarda ısrar ederse benim endişem giderek 'gelecekten ürken' yaşlı insanların partisi haline gelmesi ve buzullaşmasıdır.
    CHP yönetimi eski Sovyet Politbürosu gibi.
    Dikkat edin, 'Şeriat gelecek' tehlikesi üzerine politika yapıyor. Aslında Meclis'te AB paketlerini destekliyor ama dışarıya karşı verdiği imajla kendine zarar veriyor. Demokratikleşme tekelini AKP'ye bırakıyor.
    Bu irrasyonel. CHP'de bir Deniz Baykal sorunu var. Baykal tarzı siyaset sorunu var. Kendi merkezli siyaset uygulaması, temeli olmayan bir hırçınlıkta bir 'mızmızlanma'.
   
   
Asker göndermek büyük hata olur
    Türkiye Irak'a asker göndermeli mi?
    Hayır. ABD'nin Irak'ta ne yapacağını bilmediğimiz bir dönemde asker göndermek büyük hata olur. Orada askerlerimiz öldüğü zaman AKP hükümetini kimse tutamaz. BM, Irak'ta yeni yönetimi tanır gibi yaptı ama savaş sonrası bir 'afet yönetimi' gibi görüyor. Türkiye'nin bu şartlarda Irak'a gitmesinin hiçbir meşruiyeti olmayacak. Bu durumda Türkiye ABD'nin bir 'emir kulu' olarak mı gidiyor sorusu gündeme gelir. Amerikalı aileler, 'çocuklarımızı geri gönderin' kampanyası açtılar. Onlar dönerken bizim Amerika'nın jandarması, inzibat gücü olarak Irak'a gitmemiz çok yanlış. 1 Mart'da Meclis'in kazandırdığı saygınlığı sürdürmeliyiz. Kuzey Irak'ta, 'Irak Kürdistanı'nda özerk federe cumhuriyeti kurulması olasılığını kabul ederek buna göre siyaset üretmeliyiz.
   
   
Kısa vadede alternatif yok
    AKP'yi aşmak nasıl mümkün olacak?
    Kısa vadede kolay olmayacak. 1990'ların bıraktığı bir enkaz var ortada. 3 Kasım'da yıkıma uğrayan o enkazın küllerinden yeni insanlar, liderler çıkacak; yeni oluşumlar gerçekleşecek. Şu anda AKP'ye alternatif yok. Genç Parti türü seçenek de sağlıklı değil. Sorunlu. Programı olmayan, 'istemezük' diyen Patrona Halil Partisi türü tepkisel bir örgütlenme AKP'ye alternatif oluşturmaz. Bir mucize beklenmesin. Alternatif için zaman ve sabır gerekiyor. Sorun sadece AKP'nin alternatifini yaratmak değil, CHP'yi zorlayacak bir sol girişim de olmalı.
   
   
YÖK reformunun talihsizliği
    YÖK taslağıyla ilgili tartışmaları nasıl karşıladınız?
    Dikkat edilirse YÖK'le ilgili değişiklik MGK'dan daha çok endişe yaratıyor üniversitelerde. Statükocu çevreler, 'Şeriat gelecek' öcüsüyle sarılıyor. AKP'nin tabanından gelen imam hatipler ve üniversitelerde türban konusunda baskı var. Her şeyin imam hatip meselesine odaklanması üniversite reformunun başındaki en büyük talihsizlik.
    YÖK'ün dağıtılması ve üyelerinin Cumhurbaşkanı yerine hükümetçe atanacak olması üniversiteyi 'siyasi erk'in güdümüne sokmayacak mı?
    'Ehveni şer' diye YÖK'ü savunmak yanlış. AKP'nin otoriter eğilimlerini elbette görmeliyiz. Tayyip Erdoğan çok ciddi otoriter eğilimleri olan bir kişi. Dini tınılı bir muhafazakarlığın 'Biz zaten gerçek doğruyu haiziz, yanlış yapmayız' anlayışından kaynaklanan bir otoriterizm söz konusu. AKP, üniversite içindeki 'Türk İslam sentezci' kadroların değişiklik baskısı altında. Bu çevre üniversiteye 12 Eylül sonrasında 'sol gelmesin' diye yerleştirildi. Üniversitenin çoğul düşünceye açılmasında AKP'nin karşısındaki 'Kemalist militan' kadro da, YÖK reformunu tümüyle reddetme eğiliminde. Üniversite kendi modelini ortaya koymalıdır.
   
   

SİYASET


Sohbet Odası'nın bu haftaki konuğu Prof. Ahmet İnsel
Türkiye'nin AB'den geriye dönüşü yok
ODTÜ: YÖK taslağı reformdan uzak
Erken seçim için talep gelmedi...
Ata'nın önünde hatıra fotoğrafı
Mumcu, kazı başkanını şoke etti





Derya SAZAK
Yıkılmayan umutlar


 Partilerarası Uzlaşma Komisyonunun uzlaşmaya vardığı Anayasa değişikliği metni için tıklayın
 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)
 DGM Savcılığı'nın Milli Görüş davası mütalaası


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri


 DSP
 MHP
 ANAP
 DYP
 AKP
 SP
 CHP
 BBP


 ADANA
 ADAPAZARI
 ANKARA
 ANTALYA
 BURSA
 ESKİŞEHİR
 GAZİANTEP
 İSTANBUL
 İZMİR
 KOCAELİ
 KONYA
 SAMSUN